Sezon ortası yazısı: Niteliksiz turizme devam!

2016 yılında derin bir kriz yaşayan, 2017 yılında toparlanma emareleri gösteren Türkiye turizm sektörü, 2018'de ''Turizm patladı'' haberleriyle gazetelerin manşetlerini süslüyor.

Peki gerçek anlamda turizm sektöründe neler oluyor?

Aslına bakarsanız yeni bir şey olmuyor. Türkiye katma değeri düşük turizm yapmaya, çok düşük kar marjlarıyla çalışmaya, turizm çalışanlarına düşük ücretler verip onları ağır koşullarda çalıştırmaya devam ediyor.

TURİZM YATIRIMCILARI MUTLU!

Turizm yatırımcıları ise, Turizm Tesislerinin Belgelendirilmesi ve Niteliklerine İlişkin Yönetmelik'te yapılan değişiklikle beraber kamu arazileri üzerine kurulu tahsisli tesislerde yüzde 20 oranında kat irtifakı ve kat tapusu düzenleyebilecek olmanın mutluluğunu yaşıyor.

YÖNETMELİKTEKİ LOKANTALAR İLE İLGİLİ DEĞİŞİKLİĞİ KİMSE GÖRMEDİ

Ancak aynı yönetmelikte bakanlığın lokantalara müstakilen işletme belgesi vermeyeceği şeklindeki değişiklik hiçbir turizmcinin gündemine girmiyor. Turizmciler, Türkiye'deki belediyelerin büyük kısmının uzun süredir içkili restoranlara belge vermediğini, yeni düzenlemeyle birlikte bu tip mekan açmanın neredeyse imkansız hale geldiğini bilmiyor olmalı.

MEHMET İŞLER DE OLMASA...

Alkollü içkilere yapılan yüzde 15'in üzerindeki ÖTV zammına, ETİK Başkanı Mehmet İşler dışında, ses çıkaran oldu mu? Yoksa oteller ÖTV'siz alkollü içki alıyor da kimsenin haberi mi yok?

TÜRSAB BAŞKAN YARDIMCISI 120 YENİ OTELE NEDEN SEVİNİR?

TÜRSAB Başkan yardımcısı, uluslararası zincir markaların Türkiye'de 120 yeni otel açacağını müjdeliyor. Türkiye'nin hangi şehrinin neresinde ne tip otele ihtiyaç var, ya da var mı? Bunun fizibilitesi yapıldı mı? Hayır. O halde bir acenteci bu yatırım haberlerini nasıl olur da müjde diye verir? Acenteler Tükiye'ye getirdikleri turisti yatıracak otel bulamıyorlar mı örneğin?

OTEL FİYATLRINDAKİ DURUM, BİR KIYASLAMA

Almanya'nın bir şehrindeki 3 yıldızlı otelin oda-kahvaltı (üstelik doluluğu yüzde 50) satış fiyatı 107 euro. Odada bulunan tek şey yatak. Ne bir çay-kahve, ne bir şişe su ne de bir çift terlik...

Peki çok daha iyi servisi olan İstanbul'un göbeğindeki 4 yıldızlı bir otelin oda-kahvaltı fiyatı ne kadar? 50-60 euro. Elindeki mevcut nitelikli tesisleri bile değerinin çok altında satan turizmci, bu habere sevinebilir mi?

Bu arada, 'Türkiye'de yatırım yapacak' denilen uluslararası zincirlerin bu yatırımlarla ilgili tek kuruş riski yok. Tüm riski Türkiye'de yatırımı yapan şirketler üstleniyor.

RESORTLERDE DE DURUM FARKLI DEĞİL

Şehir otellerinde durum buyken resortlerde durum daha mı farklı? Maalesef değil. Belki de kıyı otellerinde durum daha kaygı verici.

Sezon ortasında sahil bandında bulunan  beş yıldızlı bir otelin temmuz ayı ortasında 2 kişi 7 gece yarım pansiyon fiyatı 2 bin 900 TL (536 euro). Alt segmentlere indikçe bu fiyat bin 500 TL'ye kadar düşüyor. Bu fiyata, uçak ve transfer de dahil tabi. Bu tesisler kalite ve servisini düşürmeden, personelini de mutlu edecek şekilde bir operasyon yürütebilir mi? Dahası, şu fiyatlarla ülkeye getirdiğiniz turist müze gezer mi, dışarıda bir restoranda yemek yer mi, alışveriş yapar mı?

BİLABEDEL 15-20 MİLYON TURİST AĞIRLIYORUZ

Bakanlık hedef yükselterek (sene başında 38 milyon öngörülmüştü) bu yıl Türkiye'nin 40 milyon ziyaretçi ağırlayacağını açıkladı. Yapılan turizm ve fiyatlar göz önüne alındığında, Türkiye'nin aslında 15-20 milyon turiste bilabedel hizmet verdiğini görmek gerekiyor.

OUTGOING ACENTELERİ ZOR DURUMDA

Son bir not: Yükselen döviz kurları nedeniyle Türkiye'de outgoing operasyonu yapan acenteler oldukça zor durumda. Türkiye'den yurt dışına operasyon yapan büyük acentelerin satışları yüzde 30 oranında daralmış durumda. Küçük çaplı acentelerde ise bu oran yüzde 50'yi buluyor. Ürün çeşidi ve tedarik ağı daha geniş olan büyük acenteler şimdilik durumu idare etmeye çalışıyor. Ancak küçüklerin durumu oldukça sıkıntılı.



9.07.2018 - 15:06:55
TurizmGuncel.com Yazıcı Dostu Gösterim