serdar@dm-consultancy.com

Plan yapmaya gerek var mı?

Her kültürde anlamlı ve eskiden kalmış sözler vardır ancak bizdeki gibi karışıklık ortaya koyan ve tersi konuyu belirginleştiren sözler yoktur. Zaten çok söz olması değil ancak az ve öz olmasının bir önemi vardır.
  Nedense her konuda, her şekilde laf üretmek marifet sayıldığı için asıl ifade sulandırılmaktadır. Buna bir örnek yazının başlığıdır. Herhangi bir teknik konu ortaya atıldığında plan yapmanın önemini ortadan kaldıran ekleme yapılarak iş kökünden halledilir. Oysa plan yapmak her babayiğidin hem harcı değildir hem de alt alta işleri yazmak onu basite almaktır. Bir turistik tesis planı yaparken işin başından beri yapılması gereken planlama kalemlerini hatırlayalım:
 
Olabilirlik çalışması veya raporu,
Mimari projeye uyumluluk ve yerleşim planları,
Cihaz listeleri ve kapasite belirlemesi,
Teknik şartname hazırlanması,
Alternatif cihazların belirlenmesi,
İhale dosyası hazırlanması,
Tekliflerin değerlendirilmesi,
Yüklenici ile koordinasyon,
İmalat kontrol ve denetimi,
 
Projelerin fikir halinden inşaat ve sonrasında tesis haline gelinceye kadar geçecek sürecin kontrol edilemediği ilginç bir dönemdeyiz. Herkes şikâyet ediyor ancak kimse ne sorumluluk alıyor ne de önerilere kulak asıyor. Geçen yazıda bahis konusu ettiğim kaos her yerde mevcut. Ama bu durumun böyle devam etmesi olanaksızdır. Elde var olan muazzam potansiyel heba olurken bunun sıkıntısını algılayan insanların sessizliği bir gün sonra kendilerini vuracak özelliklere sahiptir. Sorumlu kurum ve kişiler bu düzensizliği tersine çevirmek için çalışmalar yapmalıdır. Çarpıklık olan maddeler verilmiştir, iş bunları düzenleyici sistematiğin devreye alınmasına kalmaktadır. Ancak her şeye şaşı gözle bakmak kötü bir alışkanlıktır çünkü normali de şaşı görmeye başlarsınız. Burada alışılmışın dışına çıkarak farklı bir yaklaşımla eskiyi eleştirmek değil yapılması gerekenleri sıralamaya çalışacağım.
 
Endüstriyel tesis planlaması konusunda bilgi eksikliğinin kapatılması bu işte sorumluluk sahibi olan başta TC Bayındırlık Bakanlığı, T.C. Fen İşleri Başkanlığı, T.C. Sanayi Bakanlığı, T.C. Sağlık Bakanlığı ve T.C. Milli Eğitim Bakanlığı olarak alınmalıdır. Buna STÖ olarak sanayi ve ticaret odaları ile mimar ve mühendis odalarını da eklemek şart ve gereklidir. Yürütülecek sistemin özü olarak kamu, planlama, inşaat ve işletme alanında düzenlemeler yapmaktan ibarettir. 
 
KAMU: Yasa yapıcı rolü ile kamunun özel bir yeri vardır. Bunun uzun zaman herkesi oyalayan “devlet küçülsün, hantal yapı zarar ettiriyor” mantığına uyan bir tarafı olmadığı, bilinmesi yanında ispatlanmış bir olgudur. O halde tüm ileri ülkelerde kamunun yerine getirdiği bir dizi sistem kurgusunun kamu eliyle yapılması elzemdir. Nedir bunlar? İki kelimelik kısa bir düsturdur. Uygulanabilen kararlar. 
 
Öncelik ise şeffaflık ve rekabetten geçmektedir. Yani bir işi yapmaya aday olan firmaların birbirine eşdeğer ve kamuya fayda sağlayan yapıda olmasını destekleyen yöntemlerdir. Bunu yerine getirmek için en basit gösterge ise “kalite” dir. İşi yapma kabiliyetine ulaşması için firmalardan istenecek çok önemli ölçütler sürdürülebilir yapılardır. Firmanın kaç adet ürün üretmesi değil kaç ürünü yüksek kalite ölçütüne göre imal etmesi ön planda olmalıdır. Firmanın kaç tane işi bitirdiği değil her işteki verimlilik ve memnuniyet öne çıkmalıdır. Firmanın personel sayısı değil, kalifiye çalışan sayısının bir belirteç olması gereklidir. Buradan elde edilecek en önemli kazanım ise her işe her firmanın başvuru yapma serbestliğinin kaldırılmasıdır. Bugün piyasada her işi herkes yapabiliyorsa, bu piyasada kalite olmaz. İleri ülkelerde 5* otel cihazlarını üreten, inşaatını yapan, montajını yapan firmalar sayılıdır. Aynı şekilde 4* ve 3* için de aynı sistem devrededir. Ancak işler ayrıştığı için 5* projelere teklif veren firmalar 4* projelere teklif vermez. 4* olanın 5* teklif verebilmesi için çıtasını yükseltmesi gerekir. Eğer ilgi olsa bu çalışmaları yaparak problemi kökünden çözülmesine destek verebiliriz.
 
Çok basit ancak kendi içinde oldukça tutarlı bir yapı kurulmuştur. Buna ilave olarak kamu projelerde ve imalatlarda bazı şartları aramaktadır. Örnek olarak, mutfaklarda en fazla yangın riskini oluşturan davlumbazların her paslanmaz üretici tarafından yapılamayacağı, bu tür imalatçıların izin ve denetim süreçlerinden geçmesi gereklidir. Eğitimlerde en sık sorulan soru, davlumbaz yangınları ile ilgilidir ve buna verdiğim yanıt çok basittir. “Projeniz doğruysa mutfakta yangın olmaz.” Davlumbaz için dikkate alınacak sadece 5 (beş) önemli özellik yerine getirilse sorun kalmayacak. Teknik olarak bu kadar yalın olmasına rağmen neden hemen her gün mutfak yangını olduğu gerçeğinin sorgulanması gerekecektir. 
 
Diğer bir madde ise, kamunun yeni teknoloji ve çevre bilincinin farkında olarak projelerde bunları aramasıdır. Bilimsel olarak bir gıdanın ham madde halinden tüketilecek ürün haline gelme aşamasına kadar % 40 civarında kaybı söz konusu ise, kamu bu kadar ciddi bir işe sırtını çevirmemelidir. Çünkü bu aşamada tesisin kazanım ve kaybı değil, kamu değerinin yitirilmesi söz konusudur. Mutfaklarda enerji geri kazanımı ve projelendirme aşamasında az enerji tüketecek tarz seçimi olasıdır. Ancak nedense bu şartlar proje hazırlama prensipleri arasında görülmez. Buna artık seyirci kalınmaması gereklidir. Sanayinin gelişmesi ve ilerlemesi bu taşların yerlerine uygun olarak yerleştirilmeleri ile olabilir. Bugün tesis inşaatı yapan ve tesislere cihaz üreten firmaların kısır bir döngüde dolanıp durmaları, ilerleme ve icat konusunda sıfır çekmeleri bunun sonucudur. Aslında ticari olarak bakılırsa harcamaların azaltılması getirinin artmasını sağlayan bir unsurdur. Buna çevre koruması ve geri dönüşümü eklerseniz ve yaygınlaştırırsanız sektörel kazanımlar artacaktır.                
 
PLANLAMA: Endüstriyel tesis planlaması için deneyimlerin bir araya konacağı bir bilgi bankası kurulmalı ve tesislerin bilgi gereksinimleri buradan karşılanmalıdır. Teknik bilgi ve deneyim önemli olduğu için danışmanlık kavramı ve yapısı bağımsız karar alabilen, bağlantısız firma ve kişileri teşvik edici bir yöne gitmelidir. Böylece kamu veya özel sektörde bir tesisin her özel alanı deneyim sahibi kişiler tarafından planlanacaktır. Bu kişi ve firmalar hatalara karşı sigorta kapsamında olacak ve hata yapan bir daha bu meslek icra etme konusunda sıkıntı yaşayacaktır. Dolayısıyla istenmeyen durumlar firmalara hedefleri gösterecektir. Alışık olmadığımız “hesap verilebilirlik” aslında ilerlemenin bir basamağıdır. 
 
İNŞAAT: Her turistik yapı bir endüstriyel tesistir. Nedeni ise çok basittir. Bu yapı 7/24 hizmet üretir. Hizmetin durması veya ertelenmesi işin tabiatına aykırıdır. O halde oteller ve benzer şekilde hastane, okul yurtları, yemekhaneler, yemek üretim tesisleri fabrika mantığı ile projelendirilmeli ve kullanılan cihazların sürekli çalışacak dayanıklılıkta olması önemlidir. Hizmet beklememeli ve planlama bunun üzerine dikkatli bir şekilde yapılmalıdır. Bu özellikler neden yerine getirilmiyor, sorusunun yanıtı oldukça yalındır. Bir turistik tesiste inşaat maliyetleri aşağıdaki gibi gerçekleşir:
İnşaat ve genel masraflar %60-65
Mobilya/iç dekorasyon %14-16
Proje geliştirme ve mühendislik/mimarlık hizmetleri %7-11
Para/banka maliyetleri %8-9
Açılış/işletme sermayesi %3-4
Teknik hizmetlere %10 harcama yapmadan geri kalan %90 nın kazanılması olası değildir.          
 
İŞLETME: Projelendirme çalışmalarının işletme ile birlikte sürdürülmesi gereklidir. Bu nedenle bizim için mönü işin başlangıç cümlesidir. Tesis verilecek hizmete göre şekillenmeli ve buna uygun tüm özellikleri üzerinde bulundurmalıdır. Aksi takdirde hiçbir özelliği olmayan sıradan ve ortaya karışık tesisler yaparak neden turizmde gelir elde edemiyoruz diye dövünür dururuz. Mönü yanında diğer çok önemli unsur ise işletme maliyetlerinin ilk aşamalarda ele alacak şekilde yürütülmesidir. Burada amaç fiyatı ucuz cihazlarla tesis doldurmak değil, cihazlardan en fazla verimi en az enerji tüketerek elde edebilmektir. Cihazı bir kez alırsınız, ama onu 24 saat kullanırsınız. İlk verdiğiniz bedelin ucuz olması her gün fazla enerji veya su kullanarak cihazın değerini en astronomik hale getirebilir. 
 

Bu Makale 17.11.2014 - 10:05:16 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kullanıcı Yorumları
  • Zafer Cengiz - 29.10.2014 - 01:13

    Önceki link hatalı olduğundan PAKETDOK Adresini yeniden veriyorum: Seveceksiniz.. https:www.academia.edu7706578TURIZMDE_25_YILLIK_TARIHI_YORUM_GUNCEL_ANALIZACILIMI

  • Zafer Cengiz - 28.10.2014 - 06:09

    Turizmde sağlam bir yapılanma için Temelde 3 Ayak (idam sehpası?:) gerekiyor: Yatırım İşletme Pazarlama Bunların sağlıklı yürütülebilmesi için de hepsine ayrı AMA toplamda bütünleşik bir Planlama çabası sürdürülmesi lazım. 25 Yıl öncesi POYD Dergisine ürettiğimiz bu (hala geçerli) KURAMI Güncelleyerek bir PAKETDOK Oluşmaya başladık ve 2 Yazı daha ilave olacak.. BKZ: Turizmde 3 Sacayak Analizi (4 Yazı Paketi) https:www.academia.edu7706578TURIZMDE_25_YILLIK_TARIHI_YORUM_GUNCEL_ANALIZACILIMI

  • Mehmet Mülayim - 27.10.2014 - 11:59

    Serdar Bey, Elinize, kaleminize sağlık. Ben kaba inşaattan yeni bir açılış daha yapmış bir genel müdür olarak mimari ve teknik ekiple kırmadan, dökmeden yaşadığım savaşı bir ben bilirim. Anlatırsınız olmaz, ispatları önlerine koyarsınız olmaz. Gerçekten özellikle otel inşasında deneyimi olmayan elektrik, mekanik, mimari ve üstüne iç mimari gruplarla çalışıyorsanız ve üstüne birde hepsi bir araya gelmişse, sakinleştirici ile vitamini karıştırarak sabırla uğraşırsınız. Hep amacımız aynı, doğru bir işletme, doğru bir eser çıkması.

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.