Türk turizminin öncü ismi: Ceylan Pirinçcioğlu'nun yaşam hikayesi

    4.08.2014 - 11:57:06

    Babası Fethi Pirinçcioğlu... Türk turizminin öncülerindendi. Uzun yıllar gazetecilik yapan, Türkiye’de ilk kez Basın Yayın Enformasyon Müdürlüğü’nü kuran, Turizm Bakanlığı’nın ilk tohumlarını atan çok önemli bir isimdi Fethi Bey... Dünyada turizm profesyonellerinin kulübü olarak bilinen SKAL Türkiye’nin kurucu üyesi, ATURJET (Turizm Yazarları Derneği) Onursal başkanı, New York basın ateşesi ve en önemlisi VIP Turizm’in kurucusu... Anne İnci Pirinçcioğlu da en az Fethi Bey kadar başarılı bir isimdi... İngiliz filolojisini bitirip, Halide Edip Adıvar'ın yanında asistan olarak çalışan, Türkiye'den yurt dışına ilk giden turları organize eden, Club33'ü kurarak eğlence hayatına farklı bir boyut kazandıran Türkiye’nin ilk kadın rehberlerindendi İnci Hanım...



    Arkadaşına Gönder | Ana Sayfa | Haberi Paylaşın :

    TurizmdenPortreler - TurizmGüncel
     
    Turizmden Portreler bölümümüzün yeni konuğu Ceylan Pirinçcioğlu, işte böyle bir anne ve babanın çocuğu olarak dünyaya gelir. Beş yaşına kadar Amerika’da kalan ve Türkiye’ye döndüğünde hiç Türkçe bilmeyen Pirinççioğlu, 10 yaşındayken turizm sektörüne adımını atar ve ilk parasını kazanır. Hem okur, hem de anne babasına destek olmak için onlarla birlikte çalışır. 1979 yılında Amerika’da kimsecikler Türkiye’yi tanımazken, köy köy kasaba kasaba gezerek coğrafya dersi verir gibi ülkemizi tanıtır. ABD’den Türkiye’ye turlar düzenler. Pirinçcioğlu şu anda VIP Turizm’in Yönetim Kurulu başkanı olarak turizm sektöründe çalışmalarını sürdürüyor. En büyük hayali olan astronotluğu gerçekleştiremese bile ilk uzay turlarını düzenleyerek adından söz ettirmeyi hedefliyor.

    Yıllar  boyunca Türk turizmini temel taşlarının oturmasına, Türkiye'nin uluslararası platformda bilinirliğin arttırılmasına katkıda bulunan Pirinçcioğlu çiftinin tek oğulları Ceylan Pirinçcioğlu’nun hayat hikayesine gelin hep birlikte göz atalım.
     
    Ceylan Bey, sizin hayat hikayenize bence siz doğmadan önce başlamak gerekiyor. Çünkü anneniz İnci Hanım ve babanız Fethi Bey, Türk turizmine emeği geçmiş duayenler, çok önemli kişiler olarak tarih sayfalarına adlarını yazdırdılar. Ailenizin turizmle nasıl tanıştıklarından biraz bahseder misiniz?

    Ben aslında Pirinçcioğlu Ailesi’nin üçüncü çocuğuyum. Annemle babamın 1951 yılında ilk çocukları oluyor. Ancak büyük ağabeyim dünyaya geldikten bir hafta sonra hayatını kaybediyor. Doktorlar, anne babama bir daha çocuklarının olmayacağını söylüyorlar. Annem çok üzülüyor ve bu konunun üzerine gidiyor. Her ikisinin kanını uçağa koyup ABD’ye gönderiyor. ABD’li profesör, annemleri Amerika’ya çağırıyor. Bunun üzerine annem, Full Bright’ın ilk bursu ile New York’ta Colombia Üniversitesi’nde okuma imkanı yaratıyor. O yıllarda Babam Fethi Pirinçcioğlu Cumhuriyet Gazetesi’nde gazetecilik yapıyordu. Amerika’ya gidince, o da Robert College’den, New York Üniversitesi’ne geçiş yapıyor. Burada hem okula gidiyorlar, hem de çalışıyorlar. Amerika’dayken, babama konsoloslukta çalışması için müracaat ediyorlar. Diyorlar ki, “Senin kalemin kuvvetlidir. ABD’den Türkiye’ye gitmek isteyen bir çok Amerikalı var. Mektup yazmışlar. Bunlara sen ilgili cevapları yazsan çok makbule geçer...” Babam kabul ediyor. Gündüzleri okula gidiyor, akşamları da bu kişilere siyah daktilosu ile birer birer cevap yazmaya başlıyor. Babamın turizm hayatı aslında bu şekilde başlıyor. Bu sırada annem, ablam Yasemin Hanım’a hamile kalıyor ve sevgili Ablam Yasemin New York’ta dünyaya geliyor.


    (İnci Pirinçcioğlu) 

    “BABAM TURİZM BAKANLIĞI’NIN İLK TOHUMLARINI ATTI”


    Yani babanız Fethi Bey ve anneniz İnci Hanım, çocuk uğruna Amerika’ya gidip, ilginç bir rastlantı sonucu turizm sektörüne adımını atmış. Sonra olaylar nasıl gelişiyor? 

    Evet, çok ilginç bir hikaye... Sonrasında ailem, yeniden Türkiye’ye dönüyor. Babam, o sıralar Basın Yayın Dairesi’nde çalışıyor. Babam, buradayken turistler için Turist Enformasyon Bürosu’nun kurulması için ilgili müracaatlarını yapıyor. Ve bu büro, Radyoevi’nin içinde tek bir odada kuruluyor. Aslında Turizm Bakanlığı’nın ilk tohumları o zaman atılmış oluyor. İlk Turist Enformasyon Bürosu ve Turist Rehberliği Derneği 1955’te, VIP Turizm 1968’te, Turizm Bakanlığı 1971’de, TÜRSAB 1976’da kuruldu.

    ( Fethi Pirinçcioğlu)
    Babam, yine aynı tarihlerde Türkiye’de turist rehberliği hizmetinin olmadığını düşünerek, anneme “Sen İngiliz filolojisinde ders verdin, turist rehberliği derneği kurup burada eğitim başlatsan” diyor. Annem de bir dernek kuruyor ve bir numaralı rehber olarak kayıtlara geçiyor. Yani 1955 yılında ilk kez yabancı ziyaretçilere birer ağırlama elçisi gibi hizmet veren, günümüzde on binlerce gencin çalıştığı turist rehberliği kariyerinin önünü açıyor. Annem, dostu Semahat Koç ile irtibata geçiyor, arkadaşlarını topluyor ve rehberlik eğitimi vererek onlara da turizm sevgisini aşılıyor. O sıralarda Türkiye’ye ilk kez Hilton geliyor. Açılış organizasyonunu babam yapıyor... yıl 1955. Hilton açıldıktan sonra, Koç Ailesi de turizm sevgisi ile harekete geçiyor ve Divan Oteli hayata geçiyor. Bu arada ben de programa giriyorum... ve yıl 1957 çok sevdiğim şehrim İstanbul’da dünyaya geliyorum.


    (Hilton'un açılışı; Turizm Bakanı Muammer Baykam)

    “ÇOCUKLUĞUM ÖNCE NEW YORK, JACKSON HEIGHTS’TA, SONRA İSTANBUL, ESENTEPE’DE GEÇTİ”


    Siz gerçekten de önemli gelişmelerin olduğu bir ortamda dünyaya gelmişsiniz.

    Evet, işte ben böyle bir ortamda dünyaya geldim. Ben bir yaşımdayken, babamın Amerika’ya tayini çıkıyor ve 5 yaşıma kadar New York’ta kalıyorum. 1961 ihtilâli sonrasında Türkiye’ye döndüğümüzde Türkçe bilmiyordum, düşünün… İstanbul’da uzun yıllar Esentepe’de Gazeteciler Sitesi’nde oturduk. Bütün çocukluğumuz burada geçti. Önce Şişli 19 Mayıs Okulu’nda, sonra Mareşal Fevzi Çakmak Okulu'nda okudum. Sonra Saint Benoit’da ortaokulu, Saint Michel’den liseyi bitirdim ve “french bacalauriat” aldım. Daha sonra Boğaziçi Üniversitesi ve son olarak da New York Üniversitesi’nden mezun oldum.


    (Pirinçcioğlu ailesinin Gazeteciler Sitesi'ndeki evi)

    “10 YAŞIMDAYKEN VIP TURİZM KURULDU”


    Aileniz, hangi vasıtayla VIP Turizm’i kurdu?

    Annem o dönem, turizmin ilk şirketlerinden biri olan ABC Turizm’in 10 ortağından biri idi. Türkiye’de ilk yurt dışı grup turlarını orada planladı. Rusya’ya 80 kişilik bir grup yapılmıştı. İlk Rusya’ya gidişim 1966 yılındaydı. Daha sonra, ABC ortaklarından Erkan Kılıç’ın diğer ortakları atlatıp paraları da alarak Londra’ya gittiğini duyduk. ABC dağılınca, VIP’in kuruluşu gündeme geldi.

    İnci Pirinçcioğlu - Vapur Kalkarken - 1952

    Siz ne zaman turizm sektörüyle tanıştınız?


    Atatürk Kültür Merkezi inşa edildiğinde 1968 yılında uluslararası 1000 kişilik iş adamları kongresi organizasyonu üstlenilmişti. 10 yaşımdayken bu konferansta çalışmaya başladım, günde 10 Lira para kazanıyordum. İlk işim, kayıp eşya bölümündeydi. Sonra Sultanahmet’te gençlik ofisi açtık, burada ablamla birlikte çalıştık. O zamanlar 13 yaşındaydım.

    “BEN KASADA ÇALIŞIRDIM, ABLAM BİLET KESERDİ”

    Ben kasada tahsilat ve finanstan sorumlu olarak çalışıyordum. Yasemin Ablam da Katmandu ve Kopenhag’a uçak bileti kesiyordu. Üç yıl boyunca yazları burada çalıştım. Kış dönemlerinde de sömestrde okuldan arkadaşlarım için kayak turları organize ediyordum. İsviçre’ye, Davos’a dahi o yıllarda tur yapmıştım.

    1977 yılında bir dönem, okumak için İngiltere’ye gittim ancak babamın geçirdiği kalp ameliyatı sonrası Türkiye’ye dönmeye karar verdim. Boğaziçi Üniversitesi’ni kazanarak iki yıl yönetim okudum ve VIP Turizm’de incoming bölümünde çalıştım. New York Üniversitesi’ne uluslararası işletme bölümüne girdim. Okulumun yanı sıra çalışmaya başlamıştım ki, babam “Sana New York’ta VIP’in ofisini açalım, Türkiye’yi tanıt” dedi. Yıl 1979... Türkiye’ye gelen yok, giden yok. Kimse tanımıyor. Orada köy, kasaba dahil gezerek coğrafya dersi verir gibi, acentelere ülkemi gururla tanıttım. Onların Türkiye’ye gitmesi için çalışmalar yaptım, ilk charter seferlerini New York’tan başlattım. Birkaç tur operatörünün Türkiye’yi programına almasını sağladık. Özel programlar yaptık, Atatürk’ün doğumunun 100. yılı anması için Atatürk’e saygı turu düzenledik. Annem gurur duydu bundan... Ankara ziyaretinde kendi bizzat eşlik etmişti bu gruba. “Orient Express ile İstanbul” diye en üst segmentteki topluluklara hitap edecek programlar düzenledik. Yılda 5000’e yakın Amerikalıyı Türkiye’ye güzel anılarla getirdik. Yoğun dönemlerde İstanbul’daki iki adet beş yıldızlı otelden biri olan Hilton İstanbul’da sürekli adeta yaşıyorduk.


    ( 1975 Home of Atatürk - Anıkabir)

    “AMERİKA’DA NEDEN HAYATIMI SÜRDÜRMEDİM?”


    Hayatıma Amerika’da devam edecektim, hatta Green Card’ımı aldım. Bir akşam bir fuar çıkışı arabada giderken Türkiye ile ilgili bir haber duydum. Haberde “Şu anda İstanbul’un dışındayız, her şey kontrol altında” anonsu yapılıyordu. O sırada ihtilal olmuştu. Bu bizim için bir değişim oldu. Yeni anlayışı, Özal dönemini gözlemleyip, köklü değişiklikler yapacağını düşünerek Türkiye’ye geri dönme kararı aldım.

    “AİLEMLE ANLAŞMA YAPTIM VE GENEL MÜDÜR OLDUM”

    Geri döneceğim zaman, ailemle bir anlaşma yaptım. Annemler bana güvendiler ve bana şirketi bıraktılar. Onlar ABD’deki ofisi devam ettirdiler. Ondan sonra da kısa bir törenle genel müdür oldum... yıl 1982…

    Çok ilginç bir süreç yaşamışsınız.

    Evet, o dönemde bizim şirkette 16 kişi vardı, 1999 yılında 250 kişiye kadar çıktık. 2001’de 35 kişiye indik, şu an 80 kadar kişiyiz... O zamanlar, 15. yılımızdı, şimdi 46. yıldayız.

    “VIP, TÜRKİYE’DE EKOL OLDU”

    Peki, Ceylan Pirinçcioğlu olarak şirkete neler kattınız?

    Şirketi kurumsallaştırdım. O zaman için belki de ilk anonim şirkete dönüşen şirket olduk. Her yaptığımız konusunda bir “bench mark” oldu, örnek oldu. Seyahat acentalığı mesleğini saygın ve özenilecek bir meslek haline getirme çabalarım oldu hep. 46. yılına gelen bir şirkette yönetim kurulu başkanlığı yapıyorum. Şu anda 80 kişinin üstünde bir ekiple çalışıyoruz. Bu süreç içinde 28 kriz yaşadık... Gerek iç, gerekse dış sebeplerle oluşan olaylarda iş çeşitliliğimizle yaptığımız yeniliklerle hep öncü olduk. Türkiye’de kongre turizmini ilk başlatan şirketiz. İlk incentive işlerini VIP MICE olarak yaptık. MICE dedik, ‘MICE nedir, fare mi?’ dediler. MICE şimdi değerli oldu. Temalı partilerde, aktivitelerde örnek çalışmalar yaptık. Rakiplerin birlikte çalışabileceği örnek konsorsiyumlar kurulmasında öncü olup, mega kongreler organize ettik. Habitat’ın organizasyonu bunların arasında en büyüklerinden biri idi. Binlerce kişiye turizm sektörünü sevdirdik, yetiştirdik... VIP, Türkiye’de ekol oldu. İnsanların hayatında bir ilk, bazıları için yaşam, bazıları için turizm ve etkinlik okulu oldu. Birçok kişi, bir yerlerde rastlaştığımızda “İlk paramızı VIP’te kazandık”, “İlk iş deneyimimiz VIP’te oldu” diyen büyük elçiler, doktorlar, işadamları, girişimciler, üst düzey yöneticilerle karşılaşıyoruz. Bunları duymak çok güzel bir duygu tabii... GFK’ya yaptırdığımız bir araştırmaya göre, VIP Turizm çok fazla reklam yapmamasına karşın, en bilinen turizm markası. Sadece Türkiye’de değil, endüstrimizde, dünyada da en çok tanınan turizm markalarından biri. 
     


    “KIRKGÖZHAN KERVANSARAYI”


    İki yıl restorasyonunu tamamlayarak temalı etkinliklerde kullanmaya başladığımız Antalya Döşemealtın’da 29 yıllığına kiraladığımız tarihi bir mekanımız var. Kırkgözhan Kervansarayı 12. yüzyılda Alaattin Keykubat tarafından yapılmış tarihi bir eser. Tüm Roma, Yunan medeniyetlerinin arasında Selçuklu ve Osmanlılar tarafından kullanılmış bir Türk eseri... Burada “İçsel Yolculuk” adında yaptığımız programlar, yönetim kadrolarınca büyük beğeni topluyor. Kervansaraylardaki orijinal hayatı yaşatıyoruz. Her işimizde, dünyanın her yerinde, yerel kültür öğesini işleriz. Bu da bunlardan biri...

    “BEY TURİZM’DEN VIP TURİZM’E”

    İlk kuruluşumuzda babam, şirketin ismini Bey Turizm olarak düşündü. Ancak bakanlıktan telefon geldi ve ‘Fethi Bey, Türkçede bey kelimesi yok, isterseniz bay kullanın’ dediler. Ancak ‘Bay Turizm’i beğenmemişti babam. Bir akşam işten geldiğinde evde kütüphanede çalışırken, babamla lûgatı açtık ve VIP adını beraber bulduk. Önemli kişilerin acentası fikrini kullandık. Birçok kişi Fethi İnci Pirinçcioğlu’ndan yolarak ismin FİP olduğunu zannetti. Amcam da 60’lı yıllarda içişleri bakanlığı yapmıştı. Adı Vefik Pirinçcioğlu idi. “Acaba V harfi oradan mı geliyor, o da mı ortak?” diye düşündüler.

    Ben genel müdür olduktan sonra dedim ki, ‘bizim temamız sadece çok önemli kişi değil: değer, bütünlük ve performans (Value, integrity, performance) VIP aynı zamanda bu anlama gelmeli bizim için, dedim. Bu vizyonla çalışmalarımızı yürüttük. Her müşteriyi misafir, her misafiri VIP olarak ağırlamayı hedefledik. 1968 yılbaşında ilk seyahatimizi Mısır’a yapmıştık, “Nil Sefası” idi adı. O tarihte sadece felluka isimli yelkenliler vardı. İstanbul’dan sonra ikinci Hilton oteli Kahire’de açılmıştı. Orada kaldık. Ben genel müdür olduğumda da yine ilk turu ilk kez “Mısır Nil Sefası” olarak yaptım. Bu seferimiz Nil üstünde beş yıldızlı bir gemide oldu. Sonra Rusya, Uzakdoğu, Afrika derken 100 ülkeye kaliteli grup seyahati yapan bir operatör olduk.

    (VIP Turizm Ekibi 1994)

    “VIP-SA’YA NİYETTEN VİSTA NASIL DOĞDU?”


    VIP, her zaman diğer acentelerden biraz daha farklı bir konumda oldu. Bu imajı nasıl yerleştirdiniz sektöre? 

    Doğrusu biz kendi işimize konsantre olduk. Başka işlere girdiğinizde işin ana kolundan ayrılmış oluyorsunuz. 20 yıl önce Sabancı Grubu, Dilek Sabancı için bir acente kurmayı düşünüyordu. Değerli dostum Güler Sabancı vasıtası ile kendilerine tecrübelerimizi aktarabileceğimizi belirttim. Amaç, know-how transferi idi... Merhum değerli Sakıp Sabancı Beyefendi bizi davet etti. Birçok firmasına hizmet vermiştik. Biz kendilerine görüşlerimizi belirttik. Tur operatörlüğü konsepti yoktu o dönemde. Biz Almanya’nın en büyük operatörü olan TUI modelini önerdik. Ancak konsept belki de çok erkendi ve benimsenmedi. Rahmetli Sakıp Bey de “Biz önce çırçır fabrikasıyla başladık, sonra iplik, bez, lastik yaptık... Adım adım gittik, buna da adım adım başlayayım” dedi. “Adını VIPSA koyalım, birleştirelim” dedi... Ancak ben ayrı bir şirketin daha sıhhatli olacağını düşünerek Vista ismini önerdim. Yarı yarıya ortak bir şirket kurduk. İki yıllık çalışmadan sonra ayaklarının üstünde durduğunu gördükten sonra ortaklıktan ayrıldık. O ortaklıktan da güzel anılar ve dersler edindik. Vista şimdi bizim başlattığımız kurumsal hizmet ve bilet satımı konusunda Türkiye’nin en önde gelen acentalarından biri olarak devam ediyor.



    “ASTRONOT OLAMADIM AMA...”


    Turizm sektörüne girmeseydiniz, ne olmak isterdiniz?

    Astronot olmak isterdim. New York Üniversitesi’nde uluslararası işletme okudum. Burada işletme yönetimi, uluslararası pazarlama ve finans okudum.
    Ancak astronot olmayı çok istedim. Bu arzum, uzayla olan ilişkilerimi geliştirdi. “İnsanlar, uzayda nasıl ticari olarak seyahat edebilir?”, bunun peşine düştüm. İlgili yerlerle temasa geçtik ve anlaşmalar imzaladık. Kısmetse şirketimiz vasıtasıyla ilk uzay yolculuğu 2015 yılında gerçekleştirilecek. 2015 yılında 100 kişi arasından iki Türk var... Bu bir roket aslında. Uçak gibi havalanıyor astronot pilotla baş başasınız... 100 km’ye kadar çıkıyor, 5 -6 dakika yerçekimsiz ortamda kalıyor... İşte dönüp dünyayı oradan görmek çok heyecan verici. Tanıştığım astronotlar anlatıyor.... Resimlerde görüldüğü gibi değil... Bu başka bir boyut... Sonra süzülerek geri dönüş yapıyor. Tekrar atmosfere girerken 4.5 g kuvveti ile uçup bir uçak gibi iniş yapıyor. Toplam bir saatlik unutulmayacak tecrübe...

    Peki, korkmuyor musunuz, böyle bir seyahatten?

    Uçaktan korkmuyorsanız bundan da korkmazsınız. Yıl 1900… Eyfel kulesinin etrafında dünya teknoloji etkinlik ve sergisi yapılıyor. Tüm bilim adamları, “İnsanoğlu 100 yıl daha uçamaz” diyor. İki yıl geçiyor ve Wrigth kardeşler ilk uçuşu gerçekleştiriyor. 60 yıl sonrasında aya ulaşılıyor, şu anda ve her gün havada 1 milyona yakın insan uçuyor. Bu böyle bir evrim... Uzaya seyahat de onun gibi bir şey olacak ilerde. Bahsettiğimiz yolculuk şimdilik 100 km... İstanbul -  İzmit mesafesi neredeyse... Daha sonra daha ilerilere gitmek söz konusu... Birkaç yıl içinde 500 km’de konaklanacak bir uzay istasyonu bizi bekliyor olacak. Bu çoook yıldızlı bir otel olacak... Biz buraya da seyahatler organize edeceğiz inşallah....



    “ÇOCUKLARIM NE İSTERSE ONU YAPSINLAR”

    Sizin hayaliniz bu muydu?

    Hedeflerimden birisi buydu. Bu yönde uzun yıllar çalıştık. Yeni oluşumların içinde olduk, bunu da devam ettirmek istiyoruz.

    Peki, biraz da çocuklarınızdan bahsedelim…

    Üç çocuğum var. 24, 14 ve 4 yaşlarında... Her on yılda bir gençlik aşısı gibi geldiler, çocuklarım.

    Nasıl bir babasınız? Çocuklarınıza zaman ayırıyor musunuz?

    Onlara her zaman vakit ayırıyorum da, büyükler bana az vakit ayırıyorlar. Küçük oğlumla daha çok vakit geçiriyorum. Kızım ilköğretimi bitirdi, Koç Lisesi’ne devam edecek... Bu sırada kızım New York’ta Lincoln Center’da bir müzik kampında. Oğlum önce film yönetmenliği okudu, şimdi ise mimari okuyor. İkinci evliğimle doğan minik oğlum aynı benim çocukluğumda olduğum gibi kızıl saçlı... Yuvaya geçen yıl başladı, İngilizce öğreniyor. Sevgili eşim Zuhal de anneliğin yanı sıra işimizin adeta içindedir. Onun da Jazeebe isimli bir parti ve düğün organizasyonu yapan şirketi var.



    Peki, çocuklar turizm sektörüne girmeyi düşünüyorlar mı?

    Büyük oğlum pek düşünmüyor, onlara hep sevdikleri iş yapmalarını söylerim. Ben severek yaptım diye onlar da sevecek, anlamına gelmiyor.

    Siz ister misiniz?

    İstediklerini yapsınlar isterim. Mutlu olacakları işi yapsınlar. Turizmde çok mutlu oldum, ama krizli dönemlerde mutsuz anlarım da oldu. Ama onların daha mutlu olacakları şeyler varsa, onu yapmalarını isterim. Yep yeni bir dünya var değişim de devam ediyor.

    ŞİRKETLE İLGİLİ ORTAKLIKLARA AÇIĞIZ

    Uzun vadeli planlarınız neler?

    Şirketle ilgili belki bazı ortaklıklar yaparız. Yani ortaklıklarla şirketimizi genişletmek gibi planlarımız var. Dünyada global oyuncuların sayısı artıyor. Turizm sektöründe de işbirlikleri ve ortakların olması gerekir. Ne kadar büyük networkler oluşturursanız, ona göre daha rekabetçi fiyatlar, serviste çeşitlendirme imkanı sunabiliyorsunuz. Online sektörüyle ilgili çalışmalar yapıyoruz. Dünya oyuncularıyla rekabet edecek seviyelere getirmek istiyoruz. Her ayrı birimde farklı bir çalışma yapıyoruz. Uluslararası kongrelere imza atıyoruz. Yeni gelişen trendleri takip ediyor ve uyguluyoruz.

    odanhazir.com adlı bir portal hazırlıyoruz. 23 ayrı dilde çalışacak bir sistem üzerinde çalışıyoruz. Online bir seyahat portalı olacak. Burada bir yandan bunu kurguluyoruz. Öte taraftan kongre turizmiyle ilgili çalışmalar var. Bunlarda biri de finans konusunda İstanbul’un finans merkezi olmasına katkıda bulunacak bir proje. FX WORLD Istanbul... Forex ve Türev ürünler Konferans ve Sergisi’nin ilkini İstanbul Kongre Merkezi’nde 25-28 Eylül tarihlerinde gerçekleştireceğiz. Turizmcileri de bu konferansa bekleriz. Her kanalda farklı düşüncelerimiz var. Ekipler halinde çalışıyoruz.



    Çalışma hayatınızda başarılar dileriz, umarız her şey gönlünüzce olur.

    Çok teşekkürler.
    Bu haber 4.08.2014 - 11:57:06 tarihinde eklendi.

    Kullanıcı Yorumları

    Kayıtlı yorum bulunamadı...

    Yorum ekleyin



    Adınız :  

     

    Güvenlik Kodu :
    Yenile


     
    Diğer Yazılar:
    Kerkük'ten İstanbul'a: Cüneyt Mengü'nün yaşam hikayesi
    Tavit Köletavitoğlu hem kendi hem de Türkiye turizminin hikayesini anlattı...
    Müberra Eresin yaşam hikayesini Turizmden Portreler'e anlattı
    Temel Kotil'in azim, kararlılık ve çalışmayla dolu yaşam hikayesi
    Ramazan Aslan'ın emek, sabır ve mücadeleyle dolu yaşam hikayesi
    Firuz Bağlıkaya'nın yaşam hikayesi
    Kaan Kavaloğlu'nun başarılarla dolu yaşam öyküsü
    Sektörün tanıdık yüzü çalışkan bir turizmci: Faruk Boyacı'nın yaşam hikayesi
    Üniversitenin devrimci öğrencisinden kültür turlarının duayenliğine: Faruk Pekin
    Turizmin güler yüzlü abisi Rıdvan Edebal
    Hayalleri, umutları, maceraları ve unutulmaz aşkıyla İskender Çayla
    TMGT'den Armada Otel'e uzanan bir yaşam öyküsü: Kasım Zoto
    Hikmet Atilla'nın yaşam hikayesi
    Turizmde yeniliğin, ilklerin ve inatçılığın ismi: Hüseyin Kurtoğulları
    Hülya Aslantaş'ın mücadele ve başarılarla dolu yaşam hikayesi
    Rehber deyince akla gelen ilk isimlerden biri: Şerif Yenen
    Türk turizminin öncü ismi: Ceylan Pirinçcioğlu'nun yaşam hikayesi
    Hayatı turizmle yoğurmuş bir duayen: Ersin Özgündoğdu
    Yıldıray Karaer'in yaşam öyküsü Turizmden Portreler'de
    Burhan Silahtaroğlu yaşam öyküsünü TurizmGüncel'e anlattı
    Kadir Uğur'un macera ve sürprizlerle dolu yaşam hikayesi
    Bir turizm aşığı, Hakkı Ülkü'nün yaşam hikayesi
    Antalya otelciliğinin kurucusu: Ali İhsan Barut
    Her şey dahilin babası: Cem Kınay
    Editör Yazı Arşivi
    Bizi Takip Edin
    Facebook Twitter
    HER HAKKI TURİZMGUNCEL.COM'A AİTTİR   ©   COPYRIGHT 2017  ||  Genel RSS  || Güncel RSS  || Sektörel RSS  ||  Marka INTERACTIVE
    Anket
    2018 sezonunda Avrupa'da durum ne olur?

    Daha da geriye gider
    Bu yılla aynı olur
    2016 rakamlarına ulaşır
    2015 rakamlarına ulaşır
    Belirsizlik hakim
    Ücretsiz Abone Olun