Türkiye’nin gündeminde öyle önemli ve öncelikli şeyler var ki, doğal güzelliklerimize kıyılması, turistik kentlerin betona yenik düşürülmesi ve çevrenin korunması gibi sorunlar Allah’a emanet…

    Sahi bizim bir çevre bakanlığımız, il ve ilçe çevre müdürlerimiz, belediyelerin imar ve çevre müdürleri, muavinleri filan bir alay görevli var. Üstelik bunlara inanılmaz paralar ödüyoruz. Ne yapıyorlar derseniz? Kendileri bile bilmiyorlar artık. Şöyle bir etrafınıza göz atın, çevrenin içinde bulunduğu felaketi kolayca görürsünüz.
        
    ''Yahu Türkiye yangın yerine döndü, düşmanla ve teröristlerle kaç cephede dövüşüyoruz, şimdi sırası mı çevrenin?'' demeye hakkımız yok. Hayat devam ediyor. Nasıl sınırlarımızı korumak için canımızı dişimize takıyorsak, ülkenin doğal değerlerini de korumak zorundayız. Birinde düşmanla savaşıyoruz doğru ama çevrede de rantçılarla, talancılarla boğuşuyoruz. Ateşkesi olmayan bir mücadele bu…
        
    Istanbul’un bir avuç ormanı kalmıştı, üçüncü köprü ve yeni havaalanı için onları da biçtik. Kesenler yerlerine milyonlarca ağaç diktiklerini söylüyorlar. Saymadım ama, yeni dikilen ağaç 40-50 senede büyüyecek de,kaybedilen oksijen deposu yerine konacak. Ölme eşeğim ölme… Ağaçları kesmeden iş yapmayı düşünemiyorlar. Koca kent oksijensiz kalacakmış, milyonlarca insan soluk almada zorlanacakmış, bu nedenle ölümcül hastalıklar tavan yapmış, kimsenin umurunda değil.
        
    Şu meşhur Kadıköy’ün haline bakın. Kentsel dönüşüm diye yepyeni binaları yerle bir ediyorlar. O binaların bahçelerindeki ve çevrelerindeki ağaçları da milletin gözü önünde kesiyorlar. Istanbul deprem bölgesiymiş, yıkılan binalar 9’luk demir kullanmışlar. Oysa uluslar arası ölçülere göre 11’lik demir kullanmaları gerekirmiş. Hikaye bunlar, Atina deprem bölgesi değil mi, Roma’da ve Madrid’de deprem olmuyor mu? Gidin bakın oradaki 80-90 yıllık binalara, hepsi taş gibi hala ayakta duruyor. Hem onlar yapıldığında 9’luk demir de yokmuş, daha incesiyle  yapmışlar hepsini. Haydi oralarda kuvvetli deprem olmuyor diye avutalım kendimizi. Peki Japonya ve Endonezya’daki eski yapılara ne demeli? Çıkın Tokyo’nun biraz dışına, apartmanların pejmürde haline bir bakın lütfen. Keza Endonezya’da da öyle. Sordum, bu binaları yenilemeyi düşünmüyorlar mı diye, (Amerikalılar bile buna teşebbüs edemezler) diye güldüler.
        
    Şimdi Kadıköy’de yıkılan apartmanların yerlerine daha uzunları, daha büyükleri dikiliyor. Altyapılar zaten eksikti, şimdi sıfırlanır artık. Yollar yetmeyecek, araçları koyacak yer kalmayacak, nüfus yoğunluğundaki artış, insanları hayattan bezdirecek. Hayır, neye şaşıyorum biliyor musunuz? Kimse itiraz etmiyor bu duruma, kimse ses çıkarmıyor. Alan razı, veren razı nasıl olsa diyorlar.
        
    Allahtan bu kentsel dönüşüm rezaleti, henüz Ege’ye ve Akdeniz’e sıçramadı. Ege de deprem bölgesi, üstelik turizm merkezlerindeki yapılaşma tam bir skandal durumunda. Son birkaç yıldır yapılanlar hariç, çoğu püf deseniz yıkılacak cinsten.. Tuğla’nın üzerine sıvayı çektiniz mi, işte size 300-500 bin liralık daireler… Ne arayan var, ne soran var, daha birkaç gün önce beşik gibi sallandı Marmaris, Bodrum, Datça, Fethiye, Köyceğiz, Dalyan… Acaba buralarda kullanılan demirinin çapını soran var mı, soranı gören var mı, hiç demir kullanılmadığını fark eden bir idareciye rastladınız mı oralarda?
        
    Şimdi daha büyük bir facia bekliyor çevreyi. Turizmden para kazandığımız yerleri, turistik köyleri imara açacaklar. O güzelim Gökova, Hisarönü, Göcek, Fethiye köyleri perişan olacak. Muğla’ya büyükşehir yasası geldi ya, bu yasayla köylerin hepsi mahalle yapıldı. Ankara’nın oy amaçlayan siyasi bir oyunuydu bu. Ters tepti ama, zararını da 1243 kilometrelik sahile sahip olan Muğla gördü. Şimdi önüne gelen dilediği yere evi rahatça koyuyor. Takip eden, engelleyen falan yok. Şehir merkezleri kontrol ediliyor ama, köyler Allah’a emanet. Buraları korumak için, 1986’da bir özel çevre kararı almıştık. Yıllar önce kaldırıldı ve koruma işi ‘’Dostlar alışverişte görsün’’ kabilinden Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'na bırakıldı. Bu kurul nedir, ne iş yapar, oradan maaş alanların dışında doğru dürüst bilen yok. Nereyi korumuşlar, gelen şikayetlerden hangisine bakmışlar, sonuçlandırmışlar. Bunları öğrenmek mümkün değil. Milletvekilleri bile soru önergelerine cevap alamıyorlar ki, gazeteciler nasıl bilgi alsınlar?
        
    Bu kaçak yapılaşmayı engellemek aslında çok basit. Yazıyoruz, çiziyoruz ama kulak asan yok. Bölgelerindeki kaçak yapılardan valileri, belediye başkanlarını ve muhtarları sorumlu tutup hemen cezalandırırsan, kaçak yapıları bir haftada önlersin. Bir de Alo yangın-Alo polis, Alo zabıta gibi üç rakamlı bir telefon hattıyla ‘’Alo kaçak yapı’’şikayet merkezini de hemen devreye sokar ve gelen ihbarları üç günde sonuçlandırırsan, bir daha kimse kaçak yapıya teşebbüs bile etmez. Deneyin bakın, masrafsız hemen nasıl alıyorsunuz sonucu görün.
        
    Ormanlar kevgire döndü. Önlerine gelene vermişler maden ruhsatını, güzelim ormanları delik deşik ettirmişler. Okluk koyundaki Cumhurbaşkanlığına giden Karacasöğüt ormanlarında, taşocağının ne işi var? Buraya ruhsat verilir mi? O taşocağı sadece ormanı perişan etmiyor, kamyonlarıyla da köy yollarını bozup duruyor. Köy yolları dedim de, devlet yapıyor ama dev kamyonlar ve tırlar, iş makinaları filan çok büyük zarar veriyor bu yollara.Bu yüzden ikidebirde yapmak ve onarmak zorunda kalıyorlar.Dev kamyonları,TIR’ları,büyük araçları köy yollarına sokmamak lazım.Daha küçük araçlarla taşısınlar yüklerini.Onlar para kazanacak diye, vatandaşın vergilerini bu yollara çok sık dökmeye kimsenin hakkı yok. Ama kim arayacak, kim soracak bunu?
        
    Laf köylerden açılmışken, çiftçinin su kuyularına da saat takmaya çalışan kafalara bir şeyler söylemek lazım. Yıllar önce parayla sondaj yaptırıp su çıkaran çiftçileri, şimdi büyük bir tehlike bekliyor. Muğla’da köyler, büyükşehir yasasıyla bir gecede mahalle yapıldı ya, köyden mahalleye terfi etmenin bir bedeli olmalı. İşte şimdi çaktırmadan bu bedeli tahsil etmenin yollarını arıyorlar. Çiftçi zaten yıllardır perişan, doğru dürüst desteği kalmadı. Bir de suyuna ücret almaya kalkarlarsa, kopacak kıyametin büyüklüğünü kimse tahmin edemez.
        
    Görüyorsunuz devleti yönetmek kolay iş değil. Ben yaptım oldu sistemiyle çorbaya çevirdik işleri. Bunları nasıl düzelteceğimizi çok merak ediyorum. Bir gecede büyükşehir kararı alırsanız, olacağı budur işte. Dünyanın hiçbir yerinde, 1243 kilometrelik bir sahil şeridinin belediye hizmetlerini, tek kişiye yönettirmezler. Bunun mucidi Türkiye olmuştur ve maalesef bu garabeti, çarpıklığı düzeltmeye de pek niyetimiz yok.
        
    Yazıya Çevre ve Şehircilik Bakanı'ndan bahsederek başlamıştık. Laf dönüp dolaşıp nerelere kadar geldi.Hala Kayseri’nin işlerini çözmekten vakit bulamayan Sayın Bakan, acaba Türkiye’nin doğal değerlerini koruma çalışmalarına ne zaman başlayacak? Daha doğrusu böyle bir ödevi olduğunu ne zaman hatırlayacak dersiniz?



    Cumhurbaşkanlığı Emekli Turizm ve Çevre Başdanışmanı
    Can Pulak

    Kullanıcı Yorumları

    Kayıtlı yorum bulunamadı...

    Yorum ekleyin



    Adınız :  

     

    Güvenlik Kodu :
    Yenile


     
    Yazarın diğer yazıları :
    THY'de neler oluyor?
    Denizciler dertli ama...
    Turizm bölgelerinde vali değişiklikleri
    Sakız'da yılbaşı
    Milas'ın müthiş serveti
    Çevre ve turizmde reform gereği
    Ege'de turizm mukayesesi
    Demokrasi nöbeti bitti, şiimdi denizlerde nöbet vakti...
    Telafisi mümkün olmayan yanlışlar
    13 yıllık hatada ısrar
    Turizmle dolu bir hafta
    Kış turizmi gözlem turu
    Yeni bakan ve turizm değirmeni
    Sezon öncesi Bodrum
    Ekonomi ve turizme dikkat!
    Bodrum'a yapılan haksızlık
    Uçaksız kış turizmi
    Suyun öteki yakası
    Durdurun bu rezaleti
    Değirmenler- Karaada ve ötesi
    Bir turistik mucize
    Suyun hikayesi
    Bodrum önemli yatırımlarla giderek büyüyor
    Deniz cezaları ve kaçaklar
    Komşu Turizmi
    Kisebükü için çözüm önerisi
    Bodrum'dan Mersin'e
    Fethiye ve ötesi
    Kaş Havaalanı ve turizm
    Antalya ve kış turizmi
    Muz ve sera kentleri
    Nükleer santral ve mağara
    Bodrum Bodrum olalı!
    Turizm raydan çıkıyor
    Muğla Belediye Başkanı’ndan turizm bölgelerinin sorunları için öneriler
    Büyükşehir yasası Muğla’yı perişan etti
    Dubai notları-I
    Yapı Fuarı ve biz Türkler
    Erzurum ve Palandöken mucizesi
    Kos'ta Noel ve mülteciler
    Turizme can simidi ve öneriler
    Turizmde yeni ufuklar
    Çevre ve orman katliamı
    Krizi hafifletme planı
    Türklüğü soluma fırsatı
    Berlin'den izlenimler- THY ve havaalanları
    Tam bir yemek cenneti
    Viyana'da birkaç gün
    Ateşkesi olmayan bir mücadele
    Vücudu sağlam tutmanın yolu
    Geri dönüşü olmayan işler
    Makale Arşivi
    HER HAKKI TURİZMGUNCEL.COM'A AİTTİR   ©   COPYRIGHT 2017  ||  Genel RSS  || Güncel RSS  || Sektörel RSS  ||  Marka INTERACTIVE
    Anket
    2017 sezonundan ne bekliyorsunuz?

    2016 yılı ile aynı olur
    2016'nın üzerine çıkarız
    2016'daki sayılara bile ulaşamayız
    Ücretsiz Abone Olun