Yiğit Ünsay - TurizmGüncel
Vural Öger online mecranın satış anlamında giderek önem kazanması sonucu tur operatörlüğü sektörünün yaşamakta olduğu dönüşümü ve kriz ortamında Avrupa'daki tur operatörlerinin geleceğini nasıl gördüğünü şu sözlerle anlattı:
BU HALİYLE TUR OPERATÖRLERİNİN GELECEĞİNDE IŞIK YOK
"Ben şu andaki şekliyle tur operatörlerinin geleceğinde fazla ışık görmüyorum. Yüzlerce, binlerce insanla iştigal et, broşürler yap, onları seyahat acenteleri aracılığıyla sat, acentelere yüzde 15 komisyon ver. Ben gidişatı Kodak'ın başına gelenlere benzetiyorum. Senelerdir Kodak bütün fotoğrafçıların en sevdiği marka oldu. Elektronik çağ başladığı zaman bu çağın farkında olamadı ve battı. Şu anda teknolojinin gelişmesi, küreselleşme sürecinde iletişim imkanlarının gelişmesi turistlerin davranışlarında çok büyük değişimleri beraberinde getirdi. Mesela bugün ABD'de bir tur operatörü yok. Oteli, uçak koltuklarını kendilerini direkt alıyorlar. İkisini birleştiriyorlar. Aradaki acentenin, tur operatörünün komisyonu ceplerine kalmış oluyor. Bu gidişatın önüne geçemezseniz. Mücadele ederseniz Kodak olursunuz. Kodak bundan 20 sene önce çip teknolojisine geçseydi bugün büyük Japon şirketleriyle rekabet edebilirdi. Ancak bugün iş işten geçmiş durumda."
AVRUPA'DAKİ TUR OPERATÖRLERİ KRİZİ DEVAM EDECEK
"Dolayısıyla Avrupa'daki tur operatörlerinin yaşadığı krizler aniden ortaya çıkan krizler değiller. Bunlar uzun vadede devam edecek olan bir krizin belirtileri. Katalog çıkarıyorsunuz, fiyatları hesaplıyorsunuz. Daha kataloğunuzun çıktığı gün fiyatlar düşmeye başlıyor. Katalog çıkarmanıza artık gerek yok. Bugün tur operatörleri bu işe milyonlarca euro harcıyorlar. Bence broşürün değeri artık kalmadı. Bu ancak şöyle olur: Personellerinin yüzde 90'ını işten çıkarırlar, online tur operatörü haline gelebilirler. Klasik manada bu iş bitiyor. Almanya'da büyük tur operatörlerinin ürünlerini satan acentelerin sayısında müthiş bir azalma var. Batıyorlar. Sistem artık değişiyor. Ben bir sözü çok severim: Bir değişimin önünde gidenler önder, ortasında gidenler refakatçi, değişime karşı olanlar gelenler ise kayıp olmaya mahkumdur. Değişime karşı olmamak lazım."
TÜRKİYE'YE ÇOK TURİST GÖNDEREN AB ÜLKELERİNDE SIKINTI YOK
Öger 2012 yılı için Türk turizmi açısından Almanya pazarını ise şöyle değerlendirdi:
"Ben Almanya pazarında Türkiye'nin durumunu 2012 için gayet iyi görüyorum. Türkiye'de çıkan haberleri takip ediyorum. Yanlış bir kanaat oluşmuş durumda. Avrupa'da kriz diye. Avrupa birleşik devletleri diye bir devlet yok. Hangi Avrupa'dan bahsediliyor. Güney Avrupa ülkelerinde Yunanistan, Portekiz, İspanya ve kısmen İtalya'da kriz var. Bugün Yunanistan'ın GSMH'sı bütün AB'nin yüzde 1.5'u kadar, sinek kadar. Avrupa'da kriz var demek bence doğru değil. Almanya şu anda tarihinin en iyi dönemini yaşıyor. Almanya'nın ihracatı 2011 yılında 1 trilyon Euro'ya ulaştı. Bu anormal bir şey. Çin ile başabaş gidiyorlar. 80 milyonluk bir ülke 1.5 milyar nüfusu olan bir ülke kadar mal üretip, ihraç ediyor. Bunun neticesinde Almanya'da işsizlik çok azalmış ve gelirler de çok artmış durumda. Anketlere göre Almanların yüzde 75'i 2012 için iyimser. Türkiye'ye en fazla turist gönderen ülke Almanya'dır. Ayrıca Avrupa'da Türkiye'ye çok fazla turist gönderen Hollanda, İsveç gibi ülkelerde de böyle bir kriz yok. Yunanistan'dan ya da Portekiz'den buraya zaten turist gelmiyor dolayısıyla o krizler bizi etkilemez."
TÜRKİYE'NİN TURİST BAŞINA ELDE ETTİĞİ GELİR AZ
Vural Öger Türkiye'nin turist başına elde ettiği geliri az bulduğunu belirterek çok katlı ve mass turizme yönelik otel yapılanması anlayışını eleştirdi:
"1500 - 2000 yataklı oteller neticesinde şahıs başına düşen turist gelirini azaltıyoruz. Bu kadar çok yataklı otel yaparsanız otel dolmadığı zaman fiyatlara asılırsınız. Türkiye'de son senelerde talebin üzerinde bir yatak arzı oluştu. Bu da fiyatları aşağıya çekiyor. Bunlar İstanbul için geçerli değil. İstanbul apayrı bir yer. İstanbul'a bugün en yüksek sosyal seviyeden insanlar da tatil yapmaya geliyor. Bu insanlar Antalya'ya gitmiyor."
"Bugün bir Toscana'ya, St. Tropez'e giden insan bize gelmiyor. Çünkü bu insanlara oralardaki gibi tabiatla iç içe bir kültür sunamıyoruz. O insanları biz 1500 yataklı otellere sokarsak kendilerini iyi hissetmezler. Biz Avrupa'nın orta sınıf altı insanlarına ucuz tatil sunan bir bölge haline getirdik Türkiye'yi. Bahsettiği elit turist Antalya'ya gelip ne yapacak ki? Otelden çıkınca ne var? Bugün Toscana'da tatil yapan bir insan otelden çıkınca en az 20 - 30 tane güzel İtalyan restoranı bulabiliyor, kafeler bulabiliyor, alışveriş yapabiliyor."
ANTALYA TORREMOLINOS OLMASIN
"Bence İspanya'daki Torremolinos Antalya için çok uygun bir misal. Torremolinos bir balıkçı köyüyken 1960 yıllarında bu tip yatırımlarla, çok katlı binalarla bir beton sitesi haline geldi. O zamanlarda Almanlar güneşe ve kuma gittikleri için binaların yüksekliği ve yapısı onları ilgilendirmiyordu. Ucuz tatil yapmaya çalışıyorlardı. Bugün artık Alman turist çok seçici oldu. Globalleşen dünyada çok ülke görüyorlar ve bilgi alabiliyorlar. Gittikleri ülkenin kültürüyle iç içe olmak istiyorlar. Oranın otantik mimarisini yaşamak istiyorlar. Torremolinos'a 20 sene önce çok giden Almanlar şimdi gitmiyorlar. Gidip bakarsanız bugün otobüsle haftasonu için Newcastle'dan gelen en düşük gelir seviyesindeki İngilizler orada. 20 - 25 euroya oda satılıyor. İspanyollar o bölgeyi öldürdüler. Antalya da böyle giderse Torremolinos gibi olacak."
ALANYA-KEMER ARASINA BÜYÜK OTEL YAPILMASI YASAKLANSIN
"Artık Alanya ile Kemer arasındaki sahil şeridi üzerinde bu tarz büyük çapta otellerin yapılmasına ve çalışmasına müsade edilmemesi lazım. İkinci şeritteki otel arzının da durdurulması lazım. Kemer'de ikinci şerit dolmuş durumda. İnsanlar otelden çıkınca nefes alamıyorlar. Dolayısıyla burada kuralların, yasaların konulması lazım. Ben hep şunu söylüyorum: Ankara'da bir mega proje yapılması lazım. Dünyanın her tarafından şehircilik uzmanlarının getirilmesi, böyle bir konsey oluşması lazım. Bunların Yunanistan sınırından Suriye sınırına kadar olan bütün sahillerde yeni turizm bölgelerini ve hali hazırda bulunan turizm alanlarını merkezi bir şekilde planlamaları lazım. Belediye başkanlarının da bu planlara uymaları lazım. Sahillerdeki imar verme yetkisinin belediye başkanlarının ellerinden almak lazım. Sadece rant peşinde koşanlar 15 katlı binalar görmek istiyorlar. Sorun ranttan kaynaklanıyor. Kimsenin umurunda değil. Peki 2030'da ne olacak?"
2030'DA BETON BLOKLARA GELEN AVRUPALI KALMAYACAK
"2030'da bu beton bloklara gelen Avrupalı kalmayacaktır. Belki Polonya'nın fakir kısmı gelir. Yazık değil mi? Dubai'de 15 - 20 tane otel var. Ben en son Aralık ayı başında gittim. 600 euronun altında oda yoktu. Burası Arabın çölü kardeşim! Dubai'de de 100 tane otel olsa orada da odalar 20 eurodan satılır. Bu bir arz talep olayı. Bugün Kemer'de 15 tane tatil köyü olsaydı inanın bana 500 eurodan satılırdı. Böyle bir tabiat Avrupa'nın hiçbir yerinde yok. Her şey dahil sistemine tamamen karşıyım. Her şey dahil sistemi nedeniyle yaptığımız çok güzel otellere turisti hapsettik. Turistik altyapı tamamen öldü. Türk turizminde herkes milyon peşinde. Otelin dışında yaşam alanları yaratmamız lazım."
EGE'NİN ÇOK PARLAK GELECEĞİ VAR
"Bence Ege'nin çok parlak bir geleceği var. Ege'de çok güzel, tarihi geçmişi olan kentler var. Ege'de bir butik turizmine başlarsak çok başarılı oluruz. Ege Bölgesi'nde her şey dahil sistemine ve 150 odadan fazla odası olan otellere müsade edilmemesi gerekiyor. Yatak sayısı bir tarafa; beton - yeşil oranında yeşilin lehine çok büyük bir oran farkı oluşturulmalı. Bunun şart koşulması lazım. Turizmimizi ancak böyle kurtarırız."
| Filiz Altın - 23.02.2012 09:33:40 |
Vural Bey gerçekten Almanların tatil mentalitesini çok iyi bilen bir turizmci. Yetkililer bu satırları dikkate almalı. Örneğin:Bizim Edremit körfezinde yarım asırdır orta avrupalı turiste hizmet eden yeşil tesisimizi belediye başkanı yoketmeye çalışıyor. Arsa spekülasyoncuları gözlerini bize dikmiş durumda. Yumuşak turizme değer verecek destekleyecek politikalara acilen ihtiyacımız var.
|
| Turist - 23.02.2012 11:01:58 |
Vural Beyin sözleri burada kalmamalı, yetkililer ve sektör temsilcilerinin bu konu üzerine gitmeleri gerekir. Ayrıca yabancı turist uçak dahil 300 euroya 1 hafta tatil yaparken, yerli turist taksitlerle uçak biletini ve otel parasını ancak denkleştirerek o paraya 2 gece konaklayabiliyor.
|
| Coşkun Candaş - 23.02.2012 11:14:33 |
Herr Öger,
Sie sind leider ein Türke,
Wie so können die andere grossen nicht das gleiche bild sehen, wie Sie.. ( zb. Tui oder Thomas Cook )
Ich bin sicher dass Sie es sehen können, aber wünschen nicht das wir es wissen ...
Türkische oder Deutsche mentaliteat... ( Das ist das unterschied )
Not: Normalde tarzım olmamasına rağmen yorumumu Almanca olarak yazma gereği hissetim..Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla misali... Sn.Öger bir Türk gibi değil ama bir Almanın gözleriyle bakabiliyor. Neden Alman Mercedesini en pahalı fiyatan satabiliyor . Düşünüyormuyuz ?
|
| Engin Öktem - 23.02.2012 15:44:28 |
to be or not to be...quality or quantity... sektörün ve turizmcinin karar vermesi gereken bu.
|
| MEL - 25.02.2012 01:03:36 |
Türkiyenin disina cikmayan veya cikamayan bir Genel Müdür bunlari anlamasi cok zor...onlar hicbir sey olmamis gibi devam ediyorlar, doldur bosalt mentalitesi, nereye kadar?
|