18 milyon ve tenhalık

    Akademisyen Prof. Dr. Tuncay Neyişçi
    Köşe yazısını paylaş : | Yazıcı Dostu Gösterim | Arkadaşına Gönder
    Bir önceki yazımda turizmin ülkemize İzmir’den, doğru yerden, giriş yaptığından bahsetmiştim. İkinci giriş noktası Antalya’dan, o zamanlar yaklaşık 500 nüfuslu küçük bir balıkçı köyü olan Kemer’den olmuştur.

    Profesyonel anlamda Antalya’nın ilk turistik tesisi 1974 yılında kapılarını açan ve sonradan Club Mediterranean’a  (Club Med) dönüşecek olan Club Valtur İtalyan Tatil Köyüdür. Bir başka anlatımla, bu tesis kapılarını yaklaşık 70 bin hektar büyüklüğündeki Olimpos-Beydağları Sahil Milli Parkı (OBSMP)’nın 1972 yılında ilanından hemen sonra hizmete açmıştır. Tesadüfe bakın, ülkemizin ilk proje denemelerinden biri olan Güney Antalya Turizm Gelişim Projesi  (GATGP) de OBSMP ile  aşağı-yukarı aynı tarihlerde (1974) ele alınmış, son şekli verilmiş (1975) ve onaylanarak yasal bir yapıya kavuşturulmuştur (1977).

    Antalya-Kumluca arasında 80 km uzunluğundaki sahil bandını kapsayan, deniz seviyesinden 0-2400m yüksekliğindeki alanlarda bine yakın bitki türü, leopar (?), dağ keçisi, Akdeniz foku gibi tehdit altında hayvan ve çok sayıda kültürel değer barındıran GATGP sınırları içinde yaklaşık 6 000 kişi yaşamaktaydı. Bu, her bir kilometre kareye 1 kişiden az (0,85) ve her 13 metrelik kıyı bandına 1 insan düştüğü anlamına gelen “tenhalık” üstü “doğal” bir alan anlamına gelir. Altını çizelim, o tarihlerde kent merkezli kitle turizmine bir tepki olarak gelişen “tenhalık” ve “doğallık” en hızla gelişen turizm eğilimlerinin başında gelmekteydi.

    Club Valtur İtalyan Tatil Köyü’nün Askeriyeden bozma havaalanından kötü, stabilize bir yolla yaklaşık iki saatte ulaşılabilen Kemer’de kurulmasının temel nedeni, ıskaladığımız ve hala da bir türlü farkına varamadığımız, bu iki basit kelimede kodlanmıştır. Tenhalık, doğallık.

    Club Valtur İtalyan Tatil Köyü ve ardılı Club Med ülkemizi ve bölgeyi bir başka ilkle de tanıştırdı. Her şey dahil. Meraklıları incelerlerse bölgede yatak sayısının artmasına paralel olarak, yani “tenhalık ve doğallık” tan uzaklaştıkça, turist başı gelirin de düştüğünü göreceklerdir.

    Turistik yatırım çılgınlığının yeni başladığı, tenhalık ve doğallığın henüz katledilmediği o dönemlerde (1980-1990) Antalya’dan Efes ve Kapadokya’ya pervaneli ve jet uçaklar ve helikopterler  ile günübirlik turlar düzenlenmekte idi. Daha da önemlisi, her şey dahil  Club Med müşterilerinin, konaklama tesislerine hapsolma yerine bu turların baş aktörleri olmayı seçmeleri ve Antalya sokaklarında  dolaşıp alış-veriş yapıyor olmalarıdır.

    Bu yatırım (!) çılgınlığı döneminde Kemer bölgesi (buna Belek ve Titreyen Göl’ü de ekleyebilirsiniz) için “üç tesis inşa edeceğinize ortaklaşa bir tesis inşa edin daha az yatırımla çok daha fazla kazanırsınız”  uyarısı turizm düşmanlığı ile karşılanıyordu. Başarılı  turizm yatırımcılarının baskılarıyla OBSMP alanı yarı yarıya  (70 bin hektardan 35 bin hektara düşürülerek) daraltılırken yasal yatak kapasitesi yaklaşık 3 misli (25 binden 65 bine) artırılmıştır. Sonuç; başarılı turizmciler karşısında tenhalık ve doğallığın hezimete uğraması.

    Antalya’da kitle turizmine uygun yeteri uygunluk ve genişlikte alan sıkıntısı yok ve Alanya gibi canlı ve başarılı bir örnek varken Kemer, Belek ve Titreyen Göl’ün kalabalık kitle turizmine mahkum edilmesinin neresi başarı olarak görülebilir, gösterilebilir. Bu üç bölgede tenhalık ve doğallık korunabilseydi bu günkünün üçte biri daha az  yatak sayısı ile oda fiyatları en az üç, ve doluluk oranları en az iki kat daha yüksek olabilirdi. Savı kanıtlamak için Club Med’in 1974-1994 yılları arasındaki fiyatlarını ve doluluk oranlarını 1995-2017 değerleri ile karşılaştırmak yeterlidir. Çıralı/Antalya’da konsepte uygun yatırım maliyeti ve yatak kapasitesi küçük bir konaklama tesisinin oda fiyatı ve doluluk oralarının (Kemer ortalamalarının en az iki katı) incelenmesi bile meraklısını ikna için yeterli olabilir.

    Bu analizleri yapmayan, yapmak istemeyen, yapamayan sektörün,15 milyon turist sayısının ardına sığınarak  kendini başarılı görmesi, göstermesi anlamlı olamaz.
    Başarının ölçütü sadece kazanç miktarı değildir, olamaz da. Gerçek başarı, daha çok, potansiyel kazancın ne kadarının gerçekleştirilebildiği ile ilgili bir konudur.

    Özetlersek; iddia edilenin aksine ülkemizde turizm planlı ve programlı başlamıştır. Plan ve program başarılı turizm sektörünün baskılarıyla delik deşik edilmiştir.
    Ülkemizin başarılı turizm sektörü 1970 yıllarda kendini hissettirmeye başlayan tenhalık ve doğallık eğilimini görememiş, kavrayamamıştır.

    Kemer, Belek gibi doğallık ve tenhalık değeri ve dolasıyla kar oranı daha yüksek   alanlar da dahil, kaynaklarının hemen tamamını kar oranı düşme eğilimine girmiş kitle turizmine tahsis etmiştir.

    Söylenenlerden kitle turizminin devrinin dolduğu, talebin ve dolayısıyla gelirlerin azaldığı anlamı çıkmasın. Kitle turizmi gelişmeye, gelir ve istihdam yaratmaya devam edecek ve önemini hiç bir zaman kaybetmeyecektir. Vurgulanmaya çalışılan kitle turizminin uygun alanlarda yapılması, tenha ve doğal alanlara  mümkün ise hiç girmemesi, bu tür alanların yeni nesil tenhalık ve doğallık arayan gelir seviyesi göreli daha yüksek turistlere, turizm yatırımlarına tahsis edilmesidir.

    Kitle turizmi için örnek vermeye gerek yok. Bulunması giderek zorlaşan tenha ve doğal alan turizmine ülkemizden çarpıcı bir örnek vermek zor.  Tenhalık ve doğallığın turizm sektörü için ne ifade ettiğinin dünya örnekleri oldukça çok. Meraklıları Butan, Ekvator, Slovenya gibi örnekleri inceleyebilirler.

    Tuncay Neyişçi
    tneyisci@akdeniz.edu.tr


    Akademisyen
    Prof. Dr. Tuncay Neyişçi
    tneyisci@akdeniz.edu.tr

    Kullanıcı Yorumları

    Beste Ağçal - 7.07.2018 12:04:46
    Sayın hocam, yzınıza tesadüfen denk geldim. Turizmdeki yeni paradigmanın hiçbir şekilde sürdürülemeyeceğini düşünüyorum. Çünkü turizm giderek çevreye daha büyük bir maliyet yüklüyor. Uçakların karbon salınımından, betonlaşan koylara, turizme tahsis edilen arazilere kadar bu böyle. Düşünün, dünyada aynı anda 1 ile 1,5 milyon insan sürekli havada bir yerlere gidiyor. Bunun doğaya maliyetini hesap edin.


    Yorum ekleyin



    Adınız :  

     

    Güvenlik Kodu :
    Yenile


     
    Yazarın diğer yazıları :
    18 milyon ve tenhalık
    2018 Turizm Rekorlar Haftası kutlu olsun!
    Truva atı
    İzmir'in dağlarında çiçekler açar
    Rekor turizmi
    Noel Bir Hıristiyan Kutlaması mı?
    Bir Akademisyenin 15 yıl önce yazdıkları!
    Büyük Geometrici Pergeli Apollonius’tan Bergama Kralı Attalos’a
    Turizmin öznesi
    Damardan Avrupa: 'Dünyaya bir de nehirlerden bak'mak
    Turizme her şey dahildir
    Efes mi, Cedrus libani mi?
    Sırt Çantamda Türkiye
    Turizm hikayeleri: Beydağları turist bekler
    Türkiye turizminin yanlışları ve yapması gerekenler
    Turizm, kriz, EXPO 2016
    Turizm söylencemiz
    Aslında yaşanan 'planlı' bir kriz
    Eski Dünya'nın merkezi Anadolu, turizmin merkezi olabilir miydi?
    'Tık'ın olmadığı yerde krizler yeşerir
    'Sürdürülebilir turizm' diye bir şey var mıdır, olabilir mi?
    Ramazan turizmi
    'HD'ye geri zekalılık da dahil!
    Makale Arşivi
    Bizi Takip Edin
    Facebook Twitter
    Turizm'den PORTRELER
    Turizm'den Portreler
    Ahmet Zeki Apalı kimdir?
    HER HAKKI TURİZMGUNCEL.COM'A AİTTİR   ©   COPYRIGHT 2018  ||  Genel RSS  || Güncel RSS  || Sektörel RSS  ||  Marka INTERACTIVE
    Anket
    Bu yıl Türk turizmciler fiyat arttırabilecek mi?

    Evet, yüzde 20
    Evet, yüzde 10
    Evet, yüzde 5
    Fiyatlar değişmez
    Ücretsiz Abone Olun