savasdas@turizmguncel.com

Arttı mı, eksildi mi?

Nisan ayı ziyaretçi verileri sektörde bir umudun yeşermesini beraberinde getirdi. Peki gerek Türkiye gerekse dünya ölçeğinde yaşanan gelişmeler turizm sektörü için ne ifade ediyor? Yavaş yavaş kuralsızlığın kural haline geldiği dünyada, ülkeye gelen ziyaretçi sayısını saymak yeterli mi?

Son 20 aydır sürekli ziyaretçi kaybeden Türkiye, nisan ayı ile birlikte ilk defa yüzde 18 artıya geçti. Söz konusu büyümede Rusya başat faktör olsa da, Almanya'da da tek haneli artış olduğu gözden kaçmadı. Talepteki artışı tetikleyen temel faktörün ise fiyat indirimleri olduğunu pek çok haberimizde işledik.

Türkiye turizm sektörü nitelikten çok niceliği konuşur yıllardır. Popüler deyimle 'kelle' sayarak turizm yapan bir ülke konumundayız. Siyasi iktidarların rakamlarla konuşması bir yere kadar anlaşılabilir ancak sektörün sorumlu pozisyonunda bulunan turizmcilerin niteliği konuşmaması nasıl açıklanabilir?

Nisan ayı ziyaretçi verilerini değerlendiren sektör temsilcileri rakamların umut verici olduğunu belirttikten sonra, asıl hedefin 2014-2015 seviyesi olduğunun altını çizdi.

Bu noktada bazı sorular sormak gerekiyor. Örneğin Türkiye turizmi 2014'te veya 2015'te çok mu iyi durumdaydı? Ülkeye gelen turistin yüzde kaçı 'otele' kaçı Türkiye'ye veya belli bir destinasyona özellikle geliyordu? O yıllarda gelen turistler deli gibi para harcıyordu da, kriz yılı 2016 ile birlikte mi daha az harcamaya başladılar? Ya da, 2014'te turizm sektöründe çalışan bir personel kazandığı parayla mutluydu da kriz senesinde mi bu hale geldi? Otelciler 2014 yılında da 'ucuz personel' için staj sezonunun açılmasını dört gözle beklemiyor muydu? Sorular uzatılabilir...

Türkiye'ye gelen turistin niteliği, tatil anlayışı, dahil olduğu gelir grubu vb başlıklar, Türkiye'nin turizme bakışı, planlaması, uluslararası ilişkileri ve iç siyasal yapısıyla doğrudan ilişkili. Türkiye'nin turizm serüvenini bir cümle ile özetlemek gerekirse şu söylenebilir: 1980-90'larda alt yapısı yetersiz olmasına rağmen entelektüllerin ve üst gelir grubunun seyahat destinasyonu olan Türkiye'den, 2017'nin mayıs ayında 176 dolara Rus turiste uçak+3 yıldız oteli zorla satan bir Türkiye'ye...

Ziyaretçi sayısının tavan yaptığı 2014 yılında bile turist başına ortalama harcama 828 dolar. TÜİK rakamlarına göre 2016'da bu rakam 705 dolara gerilemiş durumda. Yabancı turistin ortalama harcaması ise 633 dolar.

Yatırımlar kontrolsüz ve plansız, sürekli artan bir yatak arzı var, çevre tahribatı korkunç boyutlarda, siyasi gerilim yüksek, uluslararası ilişkiler kırılgan... Turizmdeki geriye gidişte tüm bu etkenlerin payı büyük ancak bu işin birinci boyutu.

İkinci boyutu ise, küresel anlamda yeni bir dönemin açılması. Filipinler'den Suriye'ye, Libya'dan Irak'a ve Venezula'ya uzanan vekalet savaşları/siyasal gerilimler dönemi çoktan başladı. Yeni dönemin en büyük özelliği kuralsızlığın hakim olması. Mesela bir ülke ile müttefik olabilir, aynı zamanda o müttefikinizin düşmanını silahlandırabilirsiniz. Veya, egemen bir ülkenin başına musallat olmuş terör örgütünü açıktan destekleyebilirsiniz. Dünyanın en fazla nükleer silah stoğuna sahip ülkesi olarak, başka bir ülkeyi nükleer silah geliştirmeye çalışmak, ya da füze denemesi yapmakla suçlayabilirsiniz. Ne de olsa kuralsızlık hakim...

Kuralsızlık; ulusal, bölgesel ve küresel düzeyde hakim duruma geliyor. Ekonomide de, siyasette de, uluslararası ilişkilerde de. Kuralsızlığın hakim olduğu dünyada ise, ne yatırımları kontrol altına alma ne ülke turizmini adam akıllı planlama ne de bırakın bir sonraki yılı, bir sonraki aya dair öngörüde bulunma şansına sahip olabilirsiniz. Zira bulunduğunuz bölgedeki bir ülkede bir vekalet savaşı başlamayacağının, kaynak pazarlarınızdan biriyle hasım duruma gelmeyeceğinizin ya da ülke olarak bir anda farklı bir siyasal ortama girmeyeceğinizin garantisi yok.

Bu nedenle Türkiye, kendine bağlı (kontrolsüz yatırım, plansız turizm, yanlış tanıtım, iç siyasal gerilim) veya kendi dışındaki (güç merkezlerinde taşların yerinden oynaması, bölgesel savaşlar, uluslararası terörizm, küresel ekonomik krizler) gelişmelerden dolayı artık bir ''ucuz turizm'' destinasyonudur ve ülkeye gelen turist ''arttı mı, eksildi mi'' sorularının son kertede bir anlamı bulunmamaktadır.



Bu Makale 19.06.2017 - 19:58:42 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kullanıcı Yorumları
  • Adem Koyun - 02.06.2017 - 01:49

    Yazı pek çok noktada doğru ancak eksşk yanları var. Yaşadığımız tüm sıkıntıların bir numaralı nedeni rant hırsı. Bunu özellikle belirtmek gerekiyor. Devletlerin çalışma mantığı burada çok önemli. Devlet kamunun çıkarlarına göre çalışmazsa, yıkım kaçınılmaz olur.

  • Candan Ünal - 01.06.2017 - 09:44

    İlk okunduğunda fazla karamsar bir yazı gibi geliyor insana. Ancak biraz düşünüp etrafımızda cereyan eden olaylara baktığımızda içinde çok sayıda doğruluk payı olduğu görülüyor malesef

  • misafir degilim - 01.06.2017 - 09:43

    ne güzel tespitler...affınıza sığınarak turizm çomarlarının anlıyacağı şekilde özet geçmek istiyorum..."kelle sayısı artıyor ama gelir azalıyor"

  • Serdar Sağlamtunç, FCSI - 01.06.2017 - 09:08

    Güzel bir yazı, umarım turizm ile ilgili STK lar ve başlarındaki ilelebet başkanları okuma zahmetinde bulunurlar. Dünya temiz su-hava-gıda-enerji seviyesine göre turizmi şekillendiriyor. Bu açıdan bakıldığında yaşanan krizler olmasa bile turizm çökecekti. Bunu fark eden uyanık politikacı ön aldı, olayı bu pencereden algılayabilmek önemli. Bunun üzerine SİT alanları ve tarihi koruma faktörlerini de koyarak bugünden başlayıp ivedi farklı bir turizm planlaması yapmak gerekli. Buna uygun çalışmaları başlattık bir de güren göz ve duyan kulak olursa belki turizmden para kazanma yoluna geri dönülebilir. Hem kolay hem zor!

  • Mete Ünverdi - 31.05.2017 - 09:05

    Bu tespiti sevdim. Dünyada kuralsızlık dönemi.

En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.