Turizmi bilmemek

En basit anlatımıyla herhangi bir işi bilmek sonuca giden en kısa yoldur. Sonuç başarı, para veya ün olarak ortaya çıkabilir.

Turizm 1980 yılında kör topal ve güncel deyimle obez olarak parlatıldığında kimse bu işi bilenlerin olup olmadığına bakmadı. Geçen zamanlarda da kazanılan paralar iş bilmenin tılsımını ortadan kaldırdı ve herkes turizmci oldu. Bugün yaşanan ancak 15-20 yıl öncesinde sinyal veren turizmde kötü gidiş tam bir iş bilmezliktir. Bu tabloda kamu ve turizm ile ilgili STK ların rolü büyüktür. Zaten yaşananlar baştan alınır ve kurguya bakılırsa krizin her daim olduğu ve olacağı açıkça görülecektir.

Ne yapılmalıydı ve yapılabilir sorusu öyle çok zor bir yanıta gerek duymaz. Eğer her yaşanan deneyim, iyi veya kötü iyice irdelenerek ortak kullanıma açılabilse sorun kökünden çözülecektir. Bunun yerine her kabine değişikliğinde yeni bir bakan ve farklı görüşler ortaya atılarak geri gidiş hızlandırılmıştır. Hâlbuki dünyadaki ileri ülkeler ve yaptıkları incelense ve buradan yapılacak çıkarımlar deneyim hanesine yazılarak kendimize özgü bir yöntem ortaya konulsa siyasi kararlar bozuk ve yetersiz olsa da sektör ilerleyebilirdi. İlginç olan bireysel ve STK yapısında çok fazla çalışma ve fikirlerin her an sürekli ortaya atılması ama yeteri kadar olgun olmayan veya ham düşüncelerin politik uygulama alanına dönüştürülme çabalarının boş heves olmasıdır. Büyük ve iddialı başlıklar ve yüzlerce sayfadan oluşan sözde planlar kopyala yapıştır yöntemi ile ortaya atıldıktan kısa süre sonra arşivde sadece yer işgal etmektedir.        

İşin özüne bakılırsa ve ileri ülkeler gözlenirse, turizmin sürdürülebilir bir model olması gerektiği açıktır. Çevrim doğa, çevre, tarih ve insan olarak tanımlanabilir. Bunlardan birisinin eksik olması durumunda sürdürülebilir bir yapı ortadan kalkar. Bu hassasiyetin anlaşılması özellikle turizmden para kazanan kişiler ve hizmet alanları bakımından önemlidir. Doğayı tahrip ederek veya bozulmasına yol açacak fikirlerin hayata geçirilmesi turizmi ortadan kaldırabilir. Peki, bu kadar basit bir konu neden çok karmaşık bir duruma sokularak özellikle tahribata yönelik tutumlar adeta teşvik edilmektedir?      
 
Biraz büyük resme bakmayı deneyelim, bakalım neler göreceğiz? Küresel olarak adlandırılan kapitalist ekonomi son 30-40 yıldır en kötü dönemini yaşıyor. Ancak beceriksizliklerini çok ustaca etraftaki kişi, kurum ve ülkelere pazarlıyorlar. Böylece bir şekilde ne kadar çok hata yapılsa da etrafındaki tabaka hemen öne atılarak tüm faturayı ödemeye gönüllü oluyor. Tabi ki bütüne bakınca bu hareketlerin saflıkla asla ilgisi olmadığını, kişisel kazanımlarla bağlantısını anlamak olasıdır. Ama bunu yapmak için sağlam bir sinir sistemine, sadece kendinize hizmet edecek beyin gücüne ve insan için çarpan bir kalbe sahip olmanız gereklidir.

Emperyalizmin ticari kolu olan kapitalizm çökmekte ancak ilginç bir şekilde kendisiyle bugüne kadar oluşturulmuş olan tüm yapıyı da çökertmek için ilgili ilgisiz, bilgili bilgisiz tüm insanları zehirleyerek kullanmaktadır. Basitçe bir sentez yapmaya çalışırsak bir dünya, üzerinde çeşitli ülkelere ait insanlar var ve tüm sistem dünya üzerinde yer alan bitki ve hayvan çeşitliliği yani yaşamı sürdüren bütün unsurların her yaptıklarının etkisinin diğerlerini etkilemesi üzerine kurulmuştur. Eğer sadece bunu yeterince algılayıp özümsemeye çalışsak büyük sorunları ortadan kaldırmak olasıdır.

Büyük ülke olarak adlandırılan bazılarının aslında ekonomik batak içine diğer körleştirilmiş ülkeleri çekmekte olduğunu görebilmek gereklidir. Dünyada sürdürülen savaşların arkasında tabi ki ekonomi bozukluğu yer almaktadır. Savaş çıkartanlar, daha sonra o ülkeleri imar etmeye soyunup iki türlü kazanım peşindedir. Eğer diğer büyük çoğunluk olan milletler ve halklar bu kötü gidişe dur diyemez veya politik sarmal içinde hapis tutulurlarsa sonuç tahmin edilenden daha kötü olacaktır. Küresel ısınma konusunda bile kafa karışıklığı yaratan bu egemen güçler, tüm dünya ülkelerinin yer altı zenginliklerini hovarda biçimde elde etme gayreti içindedir. Bu amaçla hükümetler, kişiler, STK lar hoyratça kullanılmaktadır. Doğal kaynakların hızla yok olduğu ve kirletildiği garip suni bir ortam yaratılmakta ve buna çözüm olarak başka gezegenlerde koloni kurmak gösterilmektedir. Oldukça masraflı ve uygulanabilir bir model olmadığı ortada.

Bu hayâsız gidişe karşı çıkmak olasıdır. Ancak irade ve kararlılık gerekir. Özellikle turizm konusunda temiz hava-su-gıda-enerji dörtlüsünün mutlaka milli bir hassasiyet durumuna getirilmesi ve özellikle kamu-üniversite-özel girişim platformunda büyük çalışmalar yapılması gereklidir. Tek şartla, tüm çalışmaların birbiri üzerine konarak büyük bir ağaç gibi dallanıp budaklanması ve tek kökü besleyip kuvvetlendirmesi önemlidir.

Eğer her yıl yeni bir fidan ekerseniz asla meyve sahibi olamazsınız.  

8.01.2018 - 16:28:11
TurizmGuncel.com Yazıcı Dostu Gösterim