Gönlüm Ege'de Kaldı... Yine!..

    13.06.2011 - 14:26:06

    İlkbaharı yaşamak için İzmir'e gitmem gerekirmiş meğer... Hasret kalmıştım güneşe... Hele hele Çeşme... Peki ya Urla?.. Mayıs benim ayım... Doğmuşum bir kere... İzmir'de... Anneler Günü bahanesiyle gittim yine... Sevdiğin bir yerde sevdiklerinle olmak başka... Ha-ri-ka... Bana sorarsanız şimdilerde de dolu olmalı her yer... Sözüm herkese... Ben her zaman olduğu gibi gönlümün yarısını bırakıp döndüm... Sıra sizlerde!..



    Arkadaşına Gönder | Ana Sayfa | Haberi Paylaşın :



    Ege’li olmak - Ege’de olmak


     

    Ege... Tılsımlı bir yer… Daha ayrılırken özlenen… Vedalaşırken dönme sözü verilen… Hep yazları depreşir ya bu özlem, keşke bir fırsat yaratsa herkes tam da bu mevsimde soluğu Ege’de alsa… Ben oradaydım geçtiğimiz günlerde, Çeşme’de… Limonata gibi havalar var, tatlı meltemler, turkuaz bir deniz, tenha sokaklar, kalabalık pazarlar, güzel insanlar… Peki hani nerede İstanbullular?!

     

    Hülya Akyurt


     Ailem Çeşme-Ilıca’da olduğundan özledim; “Anneler Günü” sürprizi yapıp haber vermeden gittim. Ve elbette onları anormal sevindirdim… Bu arada Ilıca ve Alaçatı’nın nabzını da tuttum… Durum nedir derseniz... Tenhaydı derim… Ancak yaz-kış yaşayanlar… Ilıca’da hava ılık, yollar sakin… Hafta sonu bile bu böyle… Kumrucu Şevki’de bile öyle az insan vardı ki… Tek istisna: Alaçatı Pazarı'ydı diyebilirim!..

     


    Alaçatı’yı hiç böyle ıssız görmedim!

     

    Bazı dükkanlar açık, bazıları kapalı… Her daim cıvıl cıvıl olan Orta Kahve ile Köşe Kahve’de bile az insan var! Yollar boş… Dükkanlara girip çıkar; içlerindeki güzelliklere bakar, alışveriş yaparken çok hoş hanımlarla sohbet ettim… Hepsi doğal, hepsi huzurlu-mutlular… Birçoğu İstanbul’u bırakıp gelenler… Evlenip yerleşenler… Yani Ege’ye gönül verenler… Onlarla konuşunca insanın kendini sorguluyor ister istemez… Biz İstanbul’da ne yapıyoruz, onların durumu nedir diye… Önemli olan aradığını bulmak, iç huzuruna kavuşmaksa Çeşme’de yaşamayı seçenler böyleler… Hallerinden memnunlar… Yüzleri dingin… Gözleri ışıltılı…



     

    Butik oteller bir başka Alaçatı’da…

     

    Pek çok dükkanın kapalı olduğu sokağın sonuna kadar gitmekten alıkoyamıyorum kendimi… Favorilerimden Haremlique, Alaçatı Maison, İpekçe’ye uğramayı ihmal etmeden! Tuval’se -satış mekanı- kapalı… Restoranın bile yalnızca iç mekanı açık. Kırmızı Ardıç Kuşu’ndaysa sokaktaki masalara kurulmak mümkün… Sokağın devamında hayat yok… Bey Oteli devrediliyor, aynı sırada ayrıca yeni bir butik otel için restorasyon çalışması yapılıyor… O Ev açık ama bu kez girmedim içeri! Ama biliyorum ki rüya gibi içerisi… Taş Otel’in kapısına gidiyorum bu kez… Resepsiyondaki cici kız, güler yüzle karşılıyor beni… Otelin bahçesinde bir-iki kare çekmek istediğimi söyleyince bana odaları göstermeyi teklif ediyor… Birlikte çıkıyoruz yukarı… Odalar öyle sade, öyle güzel ki… Yataklarda yarım cibinlik… Romantik… Suit odalarda sedir de var… Abartıdan uzak… Alaçatı’ya yakışır özellikler taşıyan bir otel, Alaçatı Taş Otel… Ya havuz tarafı?.. Burada zaman durmuş sanki… Ya da bana öyle geldi… Tablo gibi… Yeşillikler içinde minik bir havuz… Oturma bölümü… İki ayrı masada iki genç hanım, bir tanesinde sahibinin bilgisayarına bakan süs köpeği… Ama benim favorim girişte gördüğüm otelin maskotu "Golden Rotriever"… Gidip sevmesem olmaz! Ne kadar da uysal… En sevdiğim hayvan… Otelden vedalaşıp ayrılınca aynı yoldan dönerken bir 'klasik' olarak köşedeki fırından lor kurabiyesi alıyorum… Ve bu seferki keşfim İmren Pastanesi’nin Kavala kurabiyelerinden… Gayet başarılı, içinde bol badem, içinde zencefil de var üstelik! Artı organik sabunlar, özel takılar, hediyelik el işi aksesuarlar, peştemaller; elim-kolum dolu ayrılıyorum sevgili Alaçatı’mdan…

     


    Ünlü Alaçatı Pazarı…

     

    Cumartesi günleri Alaçatı’da pazar kuruluyor… Nasıl büyük… Hem yiyecek var hem giyecek hem de ev eşyası… Şimdi enginar zamanı… Tablo gibi meyveler-sebzeler… Ben satanları ayrı seviyorum… Bahçesinden/tarlasından getiren o bozulmamış insanları… Enginar çiçeğini geçen yıl ilk bu pazarda görmüştüm mesela… Erguvan rengiydi, şahaneydi… Mayıs sonuydu sanırım… Beni pazara bırakmasalar!.. Her şeyi mi canı ister insanın? Ben böyleyim işte… Hamileden beter!!! Bir başka çok sevdiğim de peynirler… İzmir tulumun –Bergama diye de bir çeşidi var- hastasıyım… Şu aralar Yeşilköy’ün en iyi şarküterisinde bulamadığım tatta beyaz peynirin en alâsı burada… Vakumlattırıp alıyorum o ayrı… Bavulda peynirlerim var paket paket… Kendime, kardeşlerime… Bir de anım… Peynir aldığım Ege’li pazarcı, tattırmak için öyle büyük parçalar kesiyor ki hep annemle paylaşıyorum. En sonunda da Erzincan tulumun tadına bakıyorum… Hafif tuzlu deyip çok az almak istediğimi söylüyorum. Bir poşette veriyor bana. Tartmadan… İstediğimden çok! “Bu benden” diyor ama… Anlayın gönülleri ne kadar da bol oranın insanının… Midyeci de aynen… Bir ilkokul çocuğu var, pazarın başında… Midyeci Seyfi Usta’nın ya oğlu ya da torunu! Benim için midye dolması demek, çocukluğum demek… İzmir’de yaşadığımız yıllarda babam eve gelirken her getirdiğinde bayram ederdik!.. Yine çok seviyorum… O minik çocuktan alacağım ama “Abla önce tat” deyip elime tutuşturuyor, yedirip sonra veriyor bana…



     

    Urla İskelesi’nde küçük bir mola…

     

    Anneler Günü için babamın seçimi Çeşmealtında bir mekan. Adı Mest… Kahvaltı için gidiyoruz ma-aile… Halamlar da bize katılıyorlar… Ama önce Urla İskelesi’nde alıyoruz soluğu… Burası da en beğendiğim yerlerden… Kupon bir mekan… Balık restoranlarıyla ünlü… Burada balık keyfi bir başka… Küçücük bir pazarı var; köylüler gelir hep… Meşhur Ege otlarının her türlüsünü, taze sebze-meyveleri, köy yumurtalarını ve ekilecek çiçekleri bulabilirsiniz bu pazarda… Sonra Tanju Okan Parkı… Hemen önünde, deniz kenarında ahşap sandalyeler, tahta masalar, üzerinde gerçek çiçekler… Ve fonda hep Tanju Okan şarkıları… Şa-ha-ne… Devamında da yine sahilde çay bahçeleri… En uçta kazlar, ördekler… Lüks yok doğayla iç içe doğallık sadece… Her şeyin yeri ayrı…



     

    Mest oldum!..

     

    Yalan değil gerçek… Mest oldum… Önce gördüklerime… Kemerli bir girişi var… Biraz yürüyünce varıyorsunuz Messt’e… Üç bölümden oluşuyor burası… Tepeden bakıyorsunuz ilçeye… Ve denize… Başta çim bir bölüm, banklar, çocuk parkı… İkinci bölüm bir kademe üstte… Masalar kurulmuş burada… Biri bizimki… Daha üstlerde kulübemsi ahşap taraçalarda minderli oturma bölümleri, ortada birer sini… Renkli renkli… Öyle güzeller ki…

     


    Kahvaltı değil, sanki bir şölen…

     

    Gelelim kahvaltıya… Adeta bir şölendi… Karnımız da öyle aç ki… Masaya minik minik kaplarda peynir çeşitleri; beyaz, tulum, telli, sonra orada bile gördüğüm en kırmızı domatesler, çıtır biberler, zeytinler, biber salçası, cevizli salça, üstü kuruyemişlerle süslü enfes kaymak; bal ve reçel çeşitleri geliyor. Sonra kaşarlı simit, ardından sigara böreği ile pişi… Pişi –lokmaya benzer, daha büyük, mayalı olup yağda kızartılan bir hamur işi- harika… Ağızda dağılan cinsten… İçinde peynir de var üstelik… Bize servis yapan pırıl pırıl gençlerden birinin annesiymiş yapan. Çıkışta görüp teşekkür ettik kendisine… 40 yaşlarında, zarif bir kadın… İki delikanlı oğlu var maşallah, kendi de incecik… Biz ise belli kilo alıp döneceğiz! Ama bu bizi yolumuzdan alıkoyuyor mu derseniz… Yemeye devam!.. Biraz zaman geçiyor gelip sucuk, yumurta, omlet soruyorlar… Herkese ayrı ayrı, özel kulplu mini bakır sahanlarda geliyor istedikleri… Tam da kıvamında… Kahvaltıların en güzeli… Kahve faslı da minderler üzerinde ayrı bir zevkle… Gel de ayrıl, bu güzeller güzeli; havadar, manzaralı yerden!..



     

    Orada olma nedeniniz ne olabilir?..

     

    Son günümde yani Pazartesi, yürüyüşte babamın her gün gittiği Ilıca mezat yerine yani teknelerin bağlı olduğu burna doğru yürüyorum… Güzel evler, turkuaz; dibi görünen, çarşaf gibi bir deniz… İlk geldiğimde dalgalar vardı oysaki köpük köpük!.. Sakinledi sonra… Duruldu deniz… Hava mis… İlkbahar şarkıları burada söylenmeli… Aşk burada yaşanmalı… Hayat burada başlamalı… Telaş hiç olmamış sanki… Stres mi, o da ne?.. Burası çoook farklı… Benim anlattıklarım bir kesit… Şimdilik… Bu ilk anlatışım olabilir ama son asla değil! Çeşme Marina, Alaçatı Port, bayıldığım Solto Hotel ve Urla’daki Altınköy var sırada… Sonra… Yaz daha başlamadı ne de olsa… Sezon açılmadı! Ben açsam da boşa… Sıra sizde… Lütfen şu aralar gidin Ege’ye… Bodrum, Çeşme, Urla’nın bende yeri ayrı… Özel tatlar… Ayvalık tarafları da olabilir belki… Mesela Kaz Dağları… Cunda Adası ya da… Belki de Foça… Kuşadası ise sevemediğim bir yer… Ruhsuz sanki… Karakteristik değil… Gönlünüz nereyi çekiyorsa orası sizindir… Benim şu aralar içimde bir Bodrum özlemi var!.. Gittiğim takdirde haberiniz olacağı kesin!!!



     

    HÜLYA'lı bir soru-bir cevap...

     

    İzmir mi İstanbul mu? Annem ve babam kesinlikle doğru yerdeler... Köklerine döndüler!.. Dostları-akrabalarıyla haşır-neşir; daha dingin bir hayatı seçtiler... Sayelerinde özleyip özleyip bu güzel yerlere gitmek hem onlarla hasret gidermek hem de Ege'nin tadını çıkartmak harika... Ben oraları çoook sevsem de -İzmir Kızı olsam da aslında- Ege'li ruhumla buluşsam da yine de bunun adı "sevda"... İstanbul ise bitmeyen bir "aşk"...



     

    Veee

     

    Fotoğraflar: Benden - hulya.akyurt@gmail.com

    Adresler: Alaçatı Taş Otel - o 232 716 77 72 - www.tasotel.com

    Messt - Denizli Mah. Denizli Cad. No: 40 Çeşmealtı Urla İzmir - 0 232 755 43 09

    Bu haber 13.06.2011 - 14:26:06 tarihinde eklendi.

    Kullanıcı Yorumları



    Yorum ekleyin



    Adınız :  

     

    Güvenlik Kodu :
    Yenile


     
    Diğer Yazılar:
    Mezelere ruh katmak!..
    Hikayeler anlatan bir otel...
    Gönlüm Ege'de Kaldı... Yine!..
    İtalyan Mutfağının Dayanılmaz Cazibesi!
    Arman Hoca'nın ardından...
    Benim Saklıköy'üm...
    Iberia Türkiye’nin Kraliçesi Ayşe Önen konuğum…
    Ayhan Sicimoğlu ile yüz yüze
    KÜBA II: Varadero'dayız şimdi de...
    KÜBA 1: Havana'ya gidiyoruz!
    Niye Buradayım’ın Öyküsü…
    Editör Yazı Arşivi
    Bizi Takip Edin
    Facebook Twitter
    Hava Durumu

    Turizm Güncel Hava Durumu
    Turizm Uçuş Hattı
    Hülya'lı Köşe
    Hülya'lı Köşe
    HER HAKKI TURİZMGUNCEL.COM'A AİTTİR   ©   COPYRIGHT 2012  ||  Genel RSS  || Güncel RSS  || Sektörel RSS  ||  Marka INTERACTIVE
    Ücretsiz Abone Olun
    Anket
    Anket bulunamadı.