Portakal şehrinin hikayesi

    Motivasyon Atölyesi - Emir Hepoğlu
    Köşe yazısını paylaş : | Yazıcı Dostu Gösterim | Arkadaşına Gönder
    Ülkenin birinde bir zamanlar portakalı meşhur bir şehir varmış.


    PORTAKAL ŞEHRİ

    Ülkenin birinde bir zamanlar portakalı meşhur bir şehir varmış. Şehrin her bir köşesi portakal bahçeleri ile bezeliymiş. Şehri halkı ise portakal ticaretinden çok para kazanıyormuş.  Bu şehrin ileri gelenleri de şehrin ambleminden tutunda, şenliğinden, festivaline, bayramından, ödülüne her şeye portakal adını vermişler. Uzunca bir süre bu portakal imajı şehrin teması olmuş ve yıllarca bu şekilde anılmasını sağlamış. Zaten şehre gelen ziyaretçilerde sokaklarda aldıkları yoğun turunç kokusu vesilesi ister istemez havaya girer burayı portakal cumhuriyeti beller imiş.

    Gün olmuş devran dönmüş, kasabadan hallice şehir kısacık bir sürede zorla Metropole dönüştürülmüş. Portakal bahçesinin arazisi, içindeki mahsulden daha çok para eder olmuş. Rant denilen şeytan icadı ise bir daha ayrılmamak üzere şehre yerleşmiş. Dev bir şantiyeye dönüşen şehirde turunç kokusu almak imkansız olmuş. Yukarıdan bakıldığında beyaz kibrit kutularının yan yana dizilmiş hali gibi gözüken şehirde ne yeşillik kalmış, ne de portakal ve turunç ile anılacak bir hal.



    Bu şehri ayrı bir cumhuriyet zanneden kimi turist taifesi ise şehri ziyaret etmeye devam etmiş. Zira çevredeki beldeler halen doğal güzelliğini koruyor ve ziyaretçilerine unutulmaz tatiller vaat ediyormuş. Zaman geçtikçe turizmden daha fazla gelir elde etmeye başlayan şehir portakalından ziyade denizi, havası, doğal güzellikleri ve birbirinden ihtişamlı devasa otelleri ile anılır olmuş. Portakal adı ise sadece senede birkaç festivale istinaden anılır, ardından ruhuna El Fatiha okunur olmuş.

    Bu arada şehrin ileri gelenleri ve yöneticilerinin kafası birazcık karışmış. Zira portakallı tanıtıma devam etsek mi, etmesek mi ? diye sorar olmuşlar kendi kendilerine. Şehirde yılda bir defa yapılan sözüm ona uluslar arası film festivalinin konsepti ve adı muhteviyat olarak portakalı içermekteymiş. Sonra dünyanın en büyük turizm fuarlarına katılan turizm sektörünün duayen temsilcileri imaj sıkıntısı yaşadıklarından olsa gerek, kamyonlara portakal yükleyerek ecnebi memleketlerinde şehrin tanıtımını yapmaya çalışıyorlarmış. Doğruya doğru binlerce yıllık üst üste binmiş o kadar kültürün arasından sentez yapacaksın da, içinden bir iki tema seçeceksin de, sonra onlara anlam yüklemeye çalışacaksın da, tüm bunlara ne gerek var Allah aşkına, üzüm festivali, incir şenliği, karpuz güzeli yarışması ve muadili etkinlik yapmak varken.

    DA DA DA, NE GEREK VAR TÜM BUNLARA, KOYARSIN BİR PORTAKAL ORTAYA, OLUR SANA ANA TEMA

    Amaç karalamak değil elbette ama eleştiri yapmak nispeten daha kolay. Ülke tanıtımı yapmak ise elbette çok zor, hele de bunu bir şehir üzerinden yapıyorsanız konu daha da çetrefilli bir hal alıyor. Ülke tanıtımı her zaman için büyük tartışmalara neden olmuştur. Kimi zaman algısı kolay net ve içeriği dolu mesajlar veren tanıtımlar yapılırken, kimi zamanda kendimizin bile çözemediği görseller vesilesi ile ülkemizi yabancılara anlatmaya çalışırız. Hüsrana uğradığımız çok olmuştur bu konuda. Hedefine ulaşamayan mesajlar, ne anlattığı belli bile olmayan ucuz görseller, Avrupa ve Amerikan şehirlerinde ki tek bir turistin bile gelmesi muhtemel olamayan alakasız muhitlere yerleştirilen afişler, otobüs duraklarına konan ışıklı tabelalar v.b..

    Tüm bu olumsuz örneklerin haricinde ise hedefine tam olarak ulaşan oldukça başarılı projelerde gerçekleştirilmiştir ülke tanıtımımız için, bunları da atlamadan hatırlamakta fayda var. Ancak tanıtımımız konusundaki akıl karışıklığımız ülkemiz içinde olsa, bölgesel tanıtımlar içinde belirgin bir şekilde kendini göstermekte. Bunun elbette bir çok nedeni olabilir, bütçe, ekip, bürokratik engeller v.s.. ancak tüm bunların haricinde en büyük eksiklik konuyu ehil olmayanların üstlenmiş olması gibi sanki. Dünya görüşü, vizyon, bakış açısı, estetik anlayış, araştırmacı kişilik ve kültür bu tür meslekleri icra etmekte ve benzeri görevleri üstlenmek zorunda olanların sahip olması gereken özellikler. Bunlardan biri ya da bir kaçı eksik olduğunda bu ellerden çıkacak her türlü malzeme ucuz ya da manassız gözükecektir ulaşması gereken hedeflere.

    Son olarak; Antalya artık portakal şehri değildir. Antalya dünya’da böyle anılmamakta ve algılanmamaktadır. Portakal hiç şüphesiz değerli bir imge ve çevre ile bağdaştırıldığında oldukça önemli bir temadır. Dünya üzerinde California başta olmak üzere birçok şehir vardır portakalı ile anılan. Ancak hemen hiç birimizin aklına California denildiğinde ilk olarak portakal gelmez, daha çok Hollywood yazısı, geniş sahilleri, melekler şehri ve daha bir dolu farklı imaj geçer aklımızdan. Antalya içinde hal böyledir. Tatil kasabası iken bizi buralara taşıyan bu değerli tema artık bu kocaman tatil destinasyonunu taşımamaktadır. Ülkemize gelen konukların algısı bu yönde değil hatta tam aksidir. Portakalı bir kenara itmekte doğru değil elbette. Ancak tarih, doğa, kültür üçgeninde kapsayıcı bir şey yaratmak ve bunun üzerinden giderek tanıtım stratejisi yaratmak kanımca daha doğru olacaktır. Bu gerçekleştiği zaman ise tanıtım için yurtdışına portakal götürmekten daha yaratıcı çözümler üretilmesi elbette mümkündür.


    Motivasyon Atölyesi -
    Emir Hepoğlu
    emirhepoglu@yahoo.com

    Kullanıcı Yorumları

    mehmet simsek - 15.3.2012 13:25:05
    tebrik ederim sizi guzel bir bakis acisi, portakal da guzel bir simge idi antalya icin ama bizim belediye baskanlarimiz ve otelcilerimiz onlari kesip yerine bir suru para vererek golgesi bile olmayan palmiye denen gereksiz agaclari dikene kadar ,veya otelinde bir tane portakal birtane nar agaci sadece keni yemesi icin korumak ,uzerine ilacli yazarak veya basina guvenlik dikerek otelin en ust katindaki odasindan dikizliyerek eger bir personel koparmissa isten atarak vs. siz bilirmisinizki o portakal agacinin ilk kez goren bir cocuk icin nekadar onemli oldugunu ondan 1 tane koparip yemesi ve onu ulkesine geldiginde onu koparip yiyemeyenlere anlatmasi... tabi bide emir bey california ornegi vermis once sehir olmak lazim onun icin sehir olmak icinde bizim yoneticilerimizin cok ekmek yemesi lazim dahaaaaa.


    Yorum ekleyin



    Adınız :  

     

    Güvenlik Kodu :
    Yenile


     
    Yazarın diğer yazıları :
    Alayınıza selam olsun!
    Fuar ve selfie sezonu açıldı
    Direnen Gezi'den Trendy Gezi'ye
    Turizmcinin bilgisayar & sosyal medya ile imtihanı!
    Turistlerin kullandığı tuvaletler Testere filminin platosu gibi
    Turizmin ırkçı hortlakları
    Güneyde sezon başladı ancak...
    İş'in yoksa gel ( Mümkünse kendi aracınla ya da dolmuşla ! )
    TRT'nin turizm kanalı neden Antalya değilde İzmir'de?
    Yaz aşkları
    Altın portakal fiyasko mu, büyük bir başarı hikayesi mi?
    Ödülünmü var derdin var!
    Otellerde hijyen uygulamaları
    Ne kadar güçlü olduğumuzun farkında değiliz
    Ben Meclis'e girdim, hadi sıra sizde
    Kelle paça
    Tokmak
    Turizmde yeni trendler / İkinci Adam Operasyonu
    İş arama ve taciz sezonu başladı
    Benim güzel kadınlarım
    İş çok beğenen yok mu?
    Android otelci
    Memleketin giriş kapıları
    Salvador Dali’nin ruhu bizim barmenlerde yaşıyor
    Alaçatı ayrı bir dünya
    Bir dernek doğuyor, sancısını başkaları çekiyor
    Doğası, gereği kültür başkenti
    Herkesin kendine göre bir Bodrum'u var
    Hediyelik
    Signs - Görüntü Kirliliği
    Turizm hakkında yazmak ne ister?
    Rakamlara takıldık kaldık
    YIL 2012 VE NİHAYET 12 AY TURİZM EMRİNİZDE
    BEŞ YILDIZLI OTELLERDEN SOSYETE GETTOLARINA KUMARHANELER
    Ekranda, beyazperdede, kitapta oteller
    İlginç otel hikayeleri
    İLGİNÇ OTEL HİKAYELERİ II
    Özeleştiri Grubu
    Kıbrıs turizmi kime ait?
    Her şehrimize bir logo bir de tema lazım
    SAKINCALI DİYALOGLAR
    Sakıncalı Diyaloglar 2
    ANTALYA ZEYTİNKÖY’DEN DÖNDÜ NİNE 2011 SEZONU İÇİN TURİZMİN FALINA BAKTI
    www.sabunprojesi.org
    İNOVASYON EN BÜYÜK EKSİĞİMİZ
    MISIR VE TUNUS OLAYLARINI TÜRK TURİZMCİLER BAŞLATMIŞ…!
    AŞK TESADÜFLERİ SEVER VE HOTEL BABYLON
    YÜRÜYEREK ANTALYA ANALİZİ
    SAKIP AĞA’NIN AYAKKABILARINI BOYADI HAYATI DEĞİŞTİ
    DİKKAT OTELCİLER İNTİHAR EĞİLİMİNDE
    ANTALYA’DAN KISA KISA
    MOBBİNG DİYALOGLARI
    KONSEPT SAVAŞLARI
    TV ÖDÜLLERİNİN ARDINDAN
    KEYFE KEDER PERSONEL İSTİHDAMI
    TÜRK İŞİ MOBBING TACIZING
    DOMINIQUE STRASUSS KAHN IMF BAŞKANI DEĞİLDE ROOM MAID OLSA İDİ…!
    ADINI TURİZM BAŞKENTİ KOYDUK AMA…
    OTELLERİMİZ NE KADAR GÜVENLİ…!
    OTEL ODALARINDA INOVASYON
    KAÇAK İÇKİ SADECE TURİST Mİ ÖLDÜRÜR ?
    Antalya Kaleiçi'nin hali ne olacak?
    Makro bakış açıları ve mikroya indirgenmiş sorunlarımız
    Altın Portakal Film Festivali sahil kasabası etkinliğinden uluslararası organizasyona nasıl dönüşür?
    Türk turizminin image maker ihtiyacı
    Test: Hangi tip otelcisiniz?
    Tarih öncesi stajyerlik durumları
    Neyzen meyhane müdavimlerinin acıklı hikayesi
    Neandertal'den bu yana hedefler
    Portakal şehrinin hikayesi
    Personel lojmanında kötü bir şeyler oluyor
    İstihdam değil istismar!
    Fil Osman Angry Bird'e karşı
    Yan otelden adam çalma teknikleri
    Zirveden indim şehre: TTZ - 2012
    Ah güzel İstanbul ne yapmış insanlar sana böyle?
    Cihangir Chronicles
    İstanbul ve turizmi ağzından düşürmeyenlere!
    Know how Antalya'nın neyine?
    Gezdim, gördüm, yazdım
    Turizm sektöründeki kadınların şikayeti var!
    Antalya'da bir eğlence adası var, haberi olan var mı?
    Güneyden haberler
    Kısır döngü!
    Saruman Dayı'dan istihdam sorununa kesin çözüm
    Hatıralarımın kahyası mısın be adam?
    Antalya Tünektepe 'L' tipi cezaevine dönüştürülsün, ilk konuğu da Fazıl Say olsun!
    Resort Turizm Kongresi'nin ardından kulislerde konuşulanlar
    En büyüğü bizimkisi!
    Antalya Kaleiçi 1. Uluslararası Jazz Festivali
    Marka olmadan sen sen değilsin!
    Yüksek sezon diyalogları
    Kariyer mi, ekmek parası mı?
    Hoşçakal Antalya'nın gülü, Hoşçakal Oya ablam!
    İşyerinde motivasyonu sağlama teknikleri
    Anneme turizmci olduğumu söylemeyin, o beni genelevde piyanist sanıyor
    Filistin askısı
    Nereden geliyorsunuz? - Kaynımgillerden!
    www.turizmdeyeniyalanlar.com
    Portakallı kek
    Marka değilsen, sen sen değilsin
    Sesli makale - Sincaplar ağlıyor duydun mu?
    Evrimini tamamlamamış kıllı neanderthal güneye inince
    İşsiz otelcinin sektördeki imaj sorunsalı
    Sovşıl medya hakkında bir yazı daha
    Geçen hafta bir acente müdürü dövdüm!
    Mahmut, duydun mu la griz varmış bu sene?
    Göcek Koyları
    Goç ne la? ( Yeni çağın trendy mesleği koçluk)
    Palmalife Style
    Tüm zamanların en büyük hastalığı; kıskançlık
    Egomaniacus Nonempaticus Hotelierus
    İnoveyşınmen ( inovationman )
    Adetten
    Mecburen
    Ne yapmalı? Ne yapmamalı?
    Kaç yıl oldu?
    Vay anasını sayın seyirciler!
    Absürt turizm münasebetleri
    Biz çok acayip kurumsalız
    Makale Arşivi
    HER HAKKI TURİZMGUNCEL.COM'A AİTTİR   ©   COPYRIGHT 2017  ||  Genel RSS  || Güncel RSS  || Sektörel RSS  ||  Marka INTERACTIVE
    Anket
    2017 sezonundan ne bekliyorsunuz?

    2016 yılı ile aynı olur
    2016'nın üzerine çıkarız
    2016'daki sayılara bile ulaşamayız
    Ücretsiz Abone Olun