Gelin şu işin doğrusunu anlatın!

Son 3 TÜRSAB genel kurulunu takip ettim. Yapılırsa dördüncü genel kurula şahitlik edeceğim.

Şimdiye kadarki bütün genel kurullarda, adayların açıklamalarına ve vaatlerine yer verdik, onların sesi olduk. Bazen sert açıklamalar oldu, bazen mizah döndü. Ama en nihayetinde TÜRSAB camiası toplanarak genel kurulda iradesini kullandı.

Bu genel kurulda da turizm yazarları olarak her üç adayla da toplantılar yaptık, sorular sorduk, verdikleri mesajları turizm kamuoyuna ilettik. Ancak 23. genel kurulun ertelenmesi için girişimler var.

TÜRSAB yönetimi, genel kurulun ertelenmesine, acenteler arasındaki kutuplaşmanın genel kurula kaos ve kargaşa olarak yansıma ihtimalini gerekçe gösteriyor. Kısaca 'salonda güvenliği sağlayamayız' diyor. Koskoca TÜRSAB, genel kurul salonunda kargaşa çıkarma ihtimali olan birkaç holiganı (onların kimler olduğu biliniyor diye düşünüyorum) engelleyemiyorsa konuşulması gereken daha vahim konular var demektir.

Gelin şu işin doğrusunu anlatın!

Sayın Ulusoy'un adaylıktan çekilmesiyle genel kurulu erteleme girişimi arasındaki ilişkinin ne olduğu açıklanmalıdır.

Bu karar TÜRSAB YK'nın ve Ulusoy'un kendi başına aldığı bir karar mı yoksa 'telkinler' söz konusu mu?

Genel kurula katılacak acentelerin uçak ve otel rezervasyonu hiç yapılmamış olabilir mi mesela?

Yani bu plan önceden yapılmış, tüm strateji seçimi erteleme üzerine kurulmuş olabilir mi?

Genel kurulu erteleme yetkisinin kimlerde olduğu, erteleme için nereye başvurulduğu belliyken ve henüz ortada resmi bir karar yokken, neden ''genel kurul ertelendi'' şeklinde üyelere ve medyaya mesaj gönderildi?

İlgili bakanlık TÜRSAB genel kurulunu ertelemezse, bu kısa sürede, alınmayan uçak biletlerinin tekrar alınması, yapılmayan otel rezervasyonlarının tekrar yapılması mümkün olabilecek mi?

Gündemde TÜRSAB olduğu için onu konuşuyoruz ancak sorun daha ağır. Türkiye'de, genel ve yerel seçimleri geçtim, uzun süredir muhtarlık hatta köy derneği seçimi bile sorunsuz yapılamıyor.  Önümüzde daha büyük bir problem var yani.

Bir mevkide bulunan birinin zamanı geldiğinde o mevkiyi terk etmesi artık zor geliyor. Mümkünse ölünceye dek o koltukta oturmak, oturamıyorsa koltuğu kendine yakın birine teslim etmek istiyor. Yani siyasi bir çürüme ile karşı karşıyayız. Nedeni ise basit; büyük çoğunluğun sessizliği. Yedi bin TÜRSAB üyesi acentenin kendi mesleki menfaatleri için bir araya gel(e)memesi.

'Boşvermişlik, Adamsendecilik, Bana mı kaldıcılık' siyasi kültür haline geldiğinde, bu tip sonuçlar da kaçınılmaz oluyor.

Başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere, ilgili otoritelerin konuyu ciddiyetle ele alıp, hem sektörün hem de kurumun itibarını göz önünde bulundurarak, genel kurulu yaptırması gerekiyor. Aksi taktirde, kurumun üzerinde ciddi şaibeler oluşacaktır.



27.11.2017 - 14:37:45
TurizmGuncel.com Yazıcı Dostu Gösterim