İzi Madem kimdir?

    13.02.2018 - 16:01:13

    Turizmden Portreler köşemizin yeni konuğu, İsrail pazarını Türkiye'ye açan tuizmcilerden İzi Madem. Türkiye'de doğup büyüyen ve daha sonra İsrail'de kurduğu şirketle Türkiye'ye binlerce turist getiren İzi Madem, massenger olarak ücretsiz çalışarak girdiği turizm sektöründe, Esta ve Easy Travel'a uzanan turizm öyküsünü TurizmdenPortreler'e anlattı. Keyifli okumalar...



    Arkadaşına Gönder | Ana Sayfa | Haberi Paylaşın :

    Turizmden Portreler - TurizmGüncel

    1951 yılında İstanbul-Kadıköy'de doğan İzi Madem yine Kadıköy'de Mustafa Kemal Paşa İlköğretim Okulunu bitirdikten sonra Saint Joseph'i kazanmış. Ailesinin, lisan öğreten bir okula gitmesini çok istediğini söyleyen Madem, ''O zamanlar yabancı dil öğreten pek okul yoktu. Ya Avusturya okulu, ya Robert Koleji ya da Fransız Lisesine gidiliyordu dil öğrenmek için.'' diyor.



    BABASI HER FIRSATTA ONA İŞ YAŞAMINI ÖĞRETMEYE ÇALIŞTI

    Doğduğu günden İsrail'e yerleştiği güne kadar Kadıköy-Moda'da yaşayan İzi Madem'in babası ise Karaköy'de oto yedek parçaları satan bir esnaf. Ortaokuldan lise bitinceye (1969) kadar Saint Joseph'te okuyan Madem'in babası, bulduğu her fırsatta onu dükkana götürerek iş yaşamını öğretmeye çalışmış.

    İzi Madem'in babası da, büyük babası da doğma-büyüme Türkiyeli. Madem'e 'peki ailenizin esas kökeni nereden geliyor?' sorusunu sorduğumuzda şu yanıtı aldık:

    KÖKLERİ İSPANYA'YA DAYANIYOR

    ''Bizim soyadımız Madem. Bu konuyla ilgili biraz araştırma yaptığımda, Kuzey Yunanistan ve Türkiye'de yaşayan Yahudilerin İspanya'dan geldiklerini öğrendim. 1453 yılında bütün Yahudiler İspanya'dan atılmış. Ben gidip soyadımızın nereden geldiğini araştırdım. İspanya'nın kuzeyinde 'El Madem' adında bir şehir varmış. Araştırmalarım, ailemin kökeni konusunda beni buraya kadar götürdü.

    İspanya'dan Türkiye'ye gelenler o dönem Hasköy ve Balat'ta yaşadılar. İspanya'dan çıkan Yahudilerin büyük bir kısmı Fransa, Yunanistan ve Türkiye'ye gittiler. İsrail'e gidenlerin bir kısmı daha sonra Türkiye'ye geldi. Çünkü Osmanlı Yahudileri kabul etti.''

    BİR İSRAİL ZİYARETİ

    Babasıyla ilgili bilgi veren Madem, ''Babam Arapça bilirdi. Üniversiteyi bitirdi. O zamanlar herkes kendi işini yapardı. Bizde de büyükbabamın işi vardı. İki oğlunu ve damadını yanına alarak tüm işi onlarla beraber götürdü. Orada iş bölümü yapılırdı. Babam lisan bildiği ve üniversite bitirdiği için yurt dışına genelde babam giderdi. Oto cam ve yedek parça üzerine büyük bir iş yerimiz vardı. Bir süre sonra amcalarım İsrail'e yerleşince babam işi tek başına götürdü uzun süre. Ben de 70 senesinde onları görmek için gittim.'' diyerek İsrail'de başlayan turizm serüvenini anlatmaya başlıyor...

    ''İsrail'e tamamen ziyaret amaçlı gitmiştim. Ama babadan öğrendiğimiz bir şey var; boş kalınmaz. Ben de gittim havalimanında araba kiralama şirketinde çalışmaya başladım.

    ''ASKERLİK YAPTIN MI?''

    Bir gün eve telefon ettim. O zaman direkt hat yok, Atina üzerinden bağlanırdık. Telefonda öğrendim ki babam kalp krizi geçirmiş. Aynı akşam her şeyi bırakıyorum, hiç bir şey düşünmeden ilk uçakla İstanbul'a geliyorum. Havalimanında polis çevirdi;

    Askerlik yaptın mı sen?
    -Hayır yapmadım.
    Öğrenci misin?
    -Hayır.
    O halde bir daha yurt dışına çıkamazsın...

    ÇORUM'DA 18 AY ASKERLİK

    Babamı gördüm ve bana ihtiyacı olduğunu anlayınca askere gitmeye karar verdim. 1972 Mart 1. dönem. Acemi birliği Amasya'ya düştüm. Orada ne yapıp ettim acemi birliğinde kaldım. Sonra bizim bütün birlik Çorum'a geçti ve 18 aylık askerliğimi Çorum'da yaptım.

    ''ÜSTEĞMEN 'SİZİ İYİ BİLİRİM' DEYİP KANTİN İŞLETMESİNİ BANA VERDİ''

    Bizim üsteğmen Kıbrıs'a gitmek istiyordu. 'Bana İngilizce öğreteceksin' dedi. Dedim 'öğretirim komutanım....' Zaten bütün gün dayak yiyorum. 'Komutanım size İngilizce öğretirim ama bana iş verin' dedim. O da 'ben sizi iyi bilirim. Sizin yapacağınız en iyi işi de bilirim. Yanına birini al kantini yürüteceksin' dedi. 18 ay boyunca üsteğmene İngilizce öğrettim. Duydum sonradan, Kıbrıs'a gitmiş...

    YEDİ DİL BİLİYOR

    Fransızca, İngilizce, İspanyol, İtalyanca, Türkçe, İbranice, Arapça dillerini konuşan İzi Madem, ''Bunlardan Arapça hariç hepsinde hem okur hem de yazarım. Bir tek Arapça'da yazamam.'' diyor.

    ''ÇIK GEL ULAN SİZİNKİLER HARBE GİRMİŞ...''

    İzi Madem askerdeyken (1973), üsteğmenden Yahudilerin kutsal günü Büyük Oruç' için bir gün izin istemiş. Komutan da tamam demiş. Ancak komutan sabah saat 10.00'da İzi Madem'i arıyor ve çağırıyor. İzi Madem 'ama komutanım...'' demeye kalmadan komutan bağırıyor. Çabuk çık gel ulan sizinkiler harbe girmiş...'' (Mısır ve Suriye'nin İsrail'le yaptığı savaş). Madem, ''Gittim üsteğmeni aldım. Bütün komutanların hepsi geldi. Hepsi radyoda savaşı takip ettiler. Halbu ki Türkiye'yi ilgilendiren bir savaş değildi.'' diye anlatıyor.



    İSRAİL'DE ANNE-BABASI EDİRNELİ BİR TÜRK

    İzi Madem, askerliği bitirince 1973'ün sonunda bir düğüne katılmak için yeniden İsrail'e gidiyor ve orada bir asker kızla tanışıyor. Madem, ''Kızla tanıştım'' diyor ve başlıyor hikayeyi anlatmaya...

    ''Anne-babası Edirneli Türk. İsrail'de doğmuş. Orada 18 yaşını dolduran kızlar askere gitmek zorunda. Tabi o zamanlar kadınlara daha fazla geri hizmet verirlerdi. Asker polisi derlerdi ve daha çok sinema, tiyatro vb yerlerde nöbet tuttururlardı.



    ''HEY SEN, YUKARI ÇIK!''

    Bende İbranice dili çok azdı. Çat pat konuşuyorum kızla. Bir gün evine bırakırken camdan biri seslendi; Hey sen yukarı çık'

    Rahmetli babasıymış. 1950 yılında Edirne'den İsrail'e yerleşmişler. Bana, 'gel bakalım. Kızımın etrafında dolanıyorsun. Kimsin, ne yaparsın, ne edersin...' tarzında sorular sormaya başladı.

    İŞ CİDDİYE BİNİNCE TÜRKİYE'YE DÖNME DURUMU ORTADAN KALKTI

    İş ciddiye binince benim Türkiye'ye dönme durumum ortadan kalktı. Tel Aviv'de üniversiteye yazıldım. Ama lisan sorunum vardı. Bu nedenle bana, 'Sen turizm okuluna git. Orada daha az dil sorunu yaşarsın' dediler. Evlendiğim yıl olan 1975'te de turizm okuluna kabul edildim''

    Bu süre içinde belli aralıklarla ailesini ziyarete gelen İzi Madem, turizme nasıl girdiğini de anlatmaya başlıyor...

    ''KARAR VERDİM TURİZME GİRECEKTİM DE İŞİ NASIL BULACAKTIM?''

    ''O arada da kararımı verdim, turizm işi yapacaktım. Fakat nasıl iş bulacaktım? Orada bir acente vardı, Türkiye'ye gidip-gelirken oradan bilet alırdım. O acenteye gittim ve 'bana bir iskemle ver, burada bedava çalışmak istiyorum. Sana postacılık yaparım, misafirlerini karşılarım...' dedim.

    Ama kafanızda iş kurmak var değil mi? İşi öğreneceksiniz...

    İşi biliyordum. Benim amacım milleti tanımaktı.

    Orada çalışan kız, 3 haftalığına Avusturya seyahatine gitmişti. Kız orada senelerden beri çalışıyordu. Üç haftalığına seyahate gitti ve döndüğünde ben onun yerinde oturuyordum. O da benim yerime oturmaya başladı. Üç haftada ben kendimi ıspat ettim.

    Aklımdaki şey Türkiye'yi tanıtmak ve Türkiye turu yapmaktı.



    Neden Avrupa ülkeleri değil de direkt olarak Türkiye turu yapmak istediniz?

    İLK TÜRKİYE TURU MACERASI: HASKÖY, BALAT, ŞARKILAR, TÜRKÜLER...

    Çünkü beni Avrupa'da kimse tanımıyor. Beni tanıyanlar İsrail'deki Türk cemaati. 'İzi Türkiye'den geldi, bizim Türk kızlarından birini aldı...' diye konuşuyordu oradaki Türk cemaati. Baktım bunlarm potansiyel müşterilerim. Dedim, 'gelin size Türkiye turu yapacağım. Tam sevdiğiniz gibi' dedim. Eski Türkçe şarkılar, otobüste börekler baklavalar... Millet tura yazılmak için sıraya girdi ama tur değildi. Ayasofya, Topkapı... oraları es-geçiyorduk. Katılanlar, 'Bizi Hasköy'e, Balat'a götür' diyordu. Bu akşam burada rakı içelim, yarın şurada yemek yiyelim...

    Kendi şirketinizle mi yapıyordunuz turları yoksa aynı acentede mi?

    Aynı acentede yapıyordum turları. O dönem yavaş yavaş Türkiye'de casinolar da açılmaya başlamıştı. Ama ben hiç o turlara girmedim.

    Türkiye'ye yaptığınız ilk tur ve sonrasına ilişkin deneyimlerinizi paylaşır mısınız?

    Bir rehber diyemem, eskort ama konuşmasını çok iyi bilen, Türkiye'yi çok iyi tanıyan birini tanıyordum. Bana birlikte tur yapma teklifi getirmişti.

    TÜRK LOKANTASINDA TUR SATIŞI TOPLANTISI

    İsrail'de Türklerin kurduğu Yahudi Türk Cemiyeti var. Onların toplantıları vardı. Gittim, salona broşürleri astım, broşür verdim. 'Pazartesi Türk lokantasında baklava ve çay ikramlı toplantı yapacağım' dedim. Herkes geldi. Toplantıyı yaptık ve toplantı sonunda 38 kişilik tur dolmuştu.

    ANADOLU TURİZM DEVREYE GİRİYOR

    Türkiye'ye geldim. İstanbul'da Bale, İzmir'de Konak, Bursa'da Dilmen otelleri ile anlaşma yaptım.  35 kişi vardı ilk urumda ve her biri ile tek tek ilgileniyordum. Bu birinci tur. İkinci turda, İsrail'den turist getirdiğimi öğrenen Anadolu Turizm geldi bana. Bana, 'senin turlarını ben yapayım' dedi. O zaman iş değişti. Turlar biraz daha pahalı ama daha düzgün oldu.

    ''BİZE O ŞARKILARI VE ŞARKILARIN HİKAYLERİNİ BUL''

    İlk turun ardından müşterilerimden ikisi bana telefon ederek benimle görüşmek istediğini söyledi. Satışı herkese açmıştım ve bu ikisi Türk değildi. Dediler ki bana, ''Bak turda ne yazdıysan hepsini yaptın. Bir şikayetimiz yok. Bizim sizden istediğimiz, turda dinlediğimiz İspanyolca ve Türkçe şarkılar ile o şarkıların hikayeleri...''

    Turda ne bir müze ne de bir ören yeri gezdik. Onlara, 'bana biraz müsaade edin, sizin de dahil olacağınız başka bir tur düzenleyeceğim' dedim. Artık konsepti değiştirmem lazımdı.

    HAFTA İÇİ ANTALYA TURLARINA BAŞLIYOR...

    O zamanlar İsrail'den Antalya'ya hafta sonları kumar turizmi başlamıştı. Ama ben karar vermiştim, kumarcı taşımayacaktım.  Bu nedenle ben turlarımı hafta içine aldık. Kumarbazlar perşembe gider pazar döner. Bunların uçağı pazar günü dönecek mi? İşte kumarbazların o uçağını ben döndürüyordum geriye. Bu sayede çok büyük iş yaptık. O zamanlar Antalya'da şirket kurmaya mecbur kaldık.

    Kendi şirketinizi ne zaman kudunuz peki?

    EN BÜYÜK PARAYI BENİM ALMAM LAZIMDI

    Patrona, 'ben Türkiye'ye adam götürüyorsam işe ortak olmak isterim' diyordum. Gerçi maaşım nispeten daha normale gelmişti ama bununla yetinmek istemiyordum. Patron ise 'tamam' diyor ama harekete geçmiyordu, işler ise bir hayli büyümüştü. Şirkette en büyük işi yapan bendim ve en büyük parayı benim almam lazımdı.

    ''1 EKİM'DE ŞİRKETİMİ KURUYORUM, HABERİNİZ OLSUN!''

    Bir gün şirketin mali müşaviri ve avukatıyla konuştum. Ya şirkete yüzde 50 ortak olacağımı ya da 1 Ekim itibariyle (1988) kendi şirketimi kuracağımı söyledim. Bunlar inanmadılar ve beni kolayca gönderdiler. Ben de TAT (Travel and Tourism) ismiyle kendi şirketimi kurdum ve 20 sene yani 2008'e kadar bu şirketle çalıştım. 2008'de TAT'ı kapatarak Easy Travel'ı kurdum. Çünkü küçük tur operatörüydük, sadece Türkiye çalışıyorduk ve büyüyemiyorduk. Bir konsept değişikliğine ihtiyacımız vardı. Benim adı İzi, şirketin ismi de aynı seslere sahip Easy oldu. Bunu yapmayı hep istemiştim.



    ESTA KURULUYOR

    TAT'la çok iyi işler yaptık. Süleyman Demirel'in verdiği 'en başarılı iş adamı' ödülünü alan iş adamlarından biri oldum. Antalya işi başlayınca burada Esin Turizm'le beraber bir şirket kurduk. Esin'in 'Es'ini ve TAT'ın 'Ta'sını alarak Esta'yı kurduk.

    ''HER SENE YENİ BİR DESTİNASYON AÇTIM''

    Antalya'ya başladıktan sonra gördüm ki Türkiye'de çok büyük potansiyel var. Bu nedenle her sene yeni bir destinasyon açtım. Bodrum, Marmaris, İzmir, Trabzon... Bodrum'a, Trabzon'a ve Marmaris'e charter, İzmir'e THY ile uçtuk...

    Türkiye'de doğup büyüdünüz, aileniz Türkiye'de yaşadı ve Türkiye'de iş yaptınız... Farklı bir bir dine mensup olmanız işinizi etkiledi mi, 'öteki' gibi hissettiniz mi?

    ''SADECE BİR KERE FARKLI BİR YAKLAŞIMLA KARŞILAŞTIM''

    Türkiye'de geçen tüm yaşamımda bunu sadece ve sadece bir kere yaşadım. O da askerde. Bir gün BM'den bir albay geliyor ve 'bütün lisan bilenler gelsinler' diyor. Oradan asker seçip alacaklar. Tabi ki herkesin hayali. Ben dedim, 'benim için çantada keklik'. Mülakat çok iyi geçti ama subay sonradan dedi ki, 'gayrimüslimler geri çekilsin'. Bunun dışında bütün hayatım, askerliğim, okul ve iş yıllarım boyunca farklı bir yaklaşımla karşılaşmadım.

    ''SAINT JOSEPH'TEKİ ARKADAŞLARLA YILDA BİR BULUŞURUZ''

    Bugün bile, Saint Joseph'teki arkadaşlarla yılda bir defa bir araya geliyoruz. Bir arkadaşımız gönüllü oluyor ve bizi buluşturuyor. Beraber büyüdük. Hiçbir zaman bir farklılık yaşamadık. İsrail'e gittiğimde daha büyük uyum sorunu yaşadım. Düşünün, tek kelime İbranice bilmiyorum. Biz 10 arkadaştık ve hepimiz Türkçe konuşuyorduk. Sonra eşime ayıp olmasın diye İbranice konuşmaya başladık çat pat ama o anlayış gösterdi ve 'siz Türkçe konuşun' dedi.

    Peki hala sadece Türkiye'ye mi çalışıyorsunuz yoksa destinasyon sayısını arttırdınız mı?

    Hayır, artık sadece Türkiye'ye çalışmıyoruz. Şu anda Palma de Mallorca, Bulgaristan, Yunanistan ve Kuzey Kıbrıs'a çalışıyorum. Ama buralarda rekabetin çok yüksek olmadığı yerlere operasyon yapıyoruz. Kıbrıs'ta ise problemler yaşanıyor. Çünkü uçaklar önce Güney Kıbrıs'a iniyor ve oradan da geçiş yapılıyor. Şu anda son 10 aydan beri izin vermiyorlar. 

    İsrail'den Türkiye'ye çalışmaya başlayan ilk siz mi oldunuz?

    ''İSRAİL'DEN TÜRKİYE'YE PAKET TURU İLK BEN BAŞLATTIM''

    Geograpichal Tour adında bir şirket daha vardı. Ama benimki gibi turlar değildi onun yaptıkları. Türkiye'ye paket turu ilk ben başlattım.

    Türkiye'ye en fazla kaç yolcu getirdiniz?

    En büyük paksımız 50 bin kişi oldu. O zamanlar peş peşe 49, 50 binler yaptık peş peşe. O zamanlar Türk turizm bakanı gelmişti İsrail'e. Seyahat acenteleri birliği başkanıydım ve kendisiyle ben ilgilendim. Bana işaret ederek ''bir milyon turist bekliyoruz' demişti. O zamanlar İsrail'den 580 binlerdeydik.



    En büyük krizi ne zaman yaşadınız?

    ''EN BÜYÜK KRİZ MAVİ MARMARA''

    En büyük kriz Mavi Marmara idi. Ben Öcalan bile uçmaya devam etmiştim. Mavi Marmara olayından sonra, İsrail'de yaşayan, İsrail pasaportlu Filistinlileri keşfettim. Olayın üzerinden 40 gün geçmişti ve işlerimiz sıfırlanmıştı. Ben de turlarımı Araplara göre ayarladım. Ağustosta yavaş yavaş turları çıkarmaya başladık.

    Hala İsrail pasaportu taşıyan Arapları mı getiriyorsunuz yoğunluklu olarak yoksa İsrailliler gelmeye başladı mı?

    ''İSRAİLLİLER HALA GELMİYOR''

    İsrailliler gelmiyor Maalesef. Hala Arapları getiriyoruz. 2016 yılında bir kıpırdama oldu, sorunlar çözülüyor gibiydi. O zamanlar Antalya'ya yeniden operasyon başlattık ama devamı gelmedi. Araplar geliyor, diğerleri gelmiyor.

    Bugün THY'nin Tel Aviv'den günde 8 uçuşu var ama bunların hiçbirisi kalmıyor. Aktarmalı olarak başka yerlere gidiyorlar.

    Turizmin hep farklı bir dilinin olduğu söylenir. Bu anlamda İsrail toplumu ile Türk toplumu arasında önyargıları kırmak için neler yapılmalı, turizmin buradaki rolü ne olabilir?

    ''TURİZMCİ VE ESNAF İSRAİLLİ TURİSTİ İSTİYOR''

    Zamanında biz büyük bir kısmını yaptık. İsrail'den bütün gazetecileri Türkiye'ye getirdik ve buranın güvenli olduğu mesajını verdik. Geri döndüklerinde de güzel yazılar yazdılar. İsrail'den buraya acenteci ve gazeteci getirip, burda her şeyin yolunda ve şehirlerin güvenli olduğunu, İsrailli turistin istendiğini onlara göstermemiz gerekiyor. Antalya'ya çarşıya gidin esnaf, 'abi İsrailliler ne zaman gelecek' diye soruyorlar.

    Antalya bunu yapmaya çalıştı. Antalya Valisi ve turizmciler İsrail'e geldiler fakat daha çok politika vardı o işin içerisinde. Otel sahipleri tek yetkili acentelerle toplantı yaptılar ama bazı şeyleri halka göstermek lazım. Halka gösterme işi ise medya ile olur ve bugün medyanın maliyetleri belli. Önceden her tur operatörü ile %50-50 reklam çalışması yapılırdı. Çok iyi bir uygulamaydı. Ben de çok reklam yaptım bu şekilde.

    Türkiye'nin en güçlü iki destinasyonu İstanbul ve Antalya. Oradaki otelciden tut esnaf kadar herkes İsrailli turisti istiyor. Orada bir problem yok. Ancak İsrailli turisti buralara getirme problemimiz var. 2016 yılının eylül ayında biraz başladı ama sonra yine sadece Araplar kaldı.

    Siz Türkiye'de aynı zamanda belirli dönemlere de tanıklık ettiniz. Siyasi ve ekonomik çalkantıların bol olduğu yıllar. O zamanların İstanbul'u ve Türkiye'si ile şimdinin İstanbul'unu ve Türkiye'sini karşılaştırmanızı istesek neler söylerdiniz?

    ''MODA'YA YERLEŞMEMİZ BENİM İÇİN ŞANS OLDU''

    İstanbul'dan bahsedecek olursak, elbette eski İstanbul'u özlüyorum. Ama benim bir şansım oldu ve ailem Moda'ya yerleşti. İnanın ki Moda'nın havası bambaşka, Moda İstanbul değil. Son 10 senedir Moda'da da bir değişim var ama hala yürüyerek Moda İskelesine inerken aynı şeyleri hissediyorum.

    ''BUGÜN İŞ YAPMAK DAHA ZOR''

    Ama ben 1988'de Türkiye'de iş yapmaya başladığımda, bilmiyorum, iş yapmak daha kolay mıydı ama bugün daha zor. Bugünkü zorluk rekabetten mi, yoksa politik mi onu bilemiyorum. Ben İsrail'de seyahat acenteleri birliği başkanlığı yaptım. Orada hep şunu söyledim; dünyada bir olay olduğunda bundan ilk etkilenen branş turizmdir. Öcalan, depremler, Körfez Savaşı... hepsinde bir darbe yedik.

    Son olarak ise Mavi Marmara. Düşünün, Mavi Marmara olayı olduğunda benim Türkiye'de 168 müşterim var. Olay olduğunda uçağım boş çıkıyor, 168 kişiyi geri getiriyor ve Türkiye'yi kapatmak zorunda kalıyoruz. Tüm ileri tarihli rezervasyonlarımız iptal...

    İleri tarihli çok rezervasyonunuz var mıydı?

    Binlerce rezervasyonumuz iptal oldu. Tek şansımız, İsrail pazarının da büyük oranda son dakika olmasıydı. Yalnızca haziran rezervasyonları iptal oldu.



    Bize biraz da sosyal yaşımınızdan bahseder misiniz?

    ÇOCUKLAR DA TÜRK VATANDAŞI OLDU

    Evlendikten sonra iki kızım oldu. Bunlar İsrail'de doğdu. Onları babama göstermek için Türkiye'ye getirmek istedim. Havalimanına indikten sonra polis bana, ''beyefendi bu kızlar sizin mi?' Evet dedim. 'Türkiye'de bir kanun var; ebeveynlerden biri Türk ise çocuğun da Türk olması lazım' Hanım  'buradan çıkamayacağız' diye başladı ağlamaya. Sonra hepsine çifte vatandaşlık verdiler.

    Kızlarımın ikisi de askerliğini yaptıktan sonra üniversite okudu. Babam beni nasıl yetiştirdiyse be de çocuklarımı öyle yetiştirdim. Her birinin üç çocuğu var. Ufak kızım Amerika'da diğeri ise İsrail'de yaşıyor. Amerika'daki kızım General Mobile şirketinde çalışıyor. İsrail'deki kızım ise bilgisayar işleri ile uğraşıyor.



    ''SENEDE 2-3 KEZ AMERİKA'YA GİDERİM''

    Senede 2-3 defa Amerika'daki kızımı ve torunlarımı görmeye giderim. İsrail'dekileri ise her hafta görürüm. Ya onlar gelir ya biz gideriz.

    Tatil alışkanlıklarınızdan bahseder misiniz?

    Torunlar olduğu için işler değişti. Orada torunlarım olduğu için Amerika'yı tercih ediyorum. ABD'ye her gittiğimde başka bir şehir ve bölge seçip kültürünü öğreniyorum. Amerika'nın neredeyse tamamını gördüm diyebilirim.



    ''OKULDAN ÜÇ ARKADAŞ HER YIL AVRRUPA'NIN BAŞKA BİR YERİNE TATİLE GİDERİZ''

    Bunun dışında okuldan üç arkadaş, her yıl Avrupa'nın değişik bir yerine tatile gideriz. Bunlarla Polonya'ya, İtalya'da bütün şarap bölgeleri, Fransa'da Ren Nehrini, şatoları, İngiltere'nin kuzeyini ve daha pek çok yeri gezdik. Arkadaşlarımın ikisi de doktor. Bana derler, 'sen karışma biz ayarlayacağız. Sen sadece biletini al gel.' Bu benim için gerçek bir tatildir.

    En çok görmeyi istediğiniz yerler nereler?

    En çok Avustralya'yı görmek istiyorum. Şu anda programımda ama çok uzak ve geniş bir coğrafya.

    Okur musunuz, neler okursunuz?

    ''DEĞİŞEN KANUNLARA VE MESLEKİ OKUMALARA MERAKLIYIM''

    Okumalarımı daha çok mesleki alanımla ilgili yapıyorum. Gerek güncel haberler, gerekse değişen kanunlar en çok okuma yaptığım alanlar. Bir de bulmaca. Gördüğüm her bulmacayı çözerim.



    Bundan sonra ne yapmayı planlıyorsunuz? Anladığım kadarıyla çocuklarınız bu işi yapmayacak. Siz devam edecek misiniz, yoksa 'artık emekliliğimi yaşayayım' mı diyeceksiniz?

    ''KENDİMİ BUNU DÜŞÜNECEK YAŞTA HİSSETMİYORUM''

    Ben daha kendimi bunu düşünecek yaşta hissetmiyorum. Ama bana bu soruyu soranlar oluyor. Düşündüğüm şey şu: Şirkette iki elemanım var. Biri 26, diğeri 14 senedir benimle çalışıyor. Artık aileden biri oldular. Düşüncem, şirketin büyük bir kısmını onlara devretmek. Ben kenara çekilirim yavaş yavaş... Sonrasına bakacağız. Yapacak bir şey yok. Zamanımın bir kısmını Amerika'da bir kısmını da İsrail'de geçiririm.

    Turizme girdiğiniz için pişman mısınız? 'Aslında ben pilot olmak istemiştim' diyenler var çünkü.

    ''DÜNYAYA BİR DAHA GELSEM YİNE TURİZMCİ OLMAK İSTERDİM''

    Bana herkes, 'kimse bu mesleği senin kadar sevemez' diyor. Çünkü 24 saat turizmin içinde yaşıyorum. Bir daha dünyaya gelsem yine turizmci olurdum. Sıfırdan başladım ve bugün bir yere kadar geldim. Hepsini kendi ellerimle yaptım.


    Bu haber 13.02.2018 - 16:01:13 tarihinde eklendi.

    Kullanıcı Yorumları

    Edip Araç - 16.02.2018 13:28:26
    Sevgili İzi Madem,ESTA da sizinle çalışmak çok keyifliydi.İyi ki varsınız.Selamlar
    Murat Demircan - 9.03.2018 16:23:58
    Sevgili İzi Madem ilk turisti Esin turizmde beraber getirmiştik.Başarılarını duymak çok güzel.Tebrikler başarıların devamını dilerim. Murat Demircan
    deniz tüfekçi - 15.03.2018 16:00:29
    İzi ile beraber aynı dönemde israil pazarında çok çalıştık, hiç bir birimizin ayağına basmadık, aksine hep yardımcı olmayı tercih ettik.benim gözümde hep iyi iş adamı, dost ve çalışkan insan olarak kalacaktır. Görüşmek üzere, selamlar İzi.
    Ayşe Uluses - 31.03.2018 12:20:14
    İşte bu insanlar İstanbul Antalya Türkiye yi tanıtan hiç yılmadan çok çalışarak bu ülkenin bu insanların kıymetini bil sek diyorum.1966 dan beri turizm deyim Türk Ekspres ile başlayıp otelcilikle devam ediyorum.Elinize yüreğinize sağlık.
    Zülal İnan - 11.05.2018 11:19:37
    Ne operasyonlar yaptık birlikte İzi Bey. Sevgiler , başarılar.


    Yorum ekleyin



    Adınız :  

     

    Güvenlik Kodu :
    Yenile


     
    Diğer Yazılar:
    Ahmet Zeki Apalı kimdir?
    İzi Madem kimdir?
    Yusuf Duru'nun yaşam hikayesi: Sektörde raconu biz keserdik
    Kerkük'ten İstanbul'a: Cüneyt Mengü'nün yaşam hikayesi
    Tavit Köletavitoğlu hem kendi hem de Türkiye turizminin hikayesini anlattı...
    Müberra Eresin yaşam hikayesini Turizmden Portreler'e anlattı
    Temel Kotil'in azim, kararlılık ve çalışmayla dolu yaşam hikayesi
    Ramazan Aslan'ın emek, sabır ve mücadeleyle dolu yaşam hikayesi
    Firuz Bağlıkaya'nın yaşam hikayesi
    Kaan Kavaloğlu'nun başarılarla dolu yaşam öyküsü
    Sektörün tanıdık yüzü çalışkan bir turizmci: Faruk Boyacı'nın yaşam hikayesi
    Üniversitenin devrimci öğrencisinden kültür turlarının duayenliğine: Faruk Pekin
    Turizmin güler yüzlü abisi Rıdvan Edebal
    Hayalleri, umutları, maceraları ve unutulmaz aşkıyla İskender Çayla
    TMGT'den Armada Otel'e uzanan bir yaşam öyküsü: Kasım Zoto
    Hikmet Atilla'nın yaşam hikayesi
    Turizmde yeniliğin, ilklerin ve inatçılığın ismi: Hüseyin Kurtoğulları
    Hülya Aslantaş'ın mücadele ve başarılarla dolu yaşam hikayesi
    Rehber deyince akla gelen ilk isimlerden biri: Şerif Yenen
    Türk turizminin öncü ismi: Ceylan Pirinçcioğlu'nun yaşam hikayesi
    Hayatı turizmle yoğurmuş bir duayen: Ersin Özgündoğdu
    Yıldıray Karaer'in yaşam öyküsü Turizmden Portreler'de
    Burhan Silahtaroğlu yaşam öyküsünü TurizmGüncel'e anlattı
    Kadir Uğur'un macera ve sürprizlerle dolu yaşam hikayesi
    Editör Yazı Arşivi
    Bizi Takip Edin
    Facebook Twitter
    Turizm'den PORTRELER
    Turizm'den Portreler
    Ahmet Zeki Apalı kimdir?
    HER HAKKI TURİZMGUNCEL.COM'A AİTTİR   ©   COPYRIGHT 2018  ||  Genel RSS  || Güncel RSS  || Sektörel RSS  ||  Marka INTERACTIVE
    Anket
    Bu yıl Türk turizmciler fiyat arttırabilecek mi?

    Evet, yüzde 20
    Evet, yüzde 10
    Evet, yüzde 5
    Fiyatlar değişmez
    Ücretsiz Abone Olun