Antalya otelciliğinin kurucusu: Ali İhsan Barut

    9.05.2013 - 19:56:55

    Türk otelcilik sektörünün basamaklarını sindire sindire çıkmış, dünyada ve Türkiye'de adı itibar, kalite ve saygınlıkla özdeşleşmiş Barut Hotels'in kurucusu Ali İhsan Barut yaşam öyküsünü TurizmGüncel'e anlattı.



    Arkadaşına Gönder | Ana Sayfa | Haberi Paylaşın :

    Turizm'den Portreler / TurizmGüncel
     
    Barut Hotels, 41 yıllık bir aile şirketi. 1971 yılında sadece denizden ulaşılabilen bir tesisle 'Cennet'le başladı Barut Hotels'in geçmişi… Günümüzde iki binin üzerinde profesyonelle yoluna devam eden Türk konaklama sektörünün en saygın markalarından biri.
     
    Her yıl 100 binin üzerinde konuk ağırlayan bu grubu yaratan isim ise Ali İhsan Barut. Side’nin turizmle olan bağlantısına yol vermiş, uzak görüşlülüğü, üretkenliği, çevreye ve eğitime yaptığı katkılarıyla memleketinde iz bırakan bir isim. Ali Barut’un hayat hikayesini sizlere aktarıyoruz. TurizmGüncel'in sektöre armağanıdır:
     

     
    Ali Bey, aileniz Antalya’ya gelen ilk göçmenlerden değil mi?
     
    "Dedelerim Girit’ten Antalya’ya ellerinde birer valizle gelmişler. Akdeniz’den geldikleri için sahil yerlerine göç etmişler. Bizim ailemiz de 1895 yılında o zamanlar Side denilen 'köye' yerleşmiş. Side, Roma’nın bir dönem payitahtıydı. Osmanlı devleti, Giritliler’e hem deniz kenarında hem de yukarılarda araziler vermişti. Dedelerim çiftçiydi, babam çiftçiydi. Ben de orada doğdum büyüdüm,  Side’de tek sınıflı bir okulda okudum."
     
    Şu anda kaç yaşındasınız?
     
    "Yaş söylemiyorum."
     
    Peki, öğrenim hayatınız?
     
    "İlkokuldan sonra Manavgat’ta ve Antalya Lisesi'nde öğrenimime devam ettim. Ben diğer arkadaşlarımdan farklıydım. Hep düşünen adamdım, sürekli düşünürdüm. Ortaokula başladığımda 25 kuruşa amelelik yaptım. Çünkü aileme yük olmak istemiyordum. Sonra Antalya Lisesi’ni terk ettim. Annem için ‘adam olmak’ demek memur olmak demekti. Benim küçüklüğümde özel sektör falan yoktu. İnsanların yüzde 80’i çiftçiydi. Ben hiçbir zaman memur olmayı düşünmedim. Onun için liseyi terk ettim."
     

     
    Okulu bitirmediğinize pişman mısınız?
     
    "Hayır, okulu bitirseydim memur olacaktım. O kadar çok okudum ki kendimi hiç eksik hissetmiyorum. Düşünmeyen adamdan bir şey olmaz. Düşünen insan, doğruları bulur."
     
    O zamanlar için bu çok radikal bir karar...
     
    "Evet, öyle oldu. Belli bir zaman oldu, askere gittim geldim ve Antalya’ya payitaht kurdum. 1960’lı yıllarda Antalya’da emlak ve inşaat işlerine başladım. Çünkü Antalya’da emlak eksikliğini gördüm. İki senede 3 tane büyük bina yaptım. Bu sırada yavaş yavaş turizm konuşulmaya başlanmıştı, 1970’li yıllarda. Bu üç evin geliriyle 2 milyon 400 bin liraya ilk otelimizi Side’de babamın verdiği arsa üzerine inşa ettik. İlk otelimiz 36 odaydı. Athena idi adı. O zamanlar 25 odalık Turtell vardı Side’de, Alantur adıyla bungalov tarzı bir otel vardı, bir de benim otelim vardı"
     
    'MÜŞTERİLER OTELE DENİZ YOLUYLA GİDİP GELİRDİ'
     
    O dönemde şartlar nasıldı?
     
    "Yol yoktu, su yoktu, elektrik yoktu, müşteri yoktu. Balayı ve bayramlarda müşteriler gelirdi. Fakat oteli borçsuz yaptığım için Antalya’daki işlerimi bıraktım, o günkü şartlara göre iyi bir şey yaptığımı düşündüğüm için kendime güveniyordum. O zamanlar Türkiye’de turizm demek, Anadolu grubu demekti. Gruplara 36 oda yetmediği için bir üst kat yaptım. Çok param yoktu ama küçük bir krediyle ‘mefruşat yenileme kredisi’ altında bir kredi alıp, tesisi 57 odaya çıkardım."
     
    "Ondan sonra yine yetmedi. 1977’den sonra oteli büyüttüm. Otelin sağındaki arsamı kullanıp, tesisi 120 odaya çıkardık. O arada Turgut Özal vasıtasıyla otomatik telefon aldık, yol yapıldı, kanalizasyon yapıldı. Çünkü otele sadece deniz kenarından gidilip geliniyordu. Fırtına olurdu, kimse otele gelemezdi. Yol da yapılınca, müşteri gelmeye başladı. Kitle turizmi dediğimiz turizm yavaşça başlamış oldu.
     

     
    İlk açıldığında nasıl bir sistem vardı otelde?
     
    "Yarım pansiyon sistemiyle tesisi işletiyorduk. 1974 yılında yerli halk yunan ismi olduğu için Athena’nın ismini beğenmedi, tabelaları indirdik ve ismini Cennet koyduk."
     
    1980’li yıllarda neler yaptınız?
     
    "1980’de iyiden iyiye turizm başladı. Enflasyondan dolayı kazanmaya başladık. Yanıbaşımda bir arsa satılığa çıktı. Dört dönüm, beş milyon lira. Çok param olmamasına rağmen bu arsayı aldım. Oraya ikinci otelim Acanthus’u yaptım. Sanıyorum 1985 yılıydı. Bu iki otelle Türkiye’de otel az olduğu için hep dolu çalıştık. O şartlarda iyi kazandık. Bu iki otelin geliriyle Hemera adındaki otelimize başladık. Bu arsa da babamdan kalmıştı. 5 kardeş üzerineydi bu arsa. 400 odalı bu oteli, kredi almak suretiyle yaptık."
     
    'OĞLUM AHMET, RESEPSİYONDA ÇALIŞIRDI'
     
    Diğer kardeşleriniz de işin içinde miydi?
     
    "Evet, ama hisseleri küçüktü. Onlar arsaların büyük kısmını bana devrettiler. Bu arada Arum’un arsası, dayımındı. Bunu satışa çıkardılar. Paramız olmamasına rağmen bunu kaçırmak istemedik. Bunu da aldık. Banka kredisiyle Arum’u da yaptık. Bunu da yaptıktan sonra bir zincir olduğumuzu hissettik."
     
    "O arada Lara’da Orman İdaresi'nin arsaları vardı, biz de girdik ve aldık. Bu büyük bir prestij oldu. Dünyanın iyi otelleri arasına girmeye başladık. Bu arada Barut Hotels olduk. Arkasından Sunwing Side otelleri geldi, son olarak Sorgun’da 400 kişilik bir otel ve Barut Andız hizmete giriyor."
     
    Evliliğinize gelirsek...
     
    "Ben 22 yaşında evlendim. Hemera’yı yaptığımda  büyük oğlum Haydar 16 yaşındaydı. Acanthus’u yapınca bu çocukların oteli gibi oldu. Çünkü kardeşlerimin hisseleri yoktu. Oğlum Ahmet ufak olmasına rağmen resepsiyondaydı."
     
    İkinci eşinizle ne zaman evlendiniz?
     
    "20 yıl önce, kendisini çok seviyorum."
     
    Üç tane çocuğunuz var değil mi?
     
    "Evet, Haydar en büyüğü. Levent ve Ahmet..."
     
    Üç çocuğunuz da turizmin içinde mi?
     
    "Herkesin bir işi var. Biz dört kişilik bir timiz. Ahmet pazarlamacı. Bizim ailenin prensi gibidir. Haydar finansçı, benden sonraki beyin O'dur. Levent ise işletmeyle ilgileniyor. O teferrüatçı. Ben de çevre ve peyzaj işleriyle ilgileniyorum. Çocuklarım 'Babamızın bize bıraktığı en büyük miras dürüstlük ve mertlik' diyor. Barut eşittir güven diye bir algımız var.
     
    Öğrenim görürken ‘ben memur olmak istemiyorum’ dediniz ve okulu bıraktınız. Öyle bir dönemde böyle bir riski almak cesaret istiyor? Zor dönemler yaşadınız mı?
     
    "Kolay olmadı elbette ama merttim, cesurdum ve dürüsttüm."
     
    İlk otelinizin temelini nasıl attınız?
     
    "İlk arsamı imam hatip okulu bana parasız verdi, iki sene vadeli. Çünkü dürüsttüm, yaptığım resmi işlerde kendimi kanıtladım Antalya’da. Antalya o zaman 25 bin nüfuslu küçük bir şehirdi. Projeler yaptım, köy içme suları yaptım. İyi bir disiplinle yönetiyordum işleri. Bunların kazancıyla ilk otel temelini attım. Yani bir yandan dairelerim satılırken, diğer yandan otel inşaatını tamamladım.  Yani çayın taşıyla çayın kuşunu vurdum. Oradan aldığım peşinatla binayı bitirdim. Orada artıya geçip iki arsa satın aldım. Bu üç evin kazancı 2 milyon 400 bin lira oldu. İkinci ve üçüncü evlerden çok iyi para kazandım."
     

     
    'TÜRKİYE'Yİ YÖNETENLER BİZDEN ÇOK GERİDE'
     
    Böyle bir dönemde turizme girmek nerden aklınıza geldi?
     
    "Ben düşünen adamdım. Bir tek hedefim vardı, golf. Bir tek onu yapamadım. Sorgun’da bir golf sahası aldım. Çevreciler dava açtı ve iptal oldu. Çok üzgünüm. Side’ye yapılan en büyük kötülüktü. Sorgun Ormanlığı bugün çöplük. Bu arada ben çevrecilik yaptım. Side, köyüm olduğu için yollara binlerce ağaç diktim. Vidanjör aldım, turizmin kalıcı olması için herşeyi yaptım. Topluma vermek istediğim mesaj: Çevre, çevre, çevre… Türk turizminde biz altyapısız büyüdük. Otel yatırımcılarının tek bir politikası vardı: 'Oda yapayım'. Yanlışlık burada. Devlet de bizim hızımıza ayak uydurumadı. Daha birçok yerde altyapı tamamlanamadı. Hızlı yatırımlar yaptık ama dediğim gibi çok ileriyi görmeden yaptık. Ben Ali Barut olarak bunları gördüm ve Side çevresini komple ağaçlandırdım."
     
    Golf içimde kaldı dediniz, bundan sonra düşünmüyor musunuz?
     
     "Tahsisli bir arazi bu yörede olsa hemen isterim. Çünkü golfsüz bir turizm kentini düşünemiyorum. Her yıl kışın Uzakdoğu’ya gidiyorum. Bir Nairobi’de bile dört golf sahası var. Antalya merkezde hiç golf sahası yok. Ben bunu bürokratlara haykırdım ama malesef bir sonuç çıkmadı.  Türkiye’yi yönetenler, bizden çok çok geride diye düşünüyorum."
     
    Siz hep bir adım ötesini görmüşsünüz, bundan sonraki aşamada Antalya ve Türk turizminde neler ön plana çıkacak?
     
     "Allah Türkiye’yi krizden korusun! Öncelikle ancak şu anda öyle bir otel yapma yarışı var ki! Bütün otelciler borçlu. Ufak bir krizde yüzde 90’ı  iflas edecektir. Şu anda otel satılabilir ama kriz olduğu zaman kime satacaksın? Kim alır? Böyle bir krizde banka da birşey yapamaz. Bir de öyle bilinçsiz büyüyoruz ki. Müthiş bilinçsiz bir yapılaşma var, özellikle Side’de... Belek ve Sorgun’daki tahsisler iyi ama bizim Cennet ile Serik arasında üst üste belde belediyeleri verdiler ruhsatı, üst üste binalar yapıldı ve son derece ucuza pazarlanıyor. Ufak bir kriz olursa, fiyatlar daha da düşecek ve kalite bozulacak."
     
    "Malesef iyi bir planlama yok. Antalya Lara’da yürmi tane güzel otel var. Bunun yerine on beş tane olsaydı da ortalarına golf sahaları yapılsaydı, olmaz mıydı? Bunlar olmadığı için yazın 300 €'ya kaldığın otelde, kışın 50 €'ya kalıyorsun. Kışın iki golf sahası olsaydı, bunu 100 €'ya satardık. Allah’tan Turgut Özal Belek’i golfe açtı."
     
    'BELEK’İN NE KADAR ÖNEMLİ OLDUĞUNU FARK EDEMEDİM'
     
    Peki, Özal tahsisleri açtığı dönemde nerdeydiniz?
     
    "Biz hep Side’deydik."
     
    Hayıflanmadınız mı, keşke bu tahsislerden alabilseydim diye?
     
    "Hayır. Bir defa köyüm Side. Bir de Belek’e atlayacak maddi gücüm yoktu. 10 milyon dolar verip, alacak gücümüz yoktu. Golf konusunda beni takviye eden yoktu o dönem. Yalnızdım, farkına varamadım öneminin."
     
    Son olarak Dedeman Otel’i satın aldınız. Hayırlı olsun.
     
    "Aslında önceleri karşıydım ama çocuklarım beni ikna etti. 45 dönüm müstakil bir arsa. Burayı güzelleştireceğiz."
     
    Ne kadara almıştınız Dedeman’ı?
     
    "70 milyon doların üzerinde."
     
    'TATİLLERİM İÇİN TEKNEYİ TERCİH EDİYORUM'
     
    Tatillerinizi nasıl geçiriyorsunuz?
     
    "Teknem var. İki otelim varken, zengindim ben. Şimdi değilim. O zaman güzel bir tekne yaptım. İstanbul’da evler ve ofis aldım. Turizm o zaman daha iyi kazanıyordu. Şimdi sekiz otel var. Ama o dönemdeki gibi kazanamıyoruz açık konuşmak gerekirse. Tatillerim için yazın tekneyi seviyorum, kışın uzak bir yere gidip golf oynuyorum."
     

     
    'YAHUDİLER, GOLF OYNAMAMIZI İSTEMEZLERDİ'
     
    Ne zamandır golf oynuyorsunuz?
     
    "Side’den çıkmış bir adam olarak İstanbul Golf Kulübü’ne üye olan yirminci kişiyim. O zamanlar Yahudiler, Türk olduğumuz için bize garip garip bakarlardı, istemezlerdi bizi. Ben şimdi aidat bile vermiyorum, ilk üyelerden olduğum için. Şimdi düşünüyorum da, nereden nereye? Side’den çıkmış bir köy çocuğuyum ama Side’ye ilk sörfü ben getirdim. Su kayağı getirdim. Kendim de yaptım, hocalığını da yaptım. Güzel ata binerim, şimdi yoga ve golf ile ilgileniyorum. Hala su kayağı yapıyorum. Kar kayağı yapıyorum."
     
    "Yani hep ilkleri getiren adamım. Hep ileriye baktım. Bir de çok kitap okudum. 40 yıl önce Sigmund Freud okudum, Türk tarihiyle ilgilendim."
     
    'BİZİM EVDE HİÇ İBRAHİM TATLISES DİNLENMEDİ'
     
    Müzikle aranız nasıl?
     
    "Rum müziklerini çok seviyorum. Hindistan’a gittikten sonra oranın müziklerini de dinlemeye başladım. Sonra ikinci eşimle klasik müzik kavramım biraz değişti. Çünkü o biraz modern müzik seviyordu. Ancak hiçbir zaman bizim evde İbrahim Tatlıses dinlenmedi."
     
    'KİMSE ARKA BAHÇESİNİ DÜŞÜNMÜYOR'
     
    Son olarak bugün turizm sektörünün içinde bulunan kişilere yönelik tavsiyeleriniz olacak mı?
     
    "Aslında bu tavsiyelerin zamanı geçti. Çünkü Antalya’da çok fazla yapılaşma oldu. Kimse arka bahçesini düşünmüyor. Çevresiz bir bölgede 30 -40 €’ya müşteri bulunuyor. Golf ve çevre düzenlemesi olsaydı böyle olmayacaktı. Yatırımcı 400 odalı otel yapıyor, arabayı koyacak garaj bırakmıyor. Bu insanlara ne diyebilirsin ki? Atı alan Üsküdar’ı geçti. Küçük belediyelerin verdiği ruhsatlar ülkeyi berbat etti. Lara’da yüzer dönüm arsalara otel yaptılar ama arka bahçeleri yine yok. Bu insanlar bunları nasıl düşünmez? Eğer oda eksik olsa, çevre daha güzel olsa o az odadan daha fazla para kazanacaklar."
     
    "Bilen biliyor gibi gözüküyor. Herkes birer profesör. Açıyorlar krediyle büyük otelleri, sonra fiyat kırıyorlar. Turizmin geleceğinin nasıl kalıcı olması gerektiğini bilen var belki de ama genelde günlük düşünülüyor malesef."
     
    Antalya’nın durumunu pek parlak görmüyorsunuz galiba.
     
    "Evet, malesef öyle. Antalya, hak ettiği yerde değil. Bence en sorun bu. Belek Antalya’da bir marka oldu. Antalya’da 5 tane golf sahası olsa, her şey değişir. Ancak insanlar bunun önemini fark etmiyorlar. İnsanlarda hırs var. Kazanma hırsı var, bunlar bana göre turizmi günlük düşünmek. Kalıcı turizm için golf ve çevre şart.  
     
    Antalya dışına çıkmayı düşünmediniz mi? Örneğin İstanbul.
     
    "İstanbul’da otel yapmak kolay değil. Arsalar çok pahalı. İstanbul’da oda sayısı, talepleri karşılamıyor. Ben hükümetin yerinde olsam, sahildeki alanları istimlak eder ve turizme açarım. Türkiye ekonomisine yüzde 100 katkıda bulunur. Çünkü istanbul güzel ve tutulan bir şehir. İstanbul gibideniz kenarında kaç tane güzel şehir var? Bu alanda İstanbul’da büyük bir eksiklik var." 
     
     
     
    Bu haber 9.05.2013 - 19:56:55 tarihinde eklendi.

    Kullanıcı Yorumları

    RUHİ ÇUHADAROGLU. - 10.05.2013 11:01:17
    BAŞARILARINIZIN DEVAMINI DİLİYORUM...İYİKİ VARSINIZ..SAYGILAR.
    ERCAN TURHAN - 11.05.2013 13:13:22
    TEK KELIME ILE IBRET ALINACAK ,DERS ALINACAK BIR HAYAT OYKUSU.BASARILARINIZIN DEVAMINI DILIYORUM,ALLAH YOLUNUZU ACIK ETSIN SAYGILARIMLA.
    onur dombay - 24.10.2013 20:33:36
    2005 yılından bu yana sizin otelinizde çalışıyorum bu hikayeyi okoduktan sonra ne kadar doğru bir karar verdimin ve hiç pişman olmadımın sebebini şimdi daha iyi anlıyorum iyki varsınız saygılarımla.
    REMAX MILLENIUM GÜLAY TUNCAY - 22.01.2014 20:01:08
    Ali İhsan bey hayat hikayeniz etkileyici.. Antalya Bölgesinde bulacağım golf alanı için ilk sizi arayacağım..Başarılarınızın devamını diliyorum. Saygılarımla..
    Nevin Kalafatoğlu - 5.07.2014 23:13:57
    Benim için çok özel bir aile ve çok özel bir yeriniz var sektörde. Çok değerli arkadaşlarım, meslektaşlarım sizlerle çalıştılar ve hala çalışanlar var. Hayatımı sizlere borçluyum. Saygılarımla
    aziz BOY - 13.07.2017 01:38:59
    sayın ali ihsan bey doğruluğun ve dürüslüğün herkese örnek olsu bu devirde saygılarımla kdz ereğli
    Davut Turan - 13.07.2017 19:57:38
    Ali İhsan Bey, Merhabalar Barut Lara da konakladım.Çok memnun kaldım.Yıllardır tatil yaparım.Sektörde fark yarattığınız kesin.Başarılarınızın devamını dilerim.Dünyanın sizin gibi düşünen renkli insanlara ihtiyacı var.Sağlıcakla kalın.


    Yorum ekleyin



    Adınız :  

     

    Güvenlik Kodu :
    Yenile


     
    Diğer Yazılar:
    Tavit Köletavitoğlu hem kendi hem de Türkiye turizminin hikayesini anlattı...
    Müberra Eresin yaşam hikayesini Turizmden Portreler'e anlattı
    Temel Kotil'in azim, kararlılık ve çalışmayla dolu yaşam hikayesi
    Ramazan Aslan'ın emek, sabır ve mücadeleyle dolu yaşam hikayesi
    Firuz Bağlıkaya'nın yaşam hikayesi
    Kaan Kavaloğlu'nun başarılarla dolu yaşam öyküsü
    Sektörün tanıdık yüzü çalışkan bir turizmci: Faruk Boyacı'nın yaşam hikayesi
    Üniversitenin devrimci öğrencisinden kültür turlarının duayenliğine: Faruk Pekin
    Turizmin güler yüzlü abisi Rıdvan Edebal
    Hayalleri, umutları, maceraları ve unutulmaz aşkıyla İskender Çayla
    TMGT'den Armada Otel'e uzanan bir yaşam öyküsü: Kasım Zoto
    Hikmet Atilla'nın yaşam hikayesi
    Turizmde yeniliğin, ilklerin ve inatçılığın ismi: Hüseyin Kurtoğulları
    Hülya Aslantaş'ın mücadele ve başarılarla dolu yaşam hikayesi
    Rehber deyince akla gelen ilk isimlerden biri: Şerif Yenen
    Türk turizminin öncü ismi: Ceylan Pirinçcioğlu'nun yaşam hikayesi
    Hayatı turizmle yoğurmuş bir duayen: Ersin Özgündoğdu
    Yıldıray Karaer'in yaşam öyküsü Turizmden Portreler'de
    Burhan Silahtaroğlu yaşam öyküsünü TurizmGüncel'e anlattı
    Kadir Uğur'un macera ve sürprizlerle dolu yaşam hikayesi
    Bir turizm aşığı, Hakkı Ülkü'nün yaşam hikayesi
    Antalya otelciliğinin kurucusu: Ali İhsan Barut
    Her şey dahilin babası: Cem Kınay
    Hayatı boyunca başkanlık yapmış başkan: Başaran Ulusoy
    Editör Yazı Arşivi
    HER HAKKI TURİZMGUNCEL.COM'A AİTTİR   ©   COPYRIGHT 2017  ||  Genel RSS  || Güncel RSS  || Sektörel RSS  ||  Marka INTERACTIVE
    Anket
    Otelinizin satış fiyatı geçen yıla göre nasıl değişti?

    Yüzde 20 daha düşük
    Yüzde 10 daha düşük
    Geçen yılla aynı
    Yüzde 20 daha yüksek
    Yüzde 10 daha yüksek
    Ücretsiz Abone Olun