email@adres.com

Gerçekleri bilelim!

Bazı konulara yüzeyden bakar, bilgi eksikliği ya da kirliliği nedeniyle halka doğruları anlatamayız.. Bunda biz gazetecilerden çok, yönetimlerin kusuru vardır. Tüm yönetimler halkı bilgilendirmede çok hasistirler. Öyle olunca, tepkiler de müthiş ve önlenemez oluyor işte..

Oysa idareciler, yapmaları gereken işlerin üstesinden neden gelemediklerini halka açıkça anlatsalar, sorun kalmayacak. Ama sessizlik, hizmet bekleyen ve eksik ile aksaklıklardan bunalan insanları, daha da çileden çıkarıyor. Sorumluların topu birbirlerine atmak, suçu başkalarına yüklemek yerine gerçekleri millete açıkça anlatması, öfke ve kızgınlıkları bir miktar yatıştırır.

İşlerin aksamasının  tek sebebi, belediye başkanları değil, büyükşehir yasasıdır. Siz 1479 kilometrelik sahil şeridine ve 13.247 kilometrekarelik yüzölçümüne sahip Muğla’yı, hem de mali açıdan güçlendirmeden tek bir otoriteye bağlarsanız, olacağı budur işte. Akıntıya karşı kürek çekiliyor yani…

Muğla’yı il sınırlarına kadar iyi bilirim. İlçelerini ve köylerini iyi tanırım. Ama 55 yıldan bu yana, sahil şeridinin net uzunluğunu yeni öğrendim. 1960’lı yıllarda 1243 km idi. Sonradan 1265’e çıktı. 1980’lerde 1272 dediler. 2000 civarında ise, uzunluk 1280’e fırladı.Şimdi ise 1479 km olarak açıklandı. Nasıl oluyor bu anlamadım. Ölçmeye kalksam gücüm yetmez. Ama merkez Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün’e inanmak zorundayım. Bir daha kimse aklına esen rakamı söylemesin. Sahil şeridimiz Eşen çayından Halikarnas’ın dibine kadar  tam 1479 km’dir. Akdeniz’de 9 ülkenin kıyısından daha uzun bir sahile sahipmişiz, Osman Gürün söyledi.
Akyaka’da azmağın dibinde konuşuyoruz. Hazır Dr.Gürün’ü yakalamışken, genel şikayetleri ve Bodrum’un sorunlarını naklettim kendisine. Şu yılan hikayesine dönen çöp meselesini, ikide bir patlayan su borularını, deniz kirliliğini, altyapı eksiklerini filan sordum. Bir dokundum bin işittim, meğer Osman bey, hepimizden fazla dertliymiş. Öyle ama (şikayete hakkım yok) diyor. Tüm sorunları çözmenin vazifesi olduğunu da ekliyor hemen.

Bodrum çöplüğünde yangını önlemek için, yeni havalandırma boruları yapılmış. Ayrıca yeni çöp merkezinin yeri de tespit edilmiş. Bürokratik işlemler biter bitmez, yeri açıklayacaklar. Sonbahar’da ilk kazmayı vuracaklarını söylüyorlar. Mumcular konusu kapandı yani. Bu iyi bir haber, inşallah gecikmez de Bodrumlular zehir solumaktan kurtulurlar. Bu arada ilginç bir haber; Bodrum Muğla’nın çöpünün beşte birini üretiyor. Çok büyük bir rakam değil mi?

Muğla’nın yüzde 68’i orman. Onca orman kesildi, bunca orman yakıldı yine de elimizde yüzde 68 kalmışsa iyi. Denizinde toplam 20 bin tekne varmış. Atıkları 6 tekneyle toplayarak denizi temizlemeye çalışıyorlar. İğneyle kuyu kazıyorlar yani. Bu işe sivil toplum örgütleri, ticaret odaları filan da destek olmalı. Her şeyi belediyeden beklemeyelim. 4,5 milyar altyapı yatırımı yapılırsa, Muğla ve ilçelerinin sıkıntıları önemli ölçüde hafifler. Şimdilik Dünya Bankasıyla 100 milyon euroluk kredi anlaşması imzalanmış.

Muğla 10 harcıyorsa, bunun ancak 2’sini milletten tahsil edebiliyor. Bu rakam 6’ya çıkarsa, işleri rayına sokmak kolaylaşır. Bu yıl yağışlar çok yetersiz ve yıllık ortalamanın çok altında. Su sıkıntısı belirebilir, onun için suyu çok tasarruflu kullanmalıyız. İlin su master planı yapıldı. Bodrum ve Milas’a iki baraj gerekiyor. Bunlar süratle yapılmazsa, gelecek pek parlak değil. Üstelik bölgeye göç de tüm hızıyla sürüyor.
İlçelerde su kayıp ve kaçakları devam ediyor.Bunun suçu borulamayı yapan DSİ’ye ait. Borular ihalede belirlenen standartların dışında döşenmiş. Dayanıksız ve çok sık patlıyor. Bir yılda 677 patlak olur mu, oluyor işte. Eğer DSİ sistemi ve boruları değiştirmezse, bu patlaklara daha sık rastlayacağız. Şikayetçilere duyurulur. Adres yanlışlığı yapmayın, belediyelere değil DSİ’ye yüklenin. Suç onlarda çünkü, ceremesini belediyenin MUSKİ’si çekiyor.

Ölüdeniz'e yeni arıtma yapılmış. Datça’da imar yetkisi Ankara’ya ait. Planlar orada yapılıyor. Aslında bu işin de üzerinde durmak lazım. Davul Muğla’da tokmak başkentte. Muğla belediyelerinin izin vermediği planları, Ankara’da Şehircilik Bakanlığı hemen onaylıyor. Bu büyük bir haksızlık ve yanlış bir uygulama. Düzeltilmesi gerekiyor. Ankara çıkardığı yasayı kontrol edebilir ama kümes planlarını bile onaylayamaz, onaylamaması lazım. Örnek olarak vereyim; bu saçma işlem devam ederse, Gökova elimizden kayacak ve korumamız daha da zorlaşacak.

Genel bilgiler işte böyle. Çoğunuzun tatmin olmadığını fark ediyorum. Kemal Ulusu dostumun Gündoğan’daki çöp ve  Em. Büyükelçi Pulat Tacer’in aksayan hizmetlerle ilgili şikayetlerini ve halkın yoğun sıkıntılarını, bir sonraki yazımda anlatacağım. Bir de madalyonun diğer yüzünden bakalım.

Bu Makale 18.06.2018 - 15:52:53 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kayıtlı yorum bulunamadı...

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.