Turizm teşvik modeli

2016 yılı itibarıyla ülkemizde yaşanan olumsuzluklara karşı turizm sektörünün toparlanması için uygulanan yakıt teşviği şüphesiz en ciddi ve somut önlemlerden birisi olarak hatırlanacaktır.

Yakıt teşviği birçok yönüyle değerlendirilebilir veya eleştirilebilir. Ödenen teşviklerin paket fiyatlarına yansıtılmadığı ve tur operatörlerinin cebinde kaldığı gibi eleştirilerde gerçek payı olsa da hızla aşağıya düşen rakamları düzeltmek için en pratik ve etkili bir aksiyon olarak söz konusu düzenlemenin işe yaradığına tanık olunmuştur.

Teşvik modelinin ana amacı talebi arttırmak olmalıdır. Bunun en kestirme yolu şüphesiz fiyat avantajının son müşteriye kadar ulaştırılmasıdır. Zira müşteri talebi olmadan tur operatörlerinin istenen dolulukları sağlaması mümkün değildir. Bu bakımdan en ideal teşvik modeli aracılardan ziyade son müşterinin motivasyonunu arttıracak olan seçenektir diyebiliriz. Tabii ki tanıtım ve pazarlama faaliyetleriyle desteklenmeyen bir teşvik modelinin verimli olması beklenmemelidir.

Bununla birlikte sektörün türbülansa girdiği dönemlerle sınırlı olmamak üzere teşvik modelinde farklılaşmaya gidilmesi ve sadece tepkisel değil de sürekli gelişime yönelik kurgu ve düzenleme yapılması uluslararası düzeyde üst seviyelere ulaşılması açısından stratejik önem taşımaktadır. Teşvik sisteminin kurgusunda iki önemli unsur ön plana çıkmaktadır:

1. Yeni pazarlara nüfuz edilmesi

2. Mevcut pazarların geliştirilmesi

Bu bakımdan, teşvik modeli sözkonusu iki önemli unsuru da adresleyecek şekilde tasarlanmalıdır. Zira, yeni pazarların kuluçka döneminde yatırım maliyetine haiz olması mevcut pazarlara göre ekstra teşvik desteği ihtiyacını doğurmaktadır.

2016 yılında bir kere daha tecrübe edildiği üzere ziyaretçi sayılarının Avrupa ülkelerinde yoğunlaşması dolayısıyla AB bölgesine özgü olası olumsuzluklar neticesinde sert düşüşlere maruz kalınabilmektedir. Bu bakımdan alternatif pazarlara açılarak ülkemize gelen ziyaretçilerin uluslararası boyutta çeşitlendirilmesi risklerin dengelenmesi açısından elzem görülmektedir. Bir başka ifadeyle yeni pazarlara girilmesi sadece pastanın büyültülmesi değil aynı zamanda yeri geldiğinde alternatif pazar statüsünde rol oynayacak sağlam ve istikrarlı bir altyapı oluşturulması açısından da kritik önem arzetmektedir.

Örneğin, pazarlama odaklı çalışan uluslararası havaalanları yönetimleri destinasyon zenginliği sağlamak amacıyla yeni uçuş noktaları için ilk yıllarda yüzde 50 seviyesinden başlayan indirimler uygulamaktadır. Ayrıca boş kapasite değerlendirilmesi amacıyla sefer artışı yapan hava yollarına da  belirli oranlarda belirli hizmetlerde tenzilat yapılabilmektedir. Benzer şekilde turizm destinasyonları arasında üst sıralarda yer alan Antalya, Dalaman, Bodrum ve Kayseri gibi uçuş noktalarına yeni noktalardan direkt düzenlenecek dış hat seferlerine ilgili terminal işleticilerinin yanısıra DHMİ’nin de ciddi oranlarda ve geniş kapsamlı olarak teşvik vermesi oldukça etkili olacaktır.

Tatil destinasyonlarımıza yeni bir yurt dışı uçuş noktasından icra edilen direkt seferlerin ilk yılı için yakıt teşviği uygulamasının devam ettirilmesi turizm trafiğimizin küreselleşmesi adına son derece yüksek katkı sağlayacaktır. Bununla birlikte Tanıtma Genel Müdürlüğümüzün sektör girişimcilerine ait yeni projelerin hedef odaklı olarak teşviklendirilmesi taleplerine açık olmasının da sağlıklı bir büyüme ve gelişim için katalizör etkisi yapacağı açıktır.






14.07.2017 - 19:29:31
TurizmGuncel.com Yazıcı Dostu Gösterim