Hikmet Atilla'nın yaşam hikayesi

    15.12.2015 - 20:28:40

    TurizmGüncel'in Turizmden Portreler köşesinin yeni konuğu, Hikmet Atilla. Almanya'da öğrencilik yıllarında adım attığı turizm yaşamına, Yalova ve Didim'de devam eden Atilla, günümüzde Didim'in en tanıdık simalarından biri. İşte Hikmet Atilla'nın Bingöl'ün 3 haneli bir köyünden başlayıp Didim'e ve turizme uzanan yaşam hikayesi....



    Arkadaşına Gönder | Ana Sayfa | Haberi Paylaşın :

    Turizmden Portreler - TurizmGüncel



    Bingöl'ün İlbeyi köyüne bağlı, sadece iki evden oluşan Geylani mezrasında, 1955 senesinin bir kış günü dünyaya gelmiş Hikmet Atilla. Babası nüfus müdürü olan Hikmet Atilla orta halli bir ailede büyümüş. Atilla, “Ailemiz bölgenin ileri gelen ailelerindendir. Orada pek çok yerde arazilerimiz var” diyor.

    ''HAYATIMIZ YAZIN YAYLADA, KIŞIN KÖYDE GEÇERDİ''

    İlk okula doğduğu köyde, İlbeyi'nde başlayan Hikmet Atilla, daha sonra babasının tayininden dolayı Kiğı Kazası'nda devam etmiş eğitim hayatına. Ortaokulu burada bitiren Atilla, “Kiğı'da lise olmadığı için ailemden ayrılarak Liseyi okumak için Bingöl'e gittim  ve liseyi de burada bitirdim. Dokuz kardeşim var. Yani oldukça kalabalık bir aileydik. Özellikle köy yıllarında, ailemize destek olmak için yaz aylarında hayvanları otlatırdık. Bir yandan da oyunlarımızı oynardık. Yazın yaylada, kışın ise köyde veya şehirde geçerdi hayatımız.” diyor.



    ''BAŞKA BİR YAŞAMI BİLMİYORDUK''

    “1960'lı yıllar ve koşullar elbette daha zor. Sıkıntı çekiyor muydunuz yaşamınızda, nelerle karşılaşıyordunuz?” sorumuza ise Atilla, “Oranın şartlarına alışkın olduğumuz akıp gidiyordu hayat. Herhangi bir şikayetimiz yoktu, zira başka bir yaşamı da bilmiyorduk.” yanıtını veriyor.

    Hikmet Atilla başarılı bir öğrenci miydi?

    Hiç sınıfta kalmadım. Başarılı bir öğrenciydim diyebilirim. Hatta, Kiğı ilçesine taşındığımızda, oradaki öğrencilerden daha başarılı olduğumu gördüm.



    EĞİTİM İÇİN ALMANYA'YA GİDİYOR

    Eğitimden ve babanızın mesleğinden dolayı sürekli bir yer değiştirme içinde olduğunuz görülüyor. Peki liseden sonrası nasıl şekillendi hayatınızın?

    Bingöl'de liseyi bitirdikten sonra üniversite sınavına girdim ancak kazanamadım. Babamın da Almanya'da mevcut ilişkileri vardı. Daha önceden gidip Almanya'da okuyan insanlar vardı. Ben de onlar gibi yaptım ve eğitim için Almanya'ya gittim.

    ALMANYA'DA SİYASAL BİLGİLER OKUYOR

    Almanya'da 6 ayda Almanca'yı söktüm ve sonrasında kazandığım başka bir sınavla üniversite sınavına girme hakkı elde ettim. Böyle bir sınava girmeniz gerekiyordu çünkü Türkiye'deki bir lise ile Almanya'daki bir lise denk sayılmıyordu. O farkı kapatmak için sınava girip liseye yerleşmeniz ve orada bir süre eğitim almanız gerekiyordu. Üniversiteyi kazandıktan sonra Almanya'da siyasal bilgiler okudum.

    Bu arada askerlik zamanı da geldi sanırım?

    Evet, askerlik zamanı gelmişti ve ben de tekrar Türkiye'ye döndüm. Askerliğimi piyade er olarak yaptım. Manisa'da başladığım askerlik görevim sırasıyla İzmir ve Çorlu'da devam etti. 18 ay askerlik yaptım.



    Diğer kardeşler ne yapıyordu bu sıralarda? Onlar da Almanya'ya mı gittiler?

    Benim dışımda Almanya'ya giden kardeşim olmadı. Pek çoğu okudu. Kimisi siyaset hayatına atıldı, kimisi iş yaşamının içinde, kimisi de emekli. Bir kardeşim ise vefat etti.

    ''TURİZM MACERAM ALMANYA'DA BAŞLADI''

    Askerlikten sonra da turizm sektörüne girdiniz sanırım?

    Aslında turizm maceram, daha Türkiye'ye gelmeden önce, Almanya'dayken öğrencilik dönemlerinde başladı. Öğrencilik yıllarında hayatımızı idame edebilmek için hem okuyup hem de çalışmamız gerekiyordu. Orada Öztürk Reisen ile tanıştık. Eşe dosta onun biletlerini satarak para kazanıyorduk. Bahsettiğim yıllar 70'li yılların sonları... Daha sonra da yavaş yavaş tatil satmaya başladık.



    ''YALOVA'DA RESTORAN İŞLETMEYE BAŞLADIK, YÜRÜMEDİ''

    Askerlikten sonra Yalova'da bir restoran işletmeye başladık. Bir süre yürüttük ama, ortağım ile anlaşamayınca, hissemi ona devrettim. Daha sonra da Didim maceram başladı, burada da arkadaşlarımız vardı... Didim de bir süre Rehber olarak çalıştım, çevreyi tanıdım, onlar beni tanıdılar, ilişkiler genişledi, 'tekrar iş hayatına atılalım' dedim.



    ''İLK ACENTEMİZİ DİDİM'DE KURDUK''

    Didim'de ortaklı bir acente kurarak işe başladık. Bu arada  rehberlik sınavına girerek kazandım ve Almanca ülkesel turist rehberi oldum. Aynı dönemde başka acentelerle de çalışıyor, rehberlik yapıyordum.

    1991'den 1997'ye kadar ortaklı acente ile yola devam ettikten sonra kendi acentemi kurdum. Bu şekilde hem incoming, hem de outgoing işleri yapıyoruz. Didim için çalışıyor ve bu turizm bölgemizi bir noktaya taşımaya çalışıyoruz. Para kazandığımız yere katkı sunmayı hedefliyoruz.



    TURİZM YÜZÜNDEN İLK EVLİLİĞİ YÜRÜMEDİ

    İş yaşamı hayatın önemli bir parçası elbette ama bir yandan da akıp giden bir sosyal yaşam var. Sosyal yaşamınızda neler vardı o dönemde? Evlendiniz mi, çocuklarınız var mı?

    İlk evliliğimi 1990 yılında Almanya'da yaptım. Alman bir kadınla evlendim. Benin işim buradaydı, eşim ise Almanya'da çalışıyordu. 6 ay burada, 6 ay Almanya'da oluyordum ve bu şekilde sürdüremedik. Yani iş yaşamnın koşullarından dolayı sürdüremedik ve boşandık.



    YENİ EŞ TURİZMCİ

    İkinci eşim ise turizm sektöründe ve daha önceden birbirimize göz aşinalığımız vardı. Önceden otelcilik yapıyordu, sonradan acenteciliğe başladı. 2008 yılında evlendik ve şu anda da mutlu bir şekilde devam ediyor.

    Biz turizmciler için hayat gerçekten çok zor. Sürekli seyahat halindeyiz ve ailelerimizi ihmal ediyoruz. Ancak bu mesleğin doğası bu ve biz de bu mesleği seçtik. Şu anda da zaman zaman sıkıntı yaşıyoruz ama eşim turizmci olduğu için anlıyor boyutları küçük oluyor.

    ''ESKİDEN BÜYÜK SIKINTILAR YAŞARDIK''

    Aynı zamanda sektördeki dönümüşüme de tanıklık ettiniz süreç içerisinde. Turizme başladığınız yıllarla günümüzü kıyasladığınızda neler söyleyebilirsiniz?

    Turizm konusunda sadece ülke içinden değil, yurt dışından kaynaklanan sorunlar da vardı. Tur operatörleri piyasada istedikleri gibi at koşturabiliyorlardı. O dönemler Almanya'da tur operatörlerine dönük doğru dürüst bir yasa yoktu ve boşluklardan yararlanabiliyorlardı. 30-35 senelik turizm hayatımda çok sıkıntı yaşadığımız dönemler oldu. Tur operatörleri iflas ediyordu ve bunun sıkıntısını biz çekiyorduk. Bir defasında bir tur operatörü ile uçak şirketi anlaşamadığı için 152 yolcum 72 saat Bodrum Havalimanı'nda kaldı. Turizm hep sıkıntılarla gelişti Türkiye'de ve hala sıkıntılarla devam ediyor. Neticede insanlara hizmet verdiğiniz bir sektör.



    ESKİDEN OTELLER DEĞİL, BÖLGELER SATILIRDI, TURİST GİDECEĞİ OTELİ BİZLMEZDİ

    O dönemlerde isimsiz otel satılırdı Ege Bölgesi'nde. Yani müşteriyi Bodrum'a da götürebilirdiniz, Çeşme'ye de. Turist kalacağı oteli bilmeden gelirdi. Bir müşteri grubuna “siz Bodrum'da kalacaksınız” demişler. Biz getirdik adamları Didim'e yerleştirdik meğer müşterilerin bazılarının kaldığı otelin karşısında evi varmış...

    ''TUR OPERATÖRÜ İFLAS EDİNCE BORÇLAR BİZE KALIYORDU''

    Turizm özellikle Körfez Savaşı yıllarında ciddi bir sıkıntı yaşadı. Siz neler yaşadınız o dönemde?

    Biz büyük bir incoming acentesi olmadığımız için krizi daha kolay yönetebiliyorduk. Fakat o dönemlerde iflaslar yaşandı ve ister istemez biz de etkileniyorduk bu iflaslardan. Otellerle anlaşmayı bizler yapıyorduk ve tüm sorumluluk bizim üzerimizde idi. Tur operatörü iflas etmişse ve müşteri sigortalı değilse bütün borçlar sizin üzerinizde demektir.



    Turizm değişirken bir yandan da değişen ve beklentileri sürekli artan bir turist profili var. 80'li ve 90'lı yıllardaki turist profili ile günümüzdekini karşılaştırdığınızda neler söyleyebilirsiniz?

    Günümüzde Türkiye aldığı turist sayısı bakımından 6, turizm geliri açısından ise 12. sırada. Bizim turizme başladığımız yıllarda gelen her turiste iki tane tur satabiliyorduk. Geçen yıl Abu Dabi'deydim Alman acentelerle birlikte ve onlara şu soruyu sordum: Burada oteller çok lüks ve pazarlama konusunda da iyiler. Sizce buradaki turizm sırf otelle denizle, kumla sürer mi; bu kadar yatırıma değer mi? Bana verdikleri cevap “Hayır sürmez” oldu.



    ''EGE'DE HER ŞEY DAHİL SİSTEMİNİN YAYILMASINI ENGELLEMEK GEREKİYOR''

    Her şey dahil otel konsepti ve alışveriş turları çıktıktan sonra kültür turları büyük bir darbe aldı. 199 euroya, uçak, otel, yeme-içme dahil 1 haftalık paket turlar sattılar. Ben, her şey dahil konseptinin devamlı yürüyebileceğine inanmıyorum.
    Çünkü insanlar doyacak ve artık, “ben bir şeyler görmek istiyorum” diyeceklerdir. Bu nedenle bu tip konsepte Ege Bölgesi'nde destek vermemek, özellikle küçük tesislerin bu konsepte yönelmesini engellemek gerekiyor. Bu konuda bakanlık, belediyeler ve sivil toplum örgütlerinin inisiyatif almaları gerekiyor.

    ''ARTIK ÇOCUKLAR TEK TİP OLARAK BÜYÜYOR''

    60'lı yıllardan sonrasına canlı tanıklık etmiş birisi olarak baktığınızda Türkiye ve gençlikle ilgili siz ne düşünüyorsunuz?

    Bu konuda annemle zaman zaman sohbet ederiz ve o sürekli köydeki dayanışmadan, imeceden bahseder. Biz köyümüzde çocukken çıkıp sokaklarda oynayabiliyorduk. Kazaya taşındıktantan sonra da öyle. Ama şimdi bakıyorsunuz, bunu bilim adamları da söylüyor, çocuklar tek tip olarak büyüyorlar. Teknolojiye bağlı ve çocukluğunu yaşamadan büyüyorlar. Çocukluğunu yaşayamadıkları için de geçmişlerine dair anıları oluşmuyor ve tahmin ediyorum ileride bunun eksikliğini hissedeceklerdir. Dünyanın dört bir yanını gezip görüyoruz. Çocuklar her yerde bu şekilde büyüyor. Avrupa için de geçerli bu. Belki zamanın ruhu bu. Bütün çocuklar ellerinde bilgisayarlar, akıllı telefonlar oynayıp duruyorlar...
    Kendi çocukluğunuzdan memnun musunuz? Keşke köy yerine batıda bir kentte doğup büyüseydim dediğiniz oldu mu hiç?



    ''HEM ÇALIŞIP HEM OYNAYARAK BÜYÜDÜK''

    Bingöl'de doğdum ve liseye kadar eğitimimi burada aldım. Ama asla 'keşke batıda bir şehirde merkezi bir yerde doğsaydım' demedim. Liseden sonra iyi de bir eğitim aldım. Bu konuda hayatımı hiçbir şekilde sorgulamadım. Oyunlar da oynadık ama çocukluğumuz sırf oyun oynayarak geçmedi. Çobanlık da yaptık, odun da kestik, diğer ev işlerinde ailemize yardım da ettik. Yani bir yandan çalışıp hayatımızı kazanarak büyüdük. Şimdi mesela pısırık, odasına çekilip oturan, insanlarla konuşmayan çocukları gördüğüm zaman kızıyorum. Çocuklar daha aktif olmalı, hem ailesine hem de kendisine katkı sunmalı.

    BÖLGENİN İLK KADIN ÖĞRETMENİ HİKMET ATİLLA'NIN HALASI

    Anadolu'da, özellikle o yıllarda, toplum yapısı daha muhafazakar ve çocukların okuması değil, evde yetişip iş gücü olması eğilimi daha fazla. Ama sizin ailenizde bunun kırıldığını görüyoruz. Nasıl kırıldı bu?

    Babam devlet memuruydu. Amcalarımdan biri öğretmen, diğeri birinci sınıf emniyet müdürü, halam ise Atatürk döneminde o bölgenin ilk kadın öğretmeniydi. İsmi Fatma Budak'tı. Dedem ise 'inci Dünya Savaşı ve  Kurtuluş Savaşı dönemlerinde milis komutanlığı, sonrasında ise savcılık ve hakimlik yapmış bir isim. Dolayısıyla ailede çocukların okutulmasına dair bir yönlendirme vardı.



    HİKMET ATİLLA HAYATINI TURİZMLE KAZANMAYA KARAR VERİYOR

    Turizme bulaşmanız tesadüf müydü, yoksa planlı olarak mı girdiniz?

    Bizim geniş bir çevremiz var ve önemli bir kısmı da Almanya'daydı. Almanya'da öğrenciyken baktım insanlar gidip bir yerlerden bilet alıyorlar. Hatta bana anlatıyorlardı, “biletimizi falanca kişi verdi” diye. Ben de düşündüm, “Onlar yapıyorsa ben de yaparım” dedim ve Hamdi Öztürk'ün yanına gittim. “Öğrenciyim, ben de bilet satmak istiyorum” dedim. Bana da bilet verdi ve satmaya başladım. Tabi masraflarımız var sadece bilet satmakla olmuyor. Restoranlarda da, otellerde de çalıştım. Türkiye'ye geldikten sonra hayatımı turizmde devam ettirmeyi kafaya koydum.

    YALOVA'DA RESTORAN İŞİ YÜRÜMEDİ, DİDİM'DE YENİ BİR BAŞLANGIÇ

    Türkiye'ye geldikten sonra Yalova'da bir restoran işletmeye başladık. Bir arkadaşımızın yeri vardı orada. Almanca, İngilizce ve Fransızca bildiğim için “gel ortak işletelim” dedi ve başladık. Ancak anlaşamadık. Bunun üzerine Didim'de bulunan bir arkadaşımla görüştüm ve buraya geldim. Geliş o geliş...



    Didim'de ortak acente kurdunuz sanıyorum?

    Evet, Didim'de arkadaşım, ben, bir otel sahibi ve Almanya'da tur operatörlüğü yapan bir isimle beraber Temple Tur adında bir acente kurduk. Bir yandan da rehberlik yapıyordum. 1993-1997 yılları arasında bu acente ile devam ettik.

    İLK ACENTESİNİ KURUYOR

    Sonra kendi acentenizi kurdunuz?

    Bu acenteden ayrıldıktan sonra Raffinesse Travel'ı kurdum ve yaklaşık 20 yıldır aynı acente ile devam ediyorum. Türkiye'de 20 yıl yaşayan acente sayısı çok azdır ve biz de onlardan biriyiz. Genelde İskandinav öğrenci grupları getiriyoruz.

    Gruplarımız aslında Anadolu gruplarına benzeyen gruplar. Bizim  çok çeşitli gruplarımız var. Geçen yıl mesela, Danimarka hükümetinin finanse ettiği dinler arası diyalog konferansını İstanabul da düzenledik. Orada, 40'a yakın ülkeden din adamlarını ağırladık. Acente olarak yılda takriben 7 bin civarı müşteri ağırlıyoruz.



    ''DİDİM'E GELİP APOLLON'U GÖRMEDEN GİDEN TURİSTLER VAR''

    Hangi turizmciye sorsanız, “nerede o eski kültürlü, iyi para harcayan turistler” diye dert yanıyorlar. Sektörde kar marjları düştü, rekabet artı vs... Bu işi ne kadar sürdürmeyi düşünüyorsunuz?

    Turizm bitmez, gittikçe de gelişir. İnsanlar kendilerini mutlu hissettikleri, para kazandıkları müddetçe gezmeye ve tatile illa ki para yatıracaklardır. Hatta Türkiye'de iç turizm çok yeni. Ülke halkının yüzde 70'i daha hiç tatile çıkmadı. Bu, dünya genelinde de böyle. Önemli olan turizmi sürdürmek değil. Ama eskiden bir otelin amorti olmak için 10 yıla ihtiyacı vardı. Şimdi bakıyorsunuz bu süre 20 - 30 yıla çıkmış. Demek ki iyi kazanılamıyor. Bu nedenle kültür, sağlık, doğa gibi alternatif turizme ağırlık verip turiste daha fazla para harcatmak lazım. Eskiden, her gruba en az iki tane tur yaptırıyorduk. Şimdi bakıyorsunuz tura çıkan yok. Öyle ki, neredeyse artık hoş geldin kokteyli yapmaya ve tur satmaya dahi teşebbüs edemeyeceğiz. Didim'e gelip Apollon Tapınağı'nı görmeden giden, hatta böyle bir tapınağın olduğunu dahi bilmeyen turistler var. Bunları aşmamız lazım.

    Hikmet Atilla deyince bir yandan da fuarların değişmez siması akla gelir. Yılda ortalama kaç fuara katılıyorsunuz?

    Ben yılda yurt dışında turizm ile ilgili ortalama 12 tane fuara ve etkinliğe  katılıyorum. Bulunduğum her ortamda Türkiye'yi ve Didim'i anlatmaya çalışıyorum.



    ALMAN SEYAHAT ACENTELERİ BİRLİĞİ DIŞ İLİŞKİLER KOMİSYONU ÜYESİ

    Bir yandan da Almanya Seyahat Acenteleri Birliği'nde bir göreviniz var değil mi?

    Almanya Seyahat Acenteleri Birliği'nin genel kurulu her yıl başka bir ülkede yapılır. Bu yıl Portekiz'de yapıldı. Bunun toplantılarına katılırken, “nasıl olsa gidip geliyor, masraflarını yapıyoruz. Bari üye olayım” dedim. Üye oldum ve sonrasında dış ilişkiler komisyonunda bir şeyler yapmam gerektiğini düşündüm. Çünkü zaman zaman Türkiye ile ilgili cevaplanması gereken sorular olabiliyor. Müracaat ettim. Yönetim kurulu değerlendirdi ve dış ilişkiler komisyonuna üyeliğimi onayladı.

    PİYASADAN SİLİNEN TUR OPERTÖRLERİ...

    Turizme başladığınız yıllarda hangi firmalar, hangi isimler vardı piyasada?

    O dönemlerde Türkiye'ye en çok turist getiren şirket TURSEM'di. TURSEM, İskandinav ülkelerinde hizmet veriyordu ve Ege bölgesine çok büyük ağırlık veriyordu. Biz TURSEM battıktan sonra pazara sahip çıkamadık. Gidip başka tur operatörleri bulsaydık Didim şimdi çok daha farklı bir noktada olabilirdi.

    Daha sonra Nazar'la çalıştık ve o da bir süre sonra el değiştirdi. Interflug vardı, TransAtlas vardı. Gerçi Interflug da iflas etti sonra. Öztürk Reisen vardı, o da zaman zaman sıkıntılar yaşadı. Öger ile çalıştık. Camel Tur, Air Tur vardı, onlar da piyasadan silindi.



    HİKMET ATİLLA'NIN YENİ BİR PROJESİ VAR

    35 yıldır turizm sektöründesiniz. Bundan sonra ne yapmak istiyorsunuz. Artık köşeme çekilip emekliliğin tadını çıkarayım mı diyorsunuz yoksa devam mı?

    Elim ayağım tuttuğu sürece turizmde mücaadele etmek istiyorum. Sadece Didim değil tabi ki, artık çıtayı yükseltip Türkiye genelinde bir turizm faaliyeti içine girme niyetim var.

    Nedir planınız?

    Türkiye'de yaşanan olaylar bittikten sonra, ülkenin her bölgesi turizme hizmet vermeye başlayacak. Her bölgeyi öne çıkan turizm potansiyeli ile sürece katmak gerekiyor. Turizm alanlarını birbirine entegre etme planlarımız var ve doğrusu bu çalışmalarımıza da yavaş yavaş başlamış bulunuyoruz. Bütün projem hazır. Sadece ortamın biraz durulmasını bekliyorum. Yatıştığı anda çalışmalarımıza başlayacağız. Turizmi bırakmayacağım...




    Bu haber 15.12.2015 - 20:28:40 tarihinde eklendi.

    Kullanıcı Yorumları

    DİDİM - 19.12.2015 16:40:18
    Sayın Hikmet Atilla nın DİDİM Turizmine katkıları çok önemlidir.Bütün Turizm aktivitelerinde,fuarlarda Didim Turizmini ön plana çıkarmıştır.İyi niyetli ,yapıcı ,paylaşımcı ve yardım isteyen her kese yardım etmesi ile Didim li turizmcilerin Hikmet ağbisidir.Gece gündüz yollarda DİDİM Turizminin gelişmesi ve DİDİM e daha çok turist gelmesi ve turizmin DİDİM halkının ekmek kapısı olduğu ve beldesine daha yararlı olmak için çalışmıştır.Biz Didim liler kendisinin daha iyi yerlere gelerek DİDİM halkına Turizm sektöründe daha yararlı olması ve kendisinin de idealleri doğrultusunda Didim ve Türk turizmine daha faydalı olmasını kalben diliyoruz.Kendisi bir Turizm üstadıdır.Hayırlısı ve saygılar.
    Atilla Çiçekci.. 40 yıllık Turizmci - 8.2.2016 15:53:02
    Hikmet bey gerçekten Didim Turizminde önemli bir kardeşimiz.. Kendisine Türk Turizmine katkıları ve Turizmde çektikleri sıkıntıları bende bilirim... Hikmet Atilla gibi arkadaşlarımız Türk Turizminde isimsiz kahramanlardır..


    Yorum ekleyin



    Adınız :  

     

    Güvenlik Kodu :
    Yenile


     
    Diğer Yazılar:
    Temel Kotil'in azim, kararlılık ve çalışmayla dolu yaşam hikayesi
    Ramazan Aslan'ın emek, sabır ve mücadeleyle dolu yaşam hikayesi
    Firuz Bağlıkaya'nın yaşam hikayesi
    Kaan Kavaloğlu'nun başarılarla dolu yaşam öyküsü
    Sektörün tanıdık yüzü çalışkan bir turizmci: Faruk Boyacı'nın yaşam hikayesi
    Üniversitenin devrimci öğrencisinden kültür turlarının duayenliğine: Faruk Pekin
    Turizmin güler yüzlü abisi Rıdvan Edebal
    Hayalleri, umutları, maceraları ve unutulmaz aşkıyla İskender Çayla
    TMGT'den Armada Otel'e uzanan bir yaşam öyküsü: Kasım Zoto
    Hikmet Atilla'nın yaşam hikayesi
    Turizmde yeniliğin, ilklerin ve inatçılığın ismi: Hüseyin Kurtoğulları
    Hülya Aslantaş'ın mücadele ve başarılarla dolu yaşam hikayesi
    Rehber deyince akla gelen ilk isimlerden biri: Şerif Yenen
    Türk turizminin öncü ismi: Ceylan Pirinçcioğlu'nun yaşam hikayesi
    Hayatı turizmle yoğurmuş bir duayen: Ersin Özgündoğdu
    Yıldıray Karaer'in yaşam öyküsü Turizmden Portreler'de
    Burhan Silahtaroğlu yaşam öyküsünü TurizmGüncel'e anlattı
    Kadir Uğur'un macera ve sürprizlerle dolu yaşam hikayesi
    Bir turizm aşığı, Hakkı Ülkü'nün yaşam hikayesi
    Antalya otelciliğinin kurucusu: Ali İhsan Barut
    Her şey dahilin babası: Cem Kınay
    Hayatı boyunca başkanlık yapmış başkan: Başaran Ulusoy
    Turizmin Batılı yüzü, Prusyalı Türk Vural Öger
    Uludağ turizmini yaratan adam: Haluk Beceren
    Editör Yazı Arşivi
    HER HAKKI TURİZMGUNCEL.COM'A AİTTİR   ©   COPYRIGHT 2017  ||  Genel RSS  || Güncel RSS  || Sektörel RSS  ||  Marka INTERACTIVE
    Anket
    2017 sezonundan ne bekliyorsunuz?

    2016 yılı ile aynı olur
    2016'nın üzerine çıkarız
    2016'daki sayılara bile ulaşamayız
    Ücretsiz Abone Olun