Yıldıray Karaer'in yaşam öyküsü Turizmden Portreler'de

    6.01.2014 - 11:23:27

    TurizmGüncel'in turizm kamuoyuna armağanı Turizmden Portreler bu kez dört başı mamur bir başarı öyküsünü okuyucu ile bir araya getiriyor. Adım adım gelişmiş, her aşamasında yoğun emek, dört ülke ve beklenmedik çetrefilli sorunlar içeren bu öykü Corendon Havayolları Genel Müdürü Yıldırar Karaer'e ait. Karaer'in memur bir ailenin gelecek vaat eden oğluyken nasıl bir turizm efsanesine dönüştüğünün öyküsü bu.



    Arkadaşına Gönder | Ana Sayfa | Haberi Paylaşın :

    Turizmden PORTRELER - TurizmGüncel
     
    Yıldıray Bey ilk yıllardan ve eğitiminizden başlayalım....

    “1 Ocak 1962’de İzmir’de doğdum. Babamın asker olması dolayısıyla doğumum İzmir’e denk gelmiş. İzmir’de doğdum ama İzmir’i çok iyi bilmiyorum. Çeşitli nedenlerle İzmir’den hep yolum geçti ama çocukluğum ya da gençliğim orada geçmedi. Esas büyüdüğüm yer İstanbul. Tüm eğitimimi İstanbul’da yaptım. İstanbul’da ilkokul ve ortaokulu Yeşilköy’de okudum. Ben Yeşilköy’e bizim köy diyorum. Sonrasında Anadolu tarafına geçtik. Erenköy ve Kadıköy’deydik. İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Mühendisliği mezunuyum. Maçka’da çok güzel bir okulumuz vardı. Dört yılım da orada geçti. Yüksek Lisans’ı da İstanbul Üniversitesi’nde İşletme ve Üretim Yönetimi üzerine yaptım. Bugün Boğaziçi Üniversitesi olarak kullanılan yerde okudum.”
     
    “Daha sonra yurtdışına gittim. Dilimi geliştirmek için. 2,5 yıl kadar kendi imkanlarımla İngiltere’de kaldım. Dil problemini çözdükten sonra  ilk yılın ardından orada mesleki İngilizcemi geliştirmek için birkaç okula devam ettim. Bunlar ağırlıklı olarak pazarlama üzerine okullardı.”



    'SHELL PLAZASINA BAKAR, HAYAL KURARDIM'

    O yıllarda da turizmci olmak gibi bir hedefiniz var mıydı?

    “Benim hayalim hep uluslar arası bir firmada görev almaktı. İngiltere’de okurken Thames Nehri’nin kenarına gidip karşıdaki Shell plazasına bakardım. Hayalim hep Shell’de çalışmaktı. Memur bir ailenin çocuğu olarak İngiltere’ye borç para alarak gittim. İngiltere’ye gitmeden önce ilk iş hayatıma Eczacıbaşı’nda başlamıştım. Eczacıbaşı’nın madencilik grubunda pazarlama alanında göreve başladım. Doğa Madencilik’te. Orada bana dış temsilcilik görevi vermişlerdi.  Yurtdışındaki firmaların Türkiye temsilciliğini yapıyordum. İngilizcemin yetersiz kaldığını fark ettim. 30 yaşındaydım, bu sorunu çözmek için atladım İngiltere'ye gittim."

    'SIRF ANNEMİN GÖNLÜ OLSUN DİYE T CETVELİ ALDIM'

    İngiltere'deki günleriniz nasıl geçti?

    "Tabi ben gittim, cebimdeki para 3 ayda bitti. Okul, ev, yol masrafları derken. Üniversitede beraber okuduğum ve benden önce İngiltere'ye giden iki arkadaşım vardı. Onlarla beraber kalıyorduk. Karakterim icabı ben elime aldığım işten vazgeçemem. Başaramadım diyemem. Maddi sıkıntılar bir yana baktım üç ayda İngilizcem de gelişmemiş. Arkadaşlarıma çalıştıkları yerde bana iş bulmaları konusunda ricada bulundum."

    "Bir arkadaşım gündüzleri bir restoranın mutfağında, geceleri de salonda çalışıyordu. Benim İngilizcem servis yapma konusunda yeterli olmadığı için mutfakta görev verdiler. Zor bir dönemdi gerçekten."

    "Benim master yapmam annemin zoruyla oldu. O daha ben üniversitedeyken yüksek lisans yapmam gerektiğini söylüyordu. Bu konularda hırslı bir insandı. Okuldayken bana hep 'Neden senin T cetvelin yok?' diye sorardı. Onun gönlü olsun diye ihtiyacım olmamasında rağmen T cetveli aldığımı hatırlıyorum"

    "Aradan 6 ay geçti. Ben de mutfaktan salona terfi ettim. Müşteriler beni Kanadalı sanıyordu, ben de dilimi geliştirdiğim için seviniyordum.İngiltere'ye 1990 yılında gittim ve bu benim dünya görüşümü değiştirmiş bir deneyimdir."

    Askerliğiniz...

    "Askerliğimi kısa dönem denizci olarak yaptım. Küçük bir deniz harita botundaydım. Mavi yolculuk gibi bir askerlikti. Er olarak yaptım, çok çalıştım ama güzel bir ortamdı. Askerlik boyunca tüm Ege Bölgesi'ni gezmiştik." 

    İngiltere'den sonra ne yaptınız?

    "İngiltere'den sonra Türkiye'ye döndüm. İyi bir yerlerde iş aramaya başladım. Hayalim hep uluslararası bir firmada çalışmaktı. Gözüme kestirdiğim 40 uluslararası firmanın genel müdürüne direkt mektup yazdım. Bunların yarısından dönüş aldım. Shell beni çağırmadı ama Mobil'de işe başladım. Onlar da beni Anadolu'ya gönderdiler. Tüm uluslararası firmalar bunu yapar. Önce elemanlarını sahaya sürüp neler yapacaklarına bakarlar. Ardından bir arkadaşım vasıtasıyla Good Year'a geçtim. Trabzon Bölge Sorumlusu olarak orada çalışmaya başladım. Devamlı seyahat halindeydim. Bir buçuk sene kadar Karadeniz Bölgesi'ni yaşama imkanı buldum. Bugün bile o bölgede yaşadığım deneyimlerimi hala anlatırım. Güzel arkadaşlıklar, dostluklar kurdum orada."


    'BURASI SENDEN SORULUR DEYİP, GİTTİLER'

    Havacılığa ve turizme geçişiniz nasıl oldu?

    "Good Year'da çalışırken hem üniversiteden hem de İngiltere'den bir arkadaşım 1992 senesinde Onur Air'in kuruluşunda yer aldı. O zamanlar cep telefonu yok. Ben de sürekli seyahat ediyorum. Eve her geldiğimde telesekreterde mesajlarla karşılaşıyorum. Arkadaşım 'gel beraber çalışalım' diyor. Birkaç kez oturduk konuştuk. Arkadaşım dedi ki "Ben Almanya'da Onur Air'in yapılanmasını oluşturmak için çalışacağım. Birkaç şehirde birden yapılacağız. Ben Düsseldorf'ta olacağım. Sen de gel Frankfurt'ta işlerin başına geç."

    "Bir tarafta İngiltere'deki zorlu yıllar, diğer tarafta Good Year'da beni bekleyen parlak gelecek. Bana yapılmış bir yatırım da var.İnsanları yüzüstü bırakmak da istemiyorum. Öte yandan İngiltere'den sonra Trabzon gibi küçük bir şehirde yaşamanın verdiği bocalama da var. Ailemle iletişime geçtim. Baktım Onur Air'deki arkadaşım onları da aramış ve ikna etmeye çalışmış. Evi arıyorum bu sefer onlardan da baskı geliyor. En sonunda ikna oldum. Good Year'dan ayrıldım. Üzüldüler ve kızdılar. Ancak yapacak bir şeyim yoktu. Kararımı vermiştim."

    "İngiltere'den sonra bir daha yurtdışına çıkmam diyordum. Ne işim var yurtdışında diyordum. Demek ki çok büyük konuşmuşum. 1993 senesi Mayıs ayında Frankfurt'a gittim. Arkadaşımla gittik, bir dükkan tutmuşlar. Merkezi bir cadde üzerinde. Dediler ki: "Biz boyacıları çağırdık. Boya yapılacak. Buranın mobilyası, bilgisayarları falan senden sorulur." Sonra da çekip gittiler. Düşünebiliyor musunuz? Bilmediğim bir sektöre girmemişim, dilini bile bilmediğim hiç tanımadığım bir ülkenin hiç tanımadığım bir kentindeyim.  Dediğim gibi ben kolay vazgeçmem. Kendi kendime de böyle dedim."

    'İTİBARIMA ÇOK DİKKAT EDERİM'

    "İşi anlamaya ve öğrenmeye çalışıyorum. Beni bu işe tavsiye eden arkadaşım da pek bilmiyor işi. Daha önce Bulgaristan'a işçi taşıyormuş otobüsle. Ona soruyorum onun da çok fazla bir know-howı yok. Aradan bir yıl geçti. Yeni kurulan bir şirket, yeni gelişen bir sektör. Yatırımcı para koymuş ama sektörü bilmiyor olabilir. Nitekim de öyle oldu. Onur Air 1994'te yani kurulduktan iki yıl sonra maddi zorluklara girdi. Biz de süreçten etkilendik. Bilet sattık ama seferler aksamaya başladı. Ben de bir cendereye girdim. İnsanları zor durumda bırakmak hiç alışık olmadığım bir şey. Sözümü yememeye, yapabileceğim şeyleri konuşmaya ve itibarımın zedelenmemesine çok dikkat ederim."

    'PATRONLAR ANLAŞTI, HOLLANDA UÇUŞLARI DURDU'

    Hollanda maceranız nasıl başladı?

    "İnsanlar mağdur olmaya başlayınca paraları iade edelim dedik. Ancak genel merkeze yolladığımız paraların gittiğini öğrendik. Derken Onur Air'i Ten Tour Grubu aldı. Çok güçlü bir gruptu. Avrupa'nın birçok yerinde tur operatörlükleri olan Türkiye'de çok ciddi bir altyapı kurmuş, otelleri olan bir gruptu.  Ten Tour şirketi satın alınca Almanya'daki şirketleri Nazar Holidays'in üzerinden Onu Air'İ yürütmeye karar verdiler. Bana da sen Hollanda'ya git. Oradaki Onur Air işlerini yürüt dediler. Ben de 1994'ün Temmuz ayında Frankfurt'tan Amsterdam'a gittim."

    "Amsterdam'da bir pazar oluşturma çalışmalarına başladım.Ağılıklı olarak oradaki Türkleri Türkiye'ye taşımaya başladık. Ciddi anlamda da başarılı olduk. 2 - 3 yıl Onur Air Hollanda'da oturdu. Tabi patronlar bizim Hollanda'da ne yaptığımızı çok iyi bilmiyorlar. Haftada 3 - 4 sefer var. Hollanda o zamanlar daha ufak bir pazar. 94'te Hollanda'dan Türkiye'ye 180 bin turist geliyordu. Şimdi bu sayı 1 milyon civarında. O zamanlar da Hollanda turizm anlamında havayolu şirketleri için  çok cazip bir ülke değildi. Daha sonra diğer havayolları Onur Air'in gittikçe artan başarısından rahatsız olmaya başladılar. Hollanda pazarında daha önceden bulunan, uçuşlar yapan bir başka firma Onur Air'in daha güçlü olduğu İsviçre pazarına girdi. Fiyatları aşağı çekti ve pazarı bulandırdı. Böyle olunca patronlar bir araya gelip bir karar vermişler. Onu Air daha eski şirkete (Air Alfa) Hollanda pazarını, Air Alfa da İsviçre'yi Onur Air'e bırakacakmış. Bana bir telefon geldi. Dediler ki biz
    Hollanda'da uçuşları durduruyoruz. Şoke oldum. Beni Berlin'deki yeni yapılanmaya davet ettiler."

    Kabul ettiniz mi?

    "Bu arada Hollanda'da 4- 5 senem geçmiş. Yeni bir şehre gidip her şeye yeniden başlamak mantıklı gelmedi. Yeniden insanlarla tanışmak, yeniden kendini tanıtmak gerekecekti. Artık mevsimlik işçi gibi çalışmak istemediğime karar verdim. Hollanda'da insanlar beni tanımış, bana güvenmişlerdi. Hollanda'da kalmaya karar verdim. Ne yapacağımı bilmiyordum ama bu kararı aldım."

    "Daha sonra Air Alfa'nın sahibi Mehmet Hasan Çebi benimle çalışmak istedi. Düne kadar rakiptik, beraber çalışmaya başladık. Fakat grupta işi ağırlaştıran kadrolar vardı. Bende bir süre sonra bezginlik oldu. Böyle olunca kendime bir yol aramaya başladım yeniden. O organizasyonda başarılı olmamın mümkün olmadığını düşünmeye başlamıştım." 

    "Tam o sırada Onur Air ile benim bu sektöre girmeme vesile olan arkadaşım Ömer Torosluoğlu yeni bir organizasyon yaptığı haberini verdi. Bana teklif getirdi. Bir diğer ortağı da Talha Görgülü'ydü. Biz Antalya'da oturduk konuştuk. Tur operatörü GTI'yi kurmuşlardı. Ali Şen'in Green Air'ini satın alıp GTI Airlines'ı kuracaklarını söylediler. Ben de bunun üzerine Hollanda'da GTI'nin kuruluşunu yaptım. Hollanda'dan ve Almanya'dan ciddi turizm üretmeye başladık."



    'ORTAKLIK ZOR ZANAAT'

    Ancak o ortaklık da pek uzun sürmedi değil mi?

    "Ortaklık zor bir şey. Aradan 3-4 yıl geçti, yine ilişkilerde bir problem çıktı. Talha Görgülü ve Ömer Torosluoğlu şirketi eski patronum Mehmet Hasan Çebi'ye sattılar. Yıl 1998. Şirketin adı da Flyair oldu. GTI Almanya Talha Görgülü'de, GTI Hollanda Ömer Torosluoğlu'nda kaldı. Biz de GTI olarak Flyair'den uçuşlar almaya başladık. Benim arkadaşımla da bu şekilde aram açıldı. Sene 2000. Hollanda'da Mayıs ayında tatil vardır. İki haftalık bir tatildir. O tatil dönemleri bizim için skor yaptığımız tarihlerdir. Ben de GTI Hollanda olarak o sene Flyair'den çok ciddi uçak aldım. Haftada 5 bin yolcu getiriyorum. Uçaklar ağzına kadar dolu. Her şey dahil konsepti yeni başlamış. O dönem arkadaşım Ömer beni çağırdı ve artık benimle çalışmak istemediğini söyledi. Aslında aramızda iş yapış şeklimizin farklılığından doğan bir sorun zaten vardı. O benim iş yapışımı eleştiriyordu, ben de onunkini."

    'TURŞU PİYASASINA BİLE BAKTIM'

    Corendon hikayesi nasıl başladı?

    "2000 yılının 1 Mayıs'ında ceketimi aldım, çıktım. Daha önceden ben Corendon International Trade diye emniyet sübabı olarak gördüğüm bir şirket kurmuştum. Hollanda'dan, Türkiye'den karşılıklı ticaret faaliyeti yaparım diye düşünmüştüm. Çünkü insanların iki dudağının arasındaki laf ile etkilenmekten sıkılmıştım. Köyüme dönüp başaramadım demek de istemiyordum. Hatta amacım Turyap vasıtasıyla Hollanda'daki Türklere Türkiye'den ev satmak hedefimdi. Garanti Bankası'nın işlerini yapıyordum. Böyle bir gayretim vardı. Turşu piyasasını dahi araştırdım. O şirketin altında da bir turizm/seyahat ürünlerini komisyonla satan bir organizasyon vardı."

    "Ömer Torosluoğlu bana böyle söyleyince 1 Temmuz'da gittim, Corendon'un başına geçtim. O tarihe kadar da  açıkçası bende bir travma oldu. Neden böyle oldu diye sordum kendime. İyi çalışıyordum ama hep aynı sonuç elde ediliyordu. Başarılı olup, bertaraf ediliyordum. Kendimi spora verdim. Ardından küçük bir ofis tuttum ve işe başladık. Çağrı merkezi, teleteks ilanlarıyla ürün satmaya başladık."

    "O sıralarda ortağım Atılay Uslu vardı Corendon'da. Aslında başka bir yerde çalışıyordu. Onu da çağırdım. Kendimiz için çalışalım artık dedim. Zor da olsa kabul ettirdim ve Corendon 1 Temmuz 2000'de bugünkü ortaklık yapısıyla gerçek anlamda çalışmaya başladık."  

    'HAVAYOLU KURACAĞIZ DEDİK, DELİRDİNİZ Mİ DEDİLER'

    Corendon Havayolları'nı kurmaya nasıl karar verdiniz?

    "2001 yılında Antalya'daki operasyonu başlattık. Buna ihtiyacımız vardı çünkü  o güne dek hep Avrupa ayağında çalışmıştık. Antalya'daki operasyonun başına da kardeşim Bora Karaer geçti. 2005 yılında 300 bin yolcu seviyesine ulaştık. O sıralarda tur operatörlüğü anlamında çemberimizi genişletmek istiyorduk ve Belçika'ya yöneldik. Belçika'nın yüzde 60'ı zaten Hollandaca konuşuyordu.  Tek yapmamız gereken Belçika çıkışlı uçak organizasyonları gerçekleştirmekti. Özellikle tatil dönemlerinde bunu hayata geçirmek istedik ama Hollanda'da bize destek veren havayollarının bize arkalarını dönmeleri sıkıntı yarattı. Yani bir uçak sıkıntısı vardı. Bu sıkıntıyı aşabilmek için kendi havayolumuzu kurmaya karar verdik."

    "Bir kısım insan tabi yapın dedi, bir kısım siz aklınızı peynir ekmekle mi yediniz dedi. Açıkçası biraz da cahil cesaretiyle 2005 yılında Corendon Havayolları'nı kurduk. Niyetimiz Hollanda, Belçika ve Almanya'dan operasyon yapmak ve havayolunu da profesyonellere teslim etmekti. Fakat istediğimiz gibi olmadı. Corendon Havayolları'nın kuruluşunda bulunan ekip başka bir havayolundan gelmişti. Bu elbette çok doğal. Ancak bizim ekip ile eski çalıştıkları havayolu arasında beklenmedik bir şey oldu; hukuki bir süreç başladı. Ortaya bir usulsüzlük çıktı. Mahkeme süreci başladı, bizdeki yöneticiler gözaltına alındı."

    'BÜYÜYORUZ VE TEDBİRLİYİZ'

    "Ben hemen apar topar Türkiye'ye geldim. İşin başına oturdum. Oturuş o oturuş. Baktım ki pahalı, riskli bir iş. Başından kalkmamam lazım diye düşündüm. Ortağıma sen tur operasyonu başında kal dedim ve ben de havayolunun başına geçtim. 2005 yılından bugüne Antalya'da maceramız devam ediyor. Aslında yine bir emrivaki ile yolumuz çizilmiş oldu diyebiliriz."

    "Corendon kendi sektöründe itibarlı, iyi bilinen, iyi hizmet vermeye çalışan, acentelerini üzmeyen, genç, profesyonel, dinamik bir ekiple yoluna devam ediyor. Özel havacılıkta 7 şirketten bir tanesi. 2014 yılı Corendon Havayolları'nın 10'uncu sezonu olacak ve 10 uçakla hizmet veriyor olacak. Corandon tur operatörlüğü şu anda anlamında 1 milyon kişiye hizmet veriyor, Corendon Dutch ve Corendon Havayolları olarak da 2milyon yolcuya hizmet veriyoruz. 1000'e yakın çalışanımız var. Büyüyen ve tedbirli gitmeye çalışan bir grubuz."



    'İŞ DIŞI TÜM VAKTİM KIZLARIMA AİT'

    Eşinizle nasıl tanıştınız?

    "Hollanda zamanımda eşim Hazan Karaer de orada bankacıydı. Kardeşim Antalya'da incoming ofisini kurduğu dönemde banka işlemleri sırasında tanıştık ve bir arkadaşlık doğdu. Bu şekilde tanıştık. İlk önce benim Antalya'ya gelişim söz konusu değildi. O kendini hep Hollanda'ya hazırlamıştı. Antalya'dan Hollanda'ya gelmeye hazırlanıyordu. O esnada annemin rahatsızlığı nedeniyle bir süre İstanbul'da kaldık. Buradaki işin başına geçince de buraya geldik. İstanbul'da evlendik ama Antalya'da yaşıyoruz."

    Çocuklarınızla aranız nasıl?

    "İki tane kızım var. Biri 5, biri 7 yaşında. İdil ve İpek adında. İş yoğunluğundan dolayı onlarla çok fazla ilgilenemiyorum. Boş vakit bulunca da vaktimi onlara ayırıyorum. Eskiden işe daha çok mesai harcardım. Artık kızlarıma vakit ayırıyorum."

    Sporla uğraşmayı sevdiğinizi biliyoruz.

    "İşler yoğun olmadan ve evlenmeden önceki hayat tarzınız elbette değişiyor. Üniversitedeyken neredeyse sporun her çeşidini yapardım. Basketbol, futbol ve voleybol oynardım. Lisanslı yüzücüydüm. İş hayatına girince artık arkadaşlar arasında ter atmaktan öteye gidemiyoruz."

    'FREDDIE MERCURY VE BEE GEES DİNLERİM'

    Futbol izler misiniz? Tuttuğunuz bir takım var mı?

    "Eşim hiçbir konuda fanatik olmadığımı söyler, doğrudur. Beşiktaşlıyım. Ancak fanatik değilim. Eşim ise fanatik bir Fenerbahçelidir. Ben fanatikliği biraz yadırgıyorum. İş dışında fanatik olduğum bir nokta yok. Bu fanatikliği de dengelemeye çalışıyorum. Çünkü aileme ve çalışanlarıma karşı bir sorumluluğum var. Eskisi gibi cesur adımlar yerine iyi düşünülmüş adımlar atmaya çalışıyorum."

    Kitaplarla aranız nasıl?

    "Eskiden Coca Cola'nın hikayesi gibi kitaplar okurdum. Başarılı insanların hayat hikayelerini severdim. Şimdilerde işten dolayı eskisi kadar çok okuyamıyorum."

    Peki ya müzik?

    "Geçmişte Freddie Mercury, Bee Gees çok dinlerdim. Hala da onları dinlerim."

    'FORMÜL ŞU: YABANCI DİL,EĞİTİM, EMEK VE SABIR'

    Duayen bir turizmci olarak tatillerinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

    "Ben kendimi Bodrum'da iyi hissediyorum. Bir anda modum değişiyor oraya gidince. İş nedeniyle neredeyse tüm sahil noktalarında iş bağlantılarımız var. Bu nedenle tatil için işin olmadığı yerlere gitmeye çalışıyoruz. Eşim de çocuklarım da alıştı gerçi, işle tatili beraber yapmaya. Bu turizmin yapısında olan bir şey. Nereye giderseniz gidin orada iş anlamında iletişime geçilecek birileri var."

    Genç turizmcilere tavsiyeleriniz nelerdir?

    "Gençlere ilk tavsiyem; dil öğrenmeleridir. Ne yaparlarsa yapsınlar dil öğrensinler ve mutlaka üniversite vizyonu kazansınlar. Kendilerini geliştirmeliler. Bu mezun olmakla da bitmiyor. Sürekli bu anlamda çaba sarf etmeleri gerekiyor. Sabırlı olmalılar. Her şey çok çalışarak ve sebat ederek gelişiyor."

    Hayatınız tam anlamıyla bir başarı öyküsü. Bundan sonra gerçekleştirmek istediğiniz hedefleriniz neler?

    "Yıllar çok hızlı geçiyor gerçekten. Göz açıp kapayana kadar 50 olduk, 60 olacağız. Amacımız Corendon'u kurumsal bir yapıya getirmek. Bunun için kapsamlı bir altyapı çalışması yapmak istiyoruz. Bunun gayreti içindeyiz. Corendon'u daha büyük kapasitelerde dünyada bir oyuncu olarak görmek hedefimiz."
     
         
     
     
    Bu haber 6.01.2014 - 11:23:27 tarihinde eklendi.

    Kullanıcı Yorumları

    Cengiz - 6.01.2014 09:46:51
    Çok düzgün ve beyefeni bir patron. Umarım herşey çok güzel gelişmeye devam eder Yıldıray Bey için.
    Tulga Tilev - 7.01.2014 22:35:33
    Çok büyük keyifle okudum. Yıldıray beyin içten, samimi ve açık ifadeleri, pırıl, pırıl ve berrak kişiliğini yansıtıyor. Corenon ile birlikte başarılarının katlanarak devamını diliyorum. Sevgiyle.
    Mümtaz Özaslangöz - 20.01.2014 10:29:39
    Eski Bir Birce Tour Yöneticisi olarak, Sn. Yıldıray bey Yolundan gitmeyi hedefledim, İnşallah bir gün ben de yeni kurduğumuz Şirket ve İş arkadaşlarım da CORENDON gibi başarılı oluruz. Saygılarımla Mümtaz ÖZASLANGÖZ
    Mehmet Biçer - 17.02.2014 15:12:00
    Samimiyet üzerine kurulu bir başarı öyküsü.. Başarılarınızın artarak devam etmesi dileğiyle...
    Kubilay T. - 20.08.2015 16:34:39
    Yıldıray Bey ile kısa bir süre birebir çalışma imkanım oldu. Hayatımda tanıdığım en dürüst ve beyefeni patron olduğunu tüm içtenliğimle söylemek isterim. Zaten Antalyada nereye giderseniz gidin, Corenonda çalıştım diye söyleyince, insanların oturması bile değişiyor. Allah kenisinin yolunu ve bahtını açık etsin...


    Yorum ekleyin



    Adınız :  

     

    Güvenlik Kodu :
    Yenile


     
    Diğer Yazılar:
    Tavit Köletavitoğlu hem kendi hem de Türkiye turizminin hikayesini anlattı...
    Müberra Eresin yaşam hikayesini Turizmden Portreler'e anlattı
    Temel Kotil'in azim, kararlılık ve çalışmayla dolu yaşam hikayesi
    Ramazan Aslan'ın emek, sabır ve mücadeleyle dolu yaşam hikayesi
    Firuz Bağlıkaya'nın yaşam hikayesi
    Kaan Kavaloğlu'nun başarılarla dolu yaşam öyküsü
    Sektörün tanıdık yüzü çalışkan bir turizmci: Faruk Boyacı'nın yaşam hikayesi
    Üniversitenin devrimci öğrencisinden kültür turlarının duayenliğine: Faruk Pekin
    Turizmin güler yüzlü abisi Rıdvan Edebal
    Hayalleri, umutları, maceraları ve unutulmaz aşkıyla İskender Çayla
    TMGT'den Armada Otel'e uzanan bir yaşam öyküsü: Kasım Zoto
    Hikmet Atilla'nın yaşam hikayesi
    Turizmde yeniliğin, ilklerin ve inatçılığın ismi: Hüseyin Kurtoğulları
    Hülya Aslantaş'ın mücadele ve başarılarla dolu yaşam hikayesi
    Rehber deyince akla gelen ilk isimlerden biri: Şerif Yenen
    Türk turizminin öncü ismi: Ceylan Pirinçcioğlu'nun yaşam hikayesi
    Hayatı turizmle yoğurmuş bir duayen: Ersin Özgündoğdu
    Yıldıray Karaer'in yaşam öyküsü Turizmden Portreler'de
    Burhan Silahtaroğlu yaşam öyküsünü TurizmGüncel'e anlattı
    Kadir Uğur'un macera ve sürprizlerle dolu yaşam hikayesi
    Bir turizm aşığı, Hakkı Ülkü'nün yaşam hikayesi
    Antalya otelciliğinin kurucusu: Ali İhsan Barut
    Her şey dahilin babası: Cem Kınay
    Hayatı boyunca başkanlık yapmış başkan: Başaran Ulusoy
    Editör Yazı Arşivi
    HER HAKKI TURİZMGUNCEL.COM'A AİTTİR   ©   COPYRIGHT 2017  ||  Genel RSS  || Güncel RSS  || Sektörel RSS  ||  Marka INTERACTIVE
    Anket
    Otelinizin satış fiyatı geçen yıla göre nasıl değişti?

    Yüzde 20 daha düşük
    Yüzde 10 daha düşük
    Geçen yılla aynı
    Yüzde 20 daha yüksek
    Yüzde 10 daha yüksek
    Ücretsiz Abone Olun