Ayhan Sicimoğlu ile yüz yüze

    21.3.2011 - 12:43:30

    Ayhan Sicimoğlu röportajımı çok önce yaptım aslında! Hayatımda ilk kez bir söyleşide böylesine panik oldum. Önce zaman yüzünden! Sonra da fotoğraf! Tam 'iyi', herşey 'tamam' derken; biz ayrılırken fotoğraf konusu aklıma geldi, yalnızca bir tane çekilebildi; onda da kendisinin gözleri kapalı idi!.. İmiş yani, ben sonradan görebildim elbette! Şans işte... Söyleşiye gelince onda kusur aramıyorum! Hem severek yaptım hem de severek hazırladım... Beğeneceksiniz bence!..



    Arkadaşına Gönder | Ana Sayfa | Haberi Paylaşın :
      

     

    Latin Müziğin ve Renklerin Efendisi


    Ayhan Sicimoğlu

     


    Ayhan Sicimoğlu, müziği ile kalplerimize dokunuyor, televizyon programları ile gönüllerimizi fethediyor… Sicim bağlılıksa eğer, sevenlerini kendisine bağlıyor… Ben kendisinin hep söylediği gibi ‘hastasıyım’! Ben ve benim gibiler!.. Siz değilseniz bile şans verin… Okuyun, daha yakından tanıyın… Göreceksiniz ki kendisi sıra dışı biri… Saygıyı fazlasıyla hak eden…


    Hülya Akyurt / hulya.akyurt@gmail.com

     

    TV programı sonrası ekranda gördüğüm mail adresine hep bir tebrik-teşekkür yazısı yazmayı istedim… Olmadı… Nedense? Sonra Turizm Güncel için ilk konu Küba’yı seçtiğimde Küba ile bağlantılı röportajlar da yapsam dedim kendi kendime… Küba deyince kimler geliyordu aklıma? Baktım ilk isim Ayhan Sicimoğlu… Şimşekler çaktı beynimde… Köşemdeki ilk röportajım hem de… Böylesi güzel bir enerjiyle telefonunu araştırmadım, hemen laptop’ımı açtım ve bir mail yazdım, duygularımı, artı söyleşi talebimi ileten… Ben akşam evden yazdım, sabaha yanıtı aldım! Olumlu hem de…

     

    10 Kasım gibi anlamlı bir günde buluştum kendisiyle… Atamızı yad ettik, birlikte… Müzikten, seyahatlerden –özellikle Küba’dan- turizmden, aileden, sevgiden söz ettik… Yetti mi? Yetmedi zaman!.. Ama sağ olsun kırmadı beni… Mutlu etti… Gözlerine bakıp sözlerine dikkat kesilmek zevkliydi…

     

    Ben Ayhan Sicimoğlu’na “Hayat Adamı” diyorum… Bayılıyorum yaşam sevincine… Her şeyden tat almasına… Ve bizlere aynı heyecanları yaşatmasına… Bayılıyorum yaptığı müziğe… Gecelerde işi olmayan ben, Sicimoğlu’nun peşinde önce Çeşme Marina, ardından Getto’ya sürükleniyorum… Dans, müzik, eğlence… Bunların dışında aralarda konuştuğunda verdiği mesajlara da hastayım… Ülkesini seven, kendini sorumlu hisseden biri O… Yalnızca birkaç genç bile feyz alsa yine de değer söylediklerine!..

     

    Kendisine röportaj sonrası yazdım… “Bazen insan ekrandan/perdeden görüp sevdiği bir ünlüye rastladığında duvara çarpmış gibi olur… Ben sizi bugün biraz daha yakından tanıma fırsatı buldum... Bence göründüğünüzden daha derin ve asilsiniz” diye… Yalan değil öyle…

     

    Şimdi sıra O’nun anlattıklarında… Derya-deniz bir insan… Hayatı, insanları kucaklayan… Vizyonu geniş, gustosu yüksek, stil sahibi, seçkin, sıra dışı, kendine has biri… Eğitmen düzeyinde bir percussion ustası, Müzik Adamı; iyi bir Televizyon Yapımcısı; dalgıç, hatta Sualtı Arkeoloğu… Sonra gurme, aşçı… 7 dil bilen, yelken yapan özel bir insan…

     

    Şimdi de huzurlarınızda ben sordukça, bazen de laf lafı açtıkça, başka başka yönleriyle karşılaştığım Ayhan Sicimoğlu…

     

     

    Türk müziğinde koro yoktur!

     

    Gerçek Türk Müziği ile karşılaşmamızın nedeni halkın baş tacı ettiği bazı sanatçılar! Bizim bildiğimiz bu değil… Yanlış… Koro diye bir şey yoktur… Tek seste koro olamaz… Türk müziği tek kişinin söylediğidir… Ana notaları verir, ara notaları ise sanatçı verir…  Son derece duru, insanın kalbine işleyen bir müziktir… Bizde koro diye bir şey olamaz, koro batıya özgüdür… Doğu müziği daha güzeldir… Müzik doğal hatlıdır… Doğanın seslerini taklittir… Müzik yuvarlak hatlıdır… Müzik daha doğrudur, Batı müziğinden… Hiç kimse de çıkıp söylemiyor bunu. Ben bilmediğimden/anlamadığımdan Türk müziği yapamıyorum!

     

    Atatürk nasıl yapmış?

     

    Türkler’in en büyük hatası dini reform etmemektir… İlim ve astrolojinin önünü kesmiştir. İslam çok yüksek bir din olup askerin eline düşmüştür… Çok soru sormak yasaktır, Türkiye’de… Benim babam, her şeye cevap verirdi… Hatta “Sormayalım, şimdi bir saat anlatır” derdik… Bu adamlar Atatürkçü adamlar… Atatürk’ün ölümünü duyduğunda, cenazede teessürden bayılmış, babam… Biz onların çocuklarıyız… Atatürk bu kadar yaşa, nasıl sığdırmış bunca şeyi? Atatürk yapmış ama Türkler normalde ‘team’ olarak çalışamazlar… Mesuliyet terbiyesi yoktur, ceza terbiyesi vardır… Kırık not alıp dayak yemeyim der, tersten yaklaşırlar.

     

    İstanbul’un halinden utanıyorum!

     

    İstanbul başlı başına bir karmaşa… İstanbul’un halinden utanıyorum yabancılardan… Trafik, apartmanların altında dükkanlar… Açıklamalar yapıyorum… İstanbul’un en büyük önemi batı ve doğunun birleşmesi… Onun kontraslarının yaşanması güzel… O yüzden yabancı arkadaşlarımı önce Adem Baba’da balık yemeye, oradan Lucca’ya götürüyorum mesela… Yemek için çok lüks yerlere gitmiyorum… Bazı yerlere modellerin bacaklarını görmeye gidersiniz, oralara biz gitmeyiz… Benim Türkiye’ye dair son 10 yılda aklıma yer eden bir olay var bu arada… Bir gelinin otostop yaparak gezmesi çok avante-garde, çok matrak bir fikir… Ve bu yabancı kız, bizde -yanılmıyorsam Düzce’de- tecavüze uğradı. O olay benim için yüzyılın en büyük ayıbı, sembollerin en yüz karasıydı. Maalesef…

     


    Hayat felsefesi

     

    Her gece yatarken düşünmeli insan; A-aileme B-insanlara C-topluma ne iyilik yaptım? Yapmadıysanız yarına iki göreviniz var… Bir şarkımız var, “El ele ver, sevgi ver, çünkü sevgi bulaşıcıdır”… Bu bir bayrak yarışı gibi adeta… Sevgi üzerinizde kalmaz, zincir gibi çoğalarak gider… Dostlarım vardır Allahtan… Hırslarım çok yok, küskünlüklerim var; tam tersi… İçimde barışığım; özgüvenim var, kompleksim yok, korkum yok… Ama insan yaşlandıkça sabrı kalmıyor… İnsanlara çok şans veremiyorum! Üç defa şans verdikten sonra, dördüncü şans verilmez bence… O çıkınca benim hayatım rahatlıyorsa kendimi zorlayamam! O nedenle ne tahammülüm ne de sabrım var benim.

     

    Vakti olsa…

     

    Renkler mi?.. Bu konuda felsefi, ütopik şeyler olmuyor… Aslında her şeyin bilimsel izahını arayan adamım ben… Yeşili çok seviyorum… Doğayı çok seviyorum… Hayatta bazı şeyleri yapamıyorum… Mantarları bilirim, Latince adlarını, pişiririm de… Babam aşı falan yapardı ama benim bahçe ile aram yok… Bitki merakım olması lazım mesela… Vakit meselesi… Aynı şekilde yogaya da vakit bulamıyorum. Felsefi şeylere zamanım yok… Zihnimi boşaltamıyorum… Mesela dün 02.00’ye kadar kayıt, 03.00’a kadar baktım, 04.00’da yattım… 08.00’da kalktım… Stüdyo kayıtları ile ilgilendim hep… Şu an  yeni birkaç program projesi var ama sponsor konusu yüzünden moralim bozuluyor…



     

    Keşke’leri…

     

    Keşke çok güzel ata binseydim… (Olacak galiba!) Keşke uçak pilotu olsaydım… Keşke İtalyanca, İspanyolca’dan önce Latince öğrenseydim... Rumca da öğrenmem gerekirdi!.. Koleksiyonum maalesef yok, notlar hiçbir şey… O da vakit meselesi… Fotoğraf çekiyorum ama dosyalayamıyorum… Avrupa’da caz festivallerine gitmem lazım… Bakalım? Şimdi en büyük hayalim dört ay Venedik’te bir malikanede bir sandık kitapla öylece kalmak… O ortamda okumak… Ben Özyeğin Üniversitesi’nde haftada üç gün ders veriyorum… Çocuklara Puccini’nin üç-dört operasını ödevi verdim… Benim o yaşlardayken bildiklerimi gençler şimdi bilmiyor! Kimse bunlara bir şey vermemiş… Ben verince gözleri açıldı… Bir derste bir kız öğrenci, “Chsavkoski’nin karısı talebesiydi” diye bir şey söyledi… Demek okumuş, araştırmış… Bunu ben bilmiyordum mesela!..

     

    Seyahatlerinde yerinde duramıyor!

     

    Rafine yemek iyi şarap, tarih, yelken, lisan benim ilgi alanlarım… Küba, Senegal, Peru, Fas, Brezilya çok gittiğim ülkeler… Değerli dostluklarla elde edilen bilgilerle, geziler daha anlamlı…  Sırada Uzakdoğu ve Hindistan var… Benim anlamadığım boş tatiller… Küba'ya tam altı kez gittim. Son iki sefer 10-15 arkadaşımı da beraberimde götürdüm. Bu ülkede ve özellikle Havana'da beni en çok müzik, davullar ve dans etkiler. Küba’da yenilerde başıma ilginç bir şey geldi… Havalimanı dergisi The Gate için Küba’ya dair özel tavsiyeler yazmıştım… Şu plajlara gidin diye de belirtmiştim hatta… Doğu sahili plajlarındayım… Birisi “Ayhan Bey” diye seslendi Türkçe! Elinde de The Gate mecmuası… Adam da çok şaşırdı… Benim tavsiyemle gelmiş, elinde dergi ve karşısında ben. Küba’da hem de! Yakında -15 Kasım 2010- Tayland –Phuket’e seyahat edeceğim. Sevgili dostlar bekliyorlar beni… Evlerine… Normalde tercihim butik oteller… Ben yolculuğa çıkmadan oraya dair bir sürü kitap alırım, uçakta hepsini önüme dizerim, okurum; gittiğim zaman tarihini bilirim… Benim insanlarla gördüğüm şeyleri paylaşmam gerekiyor, görev gibi! Yerimde duramam zaten… O yerde yerel bir kameraman bulursam bu tatilimde bile boş durmam… Şimdilerde fussion mutfağa çok meraklıyım. Phuket’teki sevgili dostlar da bunun ustaları… Yemekler hazırlanacak ve bunun üzerine konuşmalar yapılacak…

     



    Sicimoğlu’nun Küba Adresleri

     

    Görmeniz gereken yerler…
    Habana Vieja'yı (eski Havana) akşamüstü yürüyerek dolaşmalısınız. Uzun kum sahili, ıstakoz ve balık ızgara yiyebileceğiniz derme çatma kulübeleriyle Playa del Este -Doğu sahili plajları-, deniz içindeki naturel havuzu ile Brezilya’nın Copacabana plajı gibidir adeta. En önemli tavsiyem ise tüm seyahatiniz boyunca bir araba kiralamanız olacak. Bu ufkunuzu genişletir. Havana botanik bahçesinde -Jardino Botanico- bir konser izleyin. Tuhaf ama Latin dünyasının en güzel ve en enteresan mezarlığı Cementerio Cristobal Colon da Havana'da. Trinidad ise çok güzel bir kasaba. Vaktiniz varsa adanın güney kıyılarını da görmeli ve bir gece kalmalısınız. Tabiat sevenler, ünlü Küba purosu tütünlerinin yetiştiği topraklar olan Pınar Del Rio'yu görmeliler.

    Özel mekanlar ve özel lezzetler…
    Yemek biraz problem olabilir. Yerli halk ile tek anlaşamadığım nokta bu. Gastronomiye meraklı iseniz Küba'dan uzak durun. Popüler lokanta hemen hemen yok. Otel lokantalarına uğramayın. Ya özel aile lokantalarında (Paladar'lar) yiyeceksiniz ya da bazı ender turistik mekanlarda. Tavuk lokantası El Ajibe benim favorim. Ave. 7ma e/24 y 26 Tel: 204 15 84, 204 15 83. Paladar'lardan ise: La Cocina de Lilliam Calle 48, No: 1311 e/13 y 15 Tel: 209 65 14. Paladar Hostal Dona Carmela'nın ulaşımı biraz zor ama güzel bir mekanda güzel bir yemek yiyebilirsiniz. Comunidad n° 1 casa10. El Morro. La Habana, Tel: (7) 8636048.

    Barlar, gece kulüpleri...
    Gece gezmelerine gündüzden başlayabilirsiniz. Pazar günleri hiç kaçırmadığım Callejón de Hamel, yani 'Deve Çıkmazı', 1990'larda bir grup Havanalı sanatçının başlattığı bir sokak olayı. Her pazar öğleden sonra Havana'nın en meşhur 'Rumbero'ları, yani bir nevi müzisyen dervişleri burada Rumba gösterileri yaparlar. Lo Zorra y El Cuervo, 'Tilki ve Karga' en mükemmel Latin caz cenneti. Tel: (7) 662402. Casa de lı Musica de Miramar Hala en 'in' salsa mekanı. Tel: (7) 2040447. Gecelerin son durağı El Gato Tuerto, 'Kor Kedi', enteresan bir piyano bar. Tel: (7) 552696. Bir de görülmeye değer turistik mekan olan Cabaret Tropicana var. Tel: (7) 552696. Bu ufacık tropikal ada beni her sene çekiyor.

     

     

    “Sen neymişsin be abi” ve “Deli deli kulakları küpeli” şarkılarını Sicimoğlu için yazıp söylemiş MFÖ; Mazhar-Fuat-Özkan… Mazhar Alanson, hem müzisyen hem aranjör olan Sicimoğlu’na ‘Karanjör’ demiş kısaca!

     

    Müziğini “Akdeniz Latini” diye tanımlıyor. Latin merakı, 1976 yılında gittiği İtalya’da başlamış. 1976-1981 yılları arasında İtalya’da, 6 ay da Kanarya adalarında yaşamış, Ayhan Sicimoğlu. Mekke’m dediği ve yaptığı müziğin genlerini taşıdığını söylediği Küba’ya altı kez gitmiş bu arada.

     

     

    Kısa Kısa

     

    Toprak grubu… Başak burcu… (Bu bilgi, hareketliliğine bakıp beni şaşırttı!)

     

    Yaşını kaç olarak tahmin ederseniz edin yaşadığı yılların gerisinde kalacağınızı bilin! (Ben öğrendim ama yazmayacağım… Kendime saklayacağım… Korkuyorum, nazar değmesin diye!)

     

    Niğde doğumlu… (O yıl –ismi lazım olmayan- babasının inşaat işleri nedeniyle tesadüfen oradalar… Üç kardeşin üçünün de aynı nedenle doğum yerleri ayrı…)

     

    Baba inşaat mühendisi, Anne ev hanımı… (Entelektüel yapı, vatanseverlik, meraklı oluş babadan… Baba, bilgi adamı… Esprili yapı, renklilik ise anneden… Anne, enteresan bir kadın…)

     

    Dünya bir yana kızı Ayşe bir yana… Gibi geldi bana! (Annesinin adı Ayşe… Hiç görmediği babaannesinin de… “Evin neşesi, odunun meşesi, kadının Ayşe’si” sözüyle büyüdüğünden mi bilinmez kızına da Ayşe ismini vermiş, Ayhan Sicimoğlu!)

     

    Özel hayatı konusunda inanılmaz hassas… (Magazinsel sorularım yoktu elbette ama kendisinden söz ederken eşi ile kaç yıl evli kaldıklarını sormuştum, yanıtlamak istemedi… Saygı duydum… Hatta bu konudaki tavrı hoşuma bile gitti…)

     

    Bu haber 21.3.2011 - 12:43:30 tarihinde eklendi.

    Kullanıcı Yorumları

    ayşin Yalçınkaya - 25.11.2012 12:13:17
    Kısaca Haassstasıyımmm :)
    dudu tormus - 12.1.2013 16:55:43
    Ayhan Sicimoğlu ya cok cok teşekkür etmek lazım neden, derseniz bizim halk ve türkiye icin önemli bir katkıda bulmanıs harika bir insan. Ben keni adıma çok mutlıuyum öyle bir program yaptığı icin cok teşekkür ederim. Ona başarılar dilerim...
    BANU - 25.2.2013 17:32:23
    AYHAN SİCİMOĞLU TEK KELİME İLE HASTASIYIM
    cumhur - 12.5.2013 20:31:28
    Mrhaba Ayhan bey....Cektiginiz porgramı büyük bir begeniyle izliyorum içerik çok güzel..ben Görüntü yönetmeni ve Kameremanım..çekimlerinize talibim....şu an ulusal kanalda Free lens olarak görev yyapıyorum..para söz konusu degil....İlgilenirseniz mail atabilirsiniz Saygılarımla.....MAİLİM::ugurkov@gmail.com
    ihsan daşdemir - 22.5.2014 00:17:34
    ihsan daşdemir ayhan abi nasılsın ikitelideki depo sorumlusuyudum telfon numaram 05365667183 muzafer abi nasıl ararsan sesini duymak isterim abi selam


    Yorum ekleyin



    Adınız :  

     

    Güvenlik Kodu :
    Yenile


     
    Diğer Yazılar:
    Türk turizminin öncü ismi: Ceylan Pirinçcioğlu'nun yaşam hikayesi
    Hayatı turizmle yoğurmuş bir duayen: Ersin Özgündoğdu
    Yıldıray Karaer'in yaşam öyküsü Turizmden Portreler'de
    Burhan Silahtaroğlu yaşam öyküsünü TurizmGüncel'e anlattı
    Kadir Uğur'un macera ve sürprizlerle dolu yaşam hikayesi
    Bir turizm aşığı, Hakkı Ülkü'nün yaşam hikayesi
    Antalya otelciliğinin kurucusu: Ali İhsan Barut
    Her şey dahilin babası: Cem Kınay
    Hayatı boyunca başkanlık yapmış başkan: Başaran Ulusoy
    Turizmin Batılı yüzü, Prusyalı Türk Vural Öger
    Uludağ turizmini yaratan adam: Haluk Beceren
    Turizm şehirlerini başarıyla yöneten bürokrat; Antalya Valisi Ahmet Altıparmak
    Bir turizmcinin anatomisi: Timur Bayındır
    Ciklet imalatından turizmin zirvesine: Ufuk Cömertoğlu
    Bahattin Yücel'in yaşamından bilinmeyen kesitler...
    Yeşil sahalardan turizmin zirvesine: Sinan Vardar
    Mezelere ruh katmask!..
    Hikayeler anlatan bir otel...
    Gönlüm Ege'de Kaldı... Yine!..
    İtalyan Mutfağının Dayanılmaz Cazibesi!
    Arman Hoca'nın ardından...
    Benim Saklıköy'üm...
    Iberia Türkiye’nin Kraliçesi Ayşe Önen konuğum…
    Ayhan Sicimoğlu ile yüz yüze
    Editör Yazı Arşivi
    Bizi Takip Edin
    Facebook Twitter
    Hava Durumu

    Turizm Güncel Hava Durumu
    Turizm Uçuş Hattı
    HER HAKKI TURİZMGUNCEL.COM'A AİTTİR   ©   COPYRIGHT 2014  ||  Genel RSS  || Güncel RSS  || Sektörel RSS  ||  Marka INTERACTIVE
    Anket
    Ebola salgını turizmi tehdit ediyor mu?

    Evet ediyor
    Hayır etmiyor
    Fikrim yok
    Ücretsiz Abone Olun