Bazen sonrasında üzülsem de 'ben' olmaktan vazgeçmedim. Çünkü ben Hülya'yı böyle sevdim... Önceki iş yaşantımdan bir dostum -Eda Özsoy yani- kendine ait bir iş yapacağını söylediği andan beri benim de yazmam konusunda ısrar ediyordu... Gün geldi, tamam dedim... Bir beklenti değil benimki... Bir paylaşım... Madem pek çok kişi 'yazmamı' söylüyor bana, istiyorlar yazdıklarımı okumayı, burada olmak da bunun bir yolu... Bir yandan öğrenmek, tanımak; diğer yandan aktarmak... Bilgileri, insanları, yapılanları, başarıları, duyguları...
Şiir yazmayı denemedim ben… Sorsanız yazamam derdim! Sonraaa… Şiirin ancak çok derin duygular hissettiğinizde, kendiliğinden ‘içinizden’ geldiğini öğrendim… Bana öyle oldu… Bir gün bir davette beni çok etkileyen bir karşılaşma sonrası duygularımı yazmak için kağıdı-kalemi aldım… Yazı olmadı… Ortaya bir şiir çıktı… Şaşırdım! Sonra sonra hem işim gereği hazırladığım bültenlerde hem özel ya da iş gereği gönderdiğim mail'lerde yazdıklarım şiirsel bir hal aldı…
Tabii ben ancak kendimi bilirim… Şimdiye kadar öğrenebildiğim kadar… Karşıma çıkanlar kadar… Daha açılmamış kimbilir kaç kapı var? O kapıların ardında da başka başka Hülya’lar…
Beni tanıyanlar İşte Hülya diyecekler… Eminim… Tanımayanlar ise içtenliğimi hissedecek… Yazdıklarımız bizi saklamaz, tam tersine açığa çıkartır… Eğer benim gibi kalemi salt elinizle değil de yüreğiniz ile tutuyorsanız tabii!..
Beni bilenler var aranızda… Kalemimi özleyenler… Ya da şimdi şu satırlarla ilk kez bağ kurduklarım… Kendime bağlamak istediğim potansiyel/profesyonel okurlarım… Şu an hayatlarında olmasam da bilseler/bilmeseler içlerinde taşıyanlar var beni bir de!.. Çünkü nasıl ben insanlara ve yaptığım her işe gönül verdiysem; işimde de, hayatına girdiklerimde, kalbine dokunduklarımda da –biliyorum- iz bırakırım…
Şimdi Hülya’lı yazılara hazır olun… Kimi zaman bir mekan kiminde insan… Bazen bir etkinlik kimi zaman bir davet… Alışılmışın dışında olacak her şey… İş anlayışını bildiğiniz, başarılarını izlediğiniz birinin hiç bilmediğiniz hayallerini, belki özelini öğreneceksiniz zaman zaman… Belki de eskiden beri bildiğiniz bir yeri benim gözümle bir başka görecek, yeni açıldığını bildiğiniz bir yeri anlattığımda gitmek için acele edeceksiniz… Hep gözünüzün önünde olan bir meslekten biriyle röportajımla onların dünyasına girecek ya da mesela bir sanatçının duyarlılığını, ülkemizin tanıtımına katkılarını irdeleyeceksiniz…
Bir yazımla bir ülkeyi, bir başka yazımda Türkiye’nin bir ilini ya da yöresini benim penceremden benim duygularımla gezeceksiniz… “İzmir Kızı” olup İstanbul’da büyüyen, son yıllarda Ege’li ruhuyla tanışan, içinde bir yerlerde o sevdayı taşımakla birlikte İstanbul’a aşık olan biriysem ben, bu büyülü kenti –Şehr-i İstanbul’u- benimle daha da çok seveceksiniz… Ve bazı zamanlarda derinlere daldığımda benim dünyamda olanlarla siz de kendi içinize döneceksiniz…
İçimden bir ses heyecanlı bir yolculuk gibi olacak diyor… Bu da yepyeni bir serüven… Dileyen herkes davetlimdir… Nasılsa kaybetmek yok, beğenirseniz paylaştıklarım sizedir/sizindir… Mutlu olurum, şeref duyarım…
Herkese sevgilerimi yolluyorum…
(Tanıyanlar bilirler ‘sevgi’ bende çok)
Hülya Akyurt