Kadir Uğur'un macera ve sürprizlerle dolu yaşam hikayesi

    11.07.2013 - 20:51:58

    Yaklaşık 50 sene önce başladığı turizm yaşamında, zirveye yerleşen bir turizmci Kadir Uğur. Daha okul yıllarında Sultanahmet'te rehberlik yaparak başladığı mesleki yaşamında, Bentour Swiss gibi uluslararası saygınlığı olan ve Türkiye'ye Avrupa'dan on binlerce turist getiren bir markayı yarattı. Titiz, düzenli ve çalışkan bir yapıya sahip olan Kadir Uğur, hayatının tüm bilinmeyenlerini TurizmGüncel okurları ile paylaştı.



    Arkadaşına Gönder | Ana Sayfa | Haberi Paylaşın :

    Turizmden PORTRELER - TurizmGüncel




    KADİR GECESİNDE DOĞDUĞUM İÇİN ADIMI KADİR KOYMUŞLAR


    Kadir Bey, hayat hikayenizin en başına dönelim. Nerede doğdunuz, nasıl bir çocukluk geçirdiniz?
     
    1947 yılının ağustos ayında bir Aslan burçlu olarak İstanbul’un göbeğinde dünyaya gözlerimi açtım. Bir Kadir gecesi olduğu için ismimi Kadir koymuşlar. Çocukluğum Anadolu’da geçti. Babam asker kökenli olduğu için Anadolu’yu gezmeye başladık. O zamandan beri devamlı gezi halindeydik. Ortaokul çağına gelince, beni Avusturya Lisesi’ne verdiler. Bir yıl lisede yatılı olarak okudum. Liseye giriş hikayem çok ilginçtir aslında... Ailemden ayrılmak istemediğim için sınav girişinde kağıdı boş verdim. Ailemle gezmeye devam etmek istiyordum. Ancak dedemiz de asker kökenliydi. Alman subay arkadaşları vardı. Yeni gelecek versiyonun ilk çocuğunun Almanca öğrenmesini yazmış vasiyetnamesinde. Amcam da bu vasiyetnameyle Avusturya Lisesi’ne gidiyor ve vasiyeti anlatıyor. Müdür de kendi kontenjanından beni liseye alıyor.




    OKULDA GOFRET SATTIĞIM İÇİN TOKAT YEDİM
     
     
    Liseye başladım, ders aralarında gofret satmaya başladım. Fakat gofret satışı yaparken, kantine rakip oldum. Kantin müdürü, beni okul müdürümüze şikayet edince bir tokat yedim. Ondan sonra o lisede okumak istemedim. Bir yıl sonra  İstanbul Erkek Lisesi’ne geçtim. Orada Almanca öğrenimime devam etttim.

    Bu okula geçince, turizme ayak bastım. Çünkü okulum Cağaloğlu’na çok yakındı. Hem Almanca öğreniyordum hem de rehberlik yapıyordum.
     
    İlk paramı da bir İsviçreli aileden kazandım. Ayasofya Meydanı’nda otururken, bir gün yanıma bir aile geldi, Almanca soru sordu. Cevap verdim, sonra gün boyu onlara rehberlik yaptım. Gün sonunda bana 100 frank verdiklerinde çok utandım. Hatta parayı almak istemedim. Adam zorla soktu cebime... Daha sonrasında İsviçre’de para kazanmaya devam edeceğim hiç aklımdan geçmezdi o yıllarda...


     
     
    Nereden nereye. Bazen derler ya ‘kader ağlarını örüyor’ diye, sizin durumunuz da ona benzemiş. Sonrasında?
     
    Evet, oradan iktisat fakültesine geçtim. Yine turizmin içindeydim. Bir yıl okudum. Bir yıl sonra iki arkadaşımla birlikte Alanya’ya bir ofis kurduk. Sonra bir şubesini de Aksaray’da açtık.
     
    İlk şirketiniz oradaydı yani? Hangi yıldı?
     
    1969 yılıydı.




    DEUTSCHE BANK'A STAJA GİTTİ TURİZM İŞİNE GİRDİ
     
     
    Nereden aklınıza geldi turizm ofisi açmak?
     
    Türkiye’de iki turizm merkezi vardı o zaman, biri Kuşadası, diğeri Alanya. Alanya’dakiler muz çiftçilerinin oteliydi. Kuşadası’ndakiler de iki üç ağanın oteliydi.
     
    Bu arada beni üniversiteden staja gönderdiler Almanya’ya... Deutsche Bank’ta staja gittim. Bir arkadaşım vardı, onun ailesinde kalıyorum. Frankfurt’a 20 km uzaklıktaydı. Bankaya gittim ama hiç sevmedim. Büyük bir salonda 100 masa oturuyorsun. Bir tomar çek getiriyorlar, onları damgalıyorsun. Saat 10 oluyor. Çekmeceler çekiliyor, sandviçler yeniliyor, kahveler içiliyor. Sonra 10’u çeyrek geçe çekmeceler kapatılıyor ve yeniden damgalama işlemi başlıyor. ‘Bu iş bana uygun değil’ dedim.
     
    Bankada staj yaptığım sırada şehirde, bir seyahat acentesi vardı. Gidip müracatta bulundum akşamları çalışmak için. İşyerinden rehberlik kursu ayarladılar bana. Kursu bitirdim, imtihanı geçtim. Rehberlik için İspanya’ya staja gitmem gerekti. Onlara bankada stajer olduğumu anlattım. Sonra gittim, banka müdürüne ‘benim karnemi verin gideyim’ dedim. Ancak 6 aylık karnemi veremeyeceğini söylediler.
     
    10 gün boyunca müdürün kapısında yattım. En sonunda bana ‘Berlin’e gideceksen vereyim karneni’ dedi. Ben de gittim Berlin’e.. O zamanlar Almanlar, herkesin Berlin’e gitmesini istiyordu. Ben karnemi aldım, üç gün sonra da İspanya’daki otellerde stajer rehber olarak göreve başladım.




    ÜÇ ARKADAŞ İMBAT'I KURDU
     
     
    Hayatınızda ilk yurtdışı geziniz Almanya oldu değil mi?
     
    Evet, Almanya oldu. Ekim sonunda stajdan döndüm. Bu arada Orion şirketi vardı Almanya’da. Bunlar Türkiye seyahati yapıyorlardı. Orada iki üç yıl rehberlik yaptım. Sonra İmbat’ı kurduk ve üç arkadaş şirketin temsilciliğini aldık. Şirket, büyük bir başarı elde etti.
     
    O sırada okul bitmiş miydi?
     
    Yok devam ediyordu. Okul için sınav zamanları ders çalışıyordum, sonra işe gidiyordum. Bu nedenle 7 senede bitti okulum. 1974 yılında Kıbrıs’ı yaşadık. Daha sonra kolera vakalar ve depremler vurdu bizi...




    "PERVANEYE ÇARPMAYIN"
     
     
    O yıllarda nasıl turizm yaptınız? Nasıl haberleşiyordunuz, nasıl turist getiriyordunuz peki?
     
    Örneğin Alanya’ya ulaşmak için 24 saat beklemeniz gerekiyordu. Telefonlar karaborsaydı. Faks yoktu, teleks vardı o zamanlar... Taksim’e bile telefonla ulaşamıyordunuz. Ama bir araba duruyordu, İstanbul’daki otellere adam gönderiyorduk. Günde bir uçak geliyordu, rezervasyonlar geliyordu. Bunları dağıtıyorduk otellere...
     
    Havaaalanına gidersin, o dönemde işçiler çuvallarla uçağa binerdi mesela...

    Kimin geldiği, kimin ne zaman çıkacağı belli değildi. Antalya’da bir alan vardı, bavulu alıp çıkıyordun.  Kapakları açıyorlardı, ‘aman pervaneye çarpma abi’ diyorlardı.

    UÇAKTA ŞAPKA AÇIP TUVALET PARASI ALDIK
     
     
    İlk uçak yolculuğunu yurtdışına giderken mi yaptınız?
     
    Evet, burdan Münih’e uçtum. Giderken sigara viski içiliyordu. İlk uçak yolculuğumla ilgili anımı anlatayım size.. İki arkadaş uçağın arkasına oturduk. Şapka açtık, ‘tuvalet paralı’ yazdık. Gelen geçen para atmaya başladı. Sonra topladığımız paraları, hosteslere teslim ettik.




    TELETEKS CİHAZINI PARÇA PARÇA GETİRİP BURADA MONTAJ ETTİRDİM
     
     
    İletişimimizi teleteks üzerinden yürütüyorduk. İstanbul’a üç tane teleteks vardı. Aletin ithali yasaktı. Ben de Siemens’ten birini buldum. ‘Ben bir cihaz alacağım, bunları söküp ufak parçalarla Türkiye’ye getireceğim’ dedim. Mühendisi, 15 gün Türkiye’de bir otelde misafir ettim. Teleteks cihazının parçalarını söküp, toplamak için bir ay uğraştık. Sonra mühendis gelen parçaları Türkiye’de tek tek birleştirip, teleteks’i hazırladı. Böyle ilginç günlerimiz oldu.
     
     
    Bu arada araya askerlik dönemim girdi. 18 ay işlere ara vermek zorunda kaldım. Bu arada Almanca imtihanını kazandım. Benim niyetim İstanbul’a gitmekti. Deniz Kuvvetleri’nde Ankara çıktı. İnanılmaz üzüldüm. Ankara’da askerlik yaparken, emir eri geldi. ‘Kırmızı pasaportunu al, Etimesgut Havalimanı’ndan NATO pasaportuyla Bremen’e uçacaksın dediler. Ben İstanbul’u istediğimi söyledim, turizmde çalışmak için... Ancak olmadı tabii...



    UÇAĞIN İNİŞ TAKIMLARI AÇILMADI
     
     
    Nakliye uçağına bindirdiler beni, arkada 40 ton patlayıcı madde var. Bulgaristan ve Yunanistan geçit vermediği için Libya üzerinden Napoli, Paris ve Almanya’ya uçacaktık. Uçmaya başladık. O sırada pilotlar iniş takımlarının açılmadığını fark etti. Kule, ‘gövde üstüne inin’ dedi. Ateşim o anda 40’a falan çıkmıştır  heralde... Kule bize ‘Benzini bitirin, köpük üzerine inin’ dedi. Dolaştık, albay dedi ki ‘pas geçeceğim’. O sırada kule ‘sizin tekerler açık, niye bizi uğraştırıyorsunuz’ dedi. Meğersem gösterge bozulmuş. Böyle maceralı bir şekilde Almanya’ya iniş yaptık.
     
    Bremen’e geldim, bir buçuk sene orada kaldım. Askerlikten döndüğümde şirket, harap olmuştu. Orada Almanya’da eşimle evlendim. Sonra döndük geriye. İstanbul’da çöp grevi var. Her taraf çöpler içinde... Baktık üç ay, olacak gibi değil. Hisselerimi sattım, Almanya’ya gittim. Eşimle 1976 yılında Stutgart’a yerleştik.




    10 BİN METREDE DANSÖZ OYNATAN İLK TUR OPERATÖRÜ
     
     
    1983 yılında ATT’yi kurdum. Turizm Bankası’ndan (TURBAN) ismini aldık. 1993 yılında ATT Almanya’da bir numaraydı. Rakiplerim vardı fakat onlar battılar. Öger işçi işi yapıyordu. Biz turizm yapıyorduk.  Şirketi kurduk ama bir Türk’ün kurduğu turizm şirketi. Biz de farklı olmak adına, ilginç kampanyalara giriştik. Örneğin ‘on bin metrede dansöz oynatan ilk tur operatörü kuruldu’ diye reklam yaptık. Bu inanılmaz ilgi gördü. Oryantal dans kursları açtık Türkiye’de...


     
     
    Kaç yılıydı?
     
    Sene 1983.. O dönemde bir ayda 360 medyada yer almışız.
     
    Peki o zamanlar özellikle batıda, Almanya’da yaşayan Türkler’e bakış açısı nasıldı? 
     
    Türkiye’yi daha ortanyal bir ülke olarak görüyorlardı, Araplarla çok karıştırıyorlardı. Bu görüş açısı, ancak turizmin artmasıyla değişmeye başladı.
     
    O zamanlar Alman hükümetinin iş adamlarına bakışı nasıldı?
     
    Biz hiçtik, normal bir insandık. Türk bölümünü bile ignore ediyorlardı. İspanyolca, İtalyanca reklamlar yapılıyordu. Türkler’e hitap eden hiçbir reklam yoktu. Ancak 50 sene sonra farkına varıldık.


     
     
    Peki ATT’deki işler neden bozuldu o sıralarda?
     
    ATT güzel gidiyordu ama bu arada PKK olayları başladı. Koç şirketi satın almak istedi. Biz şirketi büyütmüşüz, 12 ayrı ülkeye uçmaya başladık. Rewe de satın almak istedi. Biz her iki tarafla pazarlık yaparken, hiç beklenmedik bir olay yaşandı. Körfez krizi çıktı. Krizde Koç geriye çekildi. Rewe ise irtibatı kesmedi. Bu sırada biz yetkili makamlardan hiçbir cevap alamıyoruz. Condor havayolları ile çok uçuyorduk. Müdürü beni aradı, ‘ya uçakları başka yere yönlendirelim, ya da bize 500 bin mark garanti yatır’ dedi. Üç gün müsade istedim. Bakanlıktan hiç ses çıkmadı. Amerikan ve Türk büyükelçileri aradım, onlardan da bir yanıt çıkmadı.




    FALCI: İŞİNİN ÜZERİNDE KARA BULUTLAR VAR 28 ŞUBAT'I BEKLE
     
     
    Bunun üzerine ünlü bir falcı buldum. Falcıdan üç aylık randevuya bir gün sonrasına aldık. Kadın bana dedi ki, işlerinin üzerinde kara bulutlar var. Ancak 28 Şubat’ı bekle, bütün planlarını buna göre yap dedi. Bunun üzerine tüm işçilere 28 Şubat’a kadar izin verdim. Herkes iş başına gelsin dedim. Kimse bana inanmadı tabiii... Müdüre parayı gönderdim. 28  Şubat’ta Bush, harp bitmiştir açıklaması yaptı. Türkiye’de bir tek bende uçak vardı. Sonra şirketi Rewe’ye sattım.




    ATT ZARAR ETMEYE BAŞLAYINCA MARMARİS'E GEÇTİM
     
     
    Kriz sonrası ne yaptınız?
     
    Krizden sonra turizm patladı. O sıralar yatak yok, biz de uçakları almışız. 1985 yılında 20 tane motor karavan aldık. Karavanları getirdik. Karavanlar ilk yıl yüzde 98 dolulukla geçirdi.
     
    Daha sonra ATT zarara geçince, Marmaris’e gittim. Ufak tefek Türk acenteleriyle bir iş yapmaya çalıştık ancak çok ortaklı bir durumun olamayacağını gördüm ve vazgeçtim.




    NAZİF BEY İLE BENTOUR'U KURDUK
     
     
    Kaya Holding ile birlikte bir dönem çalıştık. 2004’te anlaşmam bitince, şirketten ayrıldım. Ayrılırken Mehmet Nazif Bey, ‘Bentour’u kuralım’ dedi. 2004 yılında Bentour’u kurduk. Mehmet Nazif, çok enteresan bir işadamıydı. Kendisiyle iş kurulma aşamasında bir araya geldik. ‘İlk sene kaç yolcu olur’ dedi, ‘5 bin’ dedim. ‘Bizim imkanlarımız çok’ dedi ve 30 bin yolcu hedeflediğini söyledi.


     
     
    1.5 milyon Euro’luk reklam parası verdi. İsviçre böyle bir reklam görmedi. İlk sene 31 bin yolcu yaptık ancak şikayet oranları yüksek çıktı. Hayatımda ilk kez böyle birşey yaptım. İki yıl sonra da turizmden çekilmek istediğini söyledi. Haklıydı aslında. Almanya ve Avusturya zarardaydı. Bana da ‘senin burası iyi gidiyor ama burası kurtarmaz’ dedi. Ben kendisinin hisselerini aldım.
     
    Almanya’yı da 1 Euro’ya al, dedi ancak düşünemedim o şirketi almayı... ‘Başıma ne bela alacağım, yok istemem’ dedim. Ama onların birine satacağını düşünmedim. Onlar batınca, bizim isim de aynı... Orada biraz zarar gördük aslında. 2008 yılında battı Almanya..




    AVUSTURYA'YA GEÇTİK
     
     
    Ama ondan sonra da bize imkan doğdu. Almanya ve Avusturya’ya geçtik. Bu yüzden potansiyelimiz arttı. Yoksa imkanlarımız kısıtlı kalacaktı. Almanya’daki büyümemiz, İsviçre’yi geçti şu anda...
     
    Biz şirketi 2004’te açtık. O zaman dört Türk tur operatörü vardı, hepsi gitti. Almanya’ya geldim. Öger satıldı, Görgülü gitti. Bir tek biz kaldık. Avusturya’ya geçtik. Gulet var, TUI Gulet’i Hannover’e geçiriyor.
     
    Şimdi nereye gidiyorsunuz?
     
    Şimdi hedefte Fransa var.




    250 KM YOL GİTSEYDİM ŞİMDİ OTELLERİM OLACAKTI
     
     
    Peki Kadir Bey, turizmle ilgili en büyük pişmanlığınız neydi?
     
    En büyük pişmanlığım TURBAN yönetim kurulu üyesi bir kişiyi Stutgart’tan 250 km gidip, havalimanında onu karşılayıp, yalakalık edip almamamdı.
     
    Nasıl yani?
     
    Tahsisler çıktığı zaman arazileri ilk gören bendim, ‘istediğin yeri seç’ denen kuruluş bendim. O dönemde Atalay Tüzün Frankfurt ateşesiydi. Turizm bankasıyla aramız çok iyiydi. Ancak bir telefon görüşmesi yüzünden arazileri kaçırdım. Bir gün bir adam telefon ediyor. ‘Ben Frankfurt’a geldim, yönetim kurulu üyesiyim. Artık beni gelip alırsınız burdan’ dedi. Aramızda 250 km var. ‘Ben  işimi bırakamam ‘dedim. O adam Türkiye’ye döndü, dönüşte gitti araziler))


     
     
    Yani 250 km gidip, o yöneticiyi alsaydınız bugün Antalya’da otel patronu oluyordunuz öyle mi?
     
    Evet. Otelciliğe o zamandan girmiş oluyorduk. Aslında iyi ki girmemişim. Çünkü benim yapmak istediğim bambaşka bir projeydi. Benim hayalim, Bio otel inşa etmek.  Kerpiçten binalar yapacaktık. Klimaya da gerek olmayacaktı. Binalar için üç kat çıkabilecektik. Güzel bir örnek olacaktı.
     
     
    Otelcilik sektöründe daha önce ne gibi teşebbüsleriniz oldu?
     
    Elit Otelcilik’i kurduk, 80 sonlarında... Alanya’da Doğanay Oteli’ni kiraladık. Kaya Oteli’ni kiralayacaktık. Side’de ancak anlaşamadık. Sonra Rewe’ye bütün şirketleri devrettik.




    BİR KOLTUĞA BİR KARPUZ SIĞAR
     
     
    Şimdi otelciliğe girmeyi düşünmüyor musunuz?
     
    Bir koltuğa bir karpuz sığar. Bunun için çok uğraşı gerekiyor. Biz beş senedir karda giden bir şirketiz.
     
    Bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsunuz?
     
    Hedefimiz sayıları adım adım artırmak. Uçak koymak kolay. Ancak arkası ne olacak?
     
    Müşteri memnuniyetsizliği binde 5’i geçmemesi lazım. Bunun için sayı önemli değil.

    Bizim stratejimiz diğer şirketlerin yapamadığını yapmak. ‘Bunlar nedir’ diye soruyoruz ve ona göre strateji belirliyoruz. Seneye butik otellerle anlaşıyoruz. Mavi tur programlarını özelleştireceğiz. City turların içine İstanbul’un dışında İzmir’i almayı planlıyoruz.

    BATACAK BİR DURUMUMUZ YOK
     
     
    Peki Avrupa’daki Türk tur operatörleri batıyor, korkmuyor musunuz?
     
    Bizim batacak bir halimiz yok. Şu anda 6 milyon Euro otellerde paramız var. Hiç kredi kullanmıyoruz. Memur bir aileden geldiğimiz için hiç kullanmıyoruz.




    GOLF SATABİLMEK İÇİN OYNAMAYI ÖĞRENDİM
     
     
    Biraz da özel hayatınızdan bahsedelim. Boş zamanlarınızda ne yaparsınız?
     
    Turizm yaparım. Turizm yüzünden golf hobim oluştu mesela... Golf prespektüsü çıkarıyordum. Ancak üç tane müşteri bulamadım. En sonunda bir golfçü dedi ki, ‘önce sen öğreneceksin, ondan sonra başarılı olacaksın’ dedi. Golfü öğrendikten sonra golf müşterimiz oluştu.


    Kadir Uğur'un torunu
     
    Takip ettiğiniz yayınlar yada kitaplar var mı?
     
    Ayşe Kulin’i okuyorum. Daw Bronwn’ı okuyorum.
     
    Müzikte klasik müziği tercih ediyorsunuz galiba?
     
    Evet, geçen yıl Fazıl Say’ı getirmiştik. Bu yıl yine klasik müzik etkinliklerimiz sürecek.
     
    Çok teşekkür ediyoruz
     
      
    Bu haber 11.07.2013 - 20:51:58 tarihinde eklendi.

    Kullanıcı Yorumları

    Enis Hatipoğlu - 12.07.2013 14:04:46
    Enis Hatipoğlu ismi sana ne hatırlatır?
    Atalay ArslanGüral Premier HotelsResorts - 13.07.2013 11:02:53
    Turizmin duayenlerinden Kadir abimizin hayatını okurken sayesinde ülkemizin de Turizm hayatını okumuş gibi olduk. Sanırım Turizm ile uğraşan herkes bu hikayede kenine bir yer bulur. Bundan sonraki hayatında da başarılarının devamını diliyoruz. Bir Türk vatandaşı olarak kenisini gururla takip ediyor ve destekliyoruz. Teşekkürler.
    Ferit volkan - 22.07.2013 11:52:45
    Seni yıllar önce tanıyan bir dostun olarak içtenlikle kutlarım.Okurken kenimde zaman tüneline girdim.Çok başarılı olacağın yıllar önce seni ilk tanıdığım zaman belliydi.Hilton daha sonra Sheratona getirmiş olduğun işleri hatırladım. Sevgiler, Ferit Volkan
    Sevda Yılgaz - 27.07.2013 18:24:49
    Bu renkli cesaretli macerayı bize sunan turizmgüncel ekibine teşekkürler , değerler yaşamalı bilinmeli . Kadir Uğur bey in tavrında bu zenginlik o kadar belirgin ki iyi ki tanımışım , varolun , sağolun , Turizmin asilzadesi . Sevda Yılgaz
    Şükrü Çelik - 12.08.2013 08:39:18
    Sözün Bittiği Yer, Turizm de Bir Beyefeni KADİR UĞUR. Saygılarımla Şükrü Çelik
    Erdinç I. SAVUL Maritim Alantur - 17.09.2013 12:28:51
    Türk Turizmin bugünkü seviyeye gelmesindeki saygıdeğer katkılarından ötürü ve ikinci nesil olan bizlerin önünü açtığı için Kadir Abimize sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz. Kenisinden öğreneceğimiz daha çok şey var..... Saygı ve Sevgilerimizle


    Yorum ekleyin



    Adınız :  

     

    Güvenlik Kodu :
    Yenile


     
    Diğer Yazılar:
    Tavit Köletavitoğlu hem kendi hem de Türkiye turizminin hikayesini anlattı...
    Müberra Eresin yaşam hikayesini Turizmden Portreler'e anlattı
    Temel Kotil'in azim, kararlılık ve çalışmayla dolu yaşam hikayesi
    Ramazan Aslan'ın emek, sabır ve mücadeleyle dolu yaşam hikayesi
    Firuz Bağlıkaya'nın yaşam hikayesi
    Kaan Kavaloğlu'nun başarılarla dolu yaşam öyküsü
    Sektörün tanıdık yüzü çalışkan bir turizmci: Faruk Boyacı'nın yaşam hikayesi
    Üniversitenin devrimci öğrencisinden kültür turlarının duayenliğine: Faruk Pekin
    Turizmin güler yüzlü abisi Rıdvan Edebal
    Hayalleri, umutları, maceraları ve unutulmaz aşkıyla İskender Çayla
    TMGT'den Armada Otel'e uzanan bir yaşam öyküsü: Kasım Zoto
    Hikmet Atilla'nın yaşam hikayesi
    Turizmde yeniliğin, ilklerin ve inatçılığın ismi: Hüseyin Kurtoğulları
    Hülya Aslantaş'ın mücadele ve başarılarla dolu yaşam hikayesi
    Rehber deyince akla gelen ilk isimlerden biri: Şerif Yenen
    Türk turizminin öncü ismi: Ceylan Pirinçcioğlu'nun yaşam hikayesi
    Hayatı turizmle yoğurmuş bir duayen: Ersin Özgündoğdu
    Yıldıray Karaer'in yaşam öyküsü Turizmden Portreler'de
    Burhan Silahtaroğlu yaşam öyküsünü TurizmGüncel'e anlattı
    Kadir Uğur'un macera ve sürprizlerle dolu yaşam hikayesi
    Bir turizm aşığı, Hakkı Ülkü'nün yaşam hikayesi
    Antalya otelciliğinin kurucusu: Ali İhsan Barut
    Her şey dahilin babası: Cem Kınay
    Hayatı boyunca başkanlık yapmış başkan: Başaran Ulusoy
    Editör Yazı Arşivi
    HER HAKKI TURİZMGUNCEL.COM'A AİTTİR   ©   COPYRIGHT 2017  ||  Genel RSS  || Güncel RSS  || Sektörel RSS  ||  Marka INTERACTIVE
    Anket
    Otelinizin satış fiyatı geçen yıla göre nasıl değişti?

    Yüzde 20 daha düşük
    Yüzde 10 daha düşük
    Geçen yılla aynı
    Yüzde 20 daha yüksek
    Yüzde 10 daha yüksek
    Ücretsiz Abone Olun