Bodrum'a düşmanlık hastalığı

Korkunç bir geceydi… Toprak çatırdıyor, yer yarılıyordu sanki. Derinden gelen bir uğultu, bir darbe, Bodrum’u silkeliyor, salladıkça sallıyordu. Binalar çatırdıyor, çatılar çökecekmiş gibi korkutuyordu hepimizi.

Tüm komşular, mahalle halkı, Bodrum sakinleri ve tatillerini geçirmek üzere kentimize gelen yerli yabancı konuklarımız, telaşla sokaklara fırladılar, bulundukları binaları terkettiler, araçlarında ve yol kenarlarında geçirdiler geceyi. Dayanışma içindeydi millet, herkes çevresine moral vermeye çalışıyor, korkmamasını istiyordu birbirinden. Uzun zamandır hasret kalmıştık böylesine birlik ve beraberliğe. Demek ki felaketler bizi daha kolay kenetliyor birbirimize. Keşke her zaman öyle olsak, normal yaşamımızda da öyle kalabilsek…

Ankara’nın turizme verdiği zarar, sel afeti, darbe, deprem... Başımıza gelmedik kalmadı. Bir de Ağustos’ta kar yağarsa hiç şaşmam. Ama Bodrum, bunlara iyi dayandı doğrusu. Hele Bodrumlunun soğukkanlığı, dayanışması, korkulara insani yaklaşımı her türlü takdir ve övgünün üzerindeydi. Bodrum’un o sevecen, herkesi sarıp sarmalayan, ağzındaki lokmayı dostlarıyla paylaşan insanı, örnek alınmayacak gibi değil. İftihar ettim Bodrumluyla, gurur duydum onlarla. Felaketi göğüslemesini, üzüntü ve korkuları paylaşmasını bilen Ege’nin güleryüzlü, akrabadan öte dost insanlarını son nefesime kadar yüreğimde yaşatacağım. Sağ olsunlar, var olsunlar, Allah onlara hep iyilikler, güzellikler, sağlık ve mutluluklar versin.
                                       
Öyle kötü kalpli, kötü ruhlu insanlarla hayatı paylaşmak zorunda kalıyoruz ki, buna da kızmamak ve üzülmemek mümkün değil. Depremin Bodrum’u vurması, neredeyse bazılarını çok memnun etti diyeceğim. Öyle yayınlar yapıldı, öyle haberler verildi, öyle dedikodularla çalkalandı ki ortalık, bu kadarına pes doğrusu. Bodrum’a ''bedroom'' diyenler mi ararsınız, güzelim kentin içki ve zinanın bedelini ödediğini söyleyen ahlaksızlara mı rastlarsınız, depremlerin süreceğini iddia eden felaket tellallarına mı katlanmak zorunda kalırsınız, hangi birini sayayım… Utanmazlara dur diyecek kimseler yok ki ortalıkta. O rezil yayınlara soruşturma açacak, milletin huzurunu kaçırmakta yarışan utanmazlara hesap soracak bir yargı mensubunun olmamasına da çok üzüldüğümü söylemeliyim. Halkı heyecana kaptıracak ve tahrik edecek yayınlara karşı, önleyici yasalarımız varken, bunların kağıt üzerinde kalması da gerçekten çok düşündürücü.

Ne demek ''Bedroom''? Koskoca bir kenti böylesine karalamaya kimin ne hakkı var? Bodrumlunun sağlam aile yapısına ve ahlaklı insanlarına karşı bu saygısızlığı yapma küstahlığının bir cezası olmayacak mı? Eline kalemi alanın yargısız infazlar yaptığı bir ülkede yaşadığımızı biliyoruz. Ama bir kentin tüm insanlarını, yaşantılarını ve ticari yapısını suçlamanın mutlaka bir bedeli olmalı. Bu bedeli tahsil edecek ve sorumsuzlara gerekli hesabı soracak bir makamı görmek istiyoruz artık. Zor günler geçirmiş, korkutucu bir depremi yaşamış insanların morale ihtiyacı var. Esnaf kan ağlıyor, çaresizlik içinde bocalıyor. Boşalan otellerimizi, apartlarımızı, pansiyonlarımızı tekrar doldurmamız lazım. Siftahsız dükkan kapatan insanlarımıza destek olmamız lazım. Böyle bir durumda, depremlerin devam edeceğini söyleyip yazarak, korkuları daha da beslemek ve Bodrum’un tekrar canlandırmaya çalıştığımız turizmine zarar vermek, ülkemizi sevmeyen ruh hastalarının işidir. Son zamanlarda sayıları giderek artan bu ruh hastalarına meydanı daha fazla boş bırakamayız. Yerel yönetimimizle, sivil toplum kuruluşlarımızla, Bodrum’u ve Bodrumluyu seven dostlarımızla sesimizi daha fazla yükseltmeli ve felaket tellallarına layık oldukları cevabı vermeliyiz.

Bodrum gözbebeğimizdir. Eksiğimiz olabilir, aksağımız olabilir, hizmette kusurlarımız olabilir. Ama kol kırılır yen içinde kalır. Bunların hepsini düzeltebiliriz. Ama önce Bodrum düşmanlarının ağzını kapatmalıyız. Hepimiz görüyoruz ki, yaraları çabuk sardık, şoku çok çabuk atlattık. Ayrıca kent yönetimindeki uyumun mükemmelliğini de belirtmeliyiz. Yeni valimiz daha ayağının tozuyla karşılaştığı bu felaketi, üstün bir beceriyle ve liyakatle yönetti. Gerekli önlemleri çok çabuk bir şekilde aldı. Bürokrasiyi mükemmel bir şekilde yönetip işlettiğine hepimiz tanık olduk. Polisiyle, jandarmasıyla, sahil güvenliğiyle, hastaneleri ve fedakar doktorlarıyla tüm devlet kadrosu görevini tam manasıyla ve eksiksiz yaptı. Bu kentin sakinleri olarak kendilerine şükran ve teşekkür borçluyuz.

Hariçten gazel okuyanlara aldırmayalım. Onların küstahlıklarını cevapsız bırakmayalım. Şimdi Bodrum’u o eski görkemli günlerine taşımak, turizme hareket kazandırmak için ne mümkünse yapmalıyız. Hepimiz taşın altına elimizi koymalıyız. Bu ülkeyi sevenlere, Bodrum’u ve Bodrumluyu sevenlere düşen görev budur. İnanıyorum ki, bu günleri de atlatacağız, geleceğimizi ve ticari hayatımızı daha parlak hale getireceğiz. Bodrum’da yaptığımız yönetim yanlışlarını da düzelteceğiz, imar yanlışlarını da önleyeceğiz, altyapı noksanlarını da tamamlayacağız. Yeter ki, birlik ve beraberliğimizi bozmayalım. El ele verelim, güç birliği yapalım. O zaman göreceksiniz ki çözemeyeceğimiz hiçbir sorun yoktur. Bodrum Türkiye’nin gözbebeğidir ve onun kıymetini yüceltmek için ne mümkünse yaparız.
   


26.07.2017 - 15:31:48
TurizmGuncel.com Yazıcı Dostu Gösterim