Çözüm nedir?

Günümüz iş ve sosyal yaşamında sıkılıkla tartışılması gereken ancak tabu olarak hiç el sürülmeyen bir konudur çözüm.

Neden?  

Çünkü ortaya çıkan bir sorun veya problemin ortadan kaldırılması bu işlemin çıktısıdır. Peki, ya sorun veya problem ortada kalsın ve bir şekilde bazı gerçekleri perdeleme görevi görsün gibi bir görüş varsa?

Dünyadaki krizler belirli aralıklara ortaya çıkar, toplumları etkiler ve bunlardan ders çıkaran olursa bazı olumlu etkisi de olabilir. Bazen uzun süre üst üste binerek büyümüş problemler bu tip kriz anlarında çözüme kavuşabilir. Ancak çözüm için gayret sarf edilirse, sorunun ne olduğunu anlayıp, nasıl ortaya çıkıp geliştiği yansız bir göz ile izlenirse problemler ortadan kaldırılabilir. Türkiye için özellikle turizm alanında kriz yılları 1980 – 1993 – 2008 olarak belirgin hale gelmiştir.

Dikkat ederseniz 1980 turizmin patladığı aynı zamanda akılsız politikalar ve alt yapı eksikliği ile çatladığı yıldır. Bu sağlıksız yapı üzerine inşa edilen hiçbir şeyin ayakları yere basmamaktadır. Her yere tesis yapılmış ama doğa inkâr edilmiştir. Tarım alanları, sulak araziler ve ormanlar birkaç yüz yataklı otellere, tatil köylerine, golf tesislerine dönüştürülmüştür. Bunlar yapılırken hayali ve aldatıcı reklamlar kullanılmış ama asıl var olan sorun ele alınmadığı için sorun içten büyümeye başlamıştır. Tesis inşaatları, kullanılan malzemeler, mobilya, dekorasyon, gıda üretimleri, personel eğitimi dikkate alınmadan ve güncel teknolojik gelişmeler uygulanmadığı için her yıl toplanan para ile yetinilmiş, bir sonraki sene tekrar baştan başlayıp sürekli aynı noktaya dönülmüştür. Yani sorun çözülmeden yola devam edilmiştir.

1993 suni körfez savaşları ile turizm çok büyük yara almıştır ancak aymazlık ile tedbir alınmadan devlet teşvikleri öne çıkartılmıştır. Bu yapılan vanası olmayan musluk gibi birikimleri kontrolsüz olarak akıtmıştır. Kriz sırasında tedbir alınırsa kriz sonrası bazı şeyleri düzeltmek olasıdır. Ancak bu basit yöntem bile gözden kaçırılmış ve pembe hayaller pompalanmıştır. Alt yapı ve turizm potansiyeli belirlenmeden sürekli tesis izinleri, teşvikler ve sınırsız kapasite artışı sonucunda çok sağlıksız bir obez turizm yapısı ortaya çıkmıştır. Bu süreç sınırsızlığı tarif edecek bir dönem olarak tarihte yerini alacaktır. Yapılan inşaatların kalite, estetik, çevre, enerji ve su projelendirmesi olmadığı gibi uzun süreli ödemesiz destekler alt yapıyı içinden çıkılmaz bir yöne döndürmüştür. Bugün düzeltmek istense belki tesisi maliyetinin yarısını harcamak gerekli olabilir.

2008 yılına gelirken zaten biriken sorunlarla ayakta durmayan bir yapı göz önünde durmaktaydı. KDV ve içki tartışmaları bazı gerçekleri gündemden düşürmeyi başardıysa da turizm kendi ölüm fermanını imzalamıştı. Bu durum herkes tarafından kolaylıkla tespit edilmesine rağmen bazı kişiler her şeyin yolunda olduğunu ve kapasitenin artırılması gerektiğini anlatmakta ve mevkilerini korumaktaydılar. Öyle ki otel yoğunluğu artan bazı yerleşkelerde ulaşım ve alt yapı sıkıntıları en üst seviyeye çıkmıştı. Ama yine de tesis yapımı için teşvikler, enerji ve su bedellerinin uzun süreler ödemeden muafiyet getirilmesi hastayı sadece biraz ayakta tutacak pansuman görevi gördü.

Bugün bu tablo değişmiş değil. Ama üzerine sağlık turizmi de eklenmiş durumda. Eğer bu işlerde ileri yabancı devletler bu işleri nasıl yapmışlar diye ilgi gösteren olursa görecektir ki bizdeki yapılanlar asla çözümle ilgili değildir. Sadece alışık olduğumuz üzere gün geçirilmektedir. Yarın bugünün sorunları da eklenerek karşımıza gelecek olması kimsede farklı bir çalışma isteği uyandırmamaktadır. Devlet bu konuda acemi ve STK lar beceriksizdir. Herkes hatalı kararlar ve uygulamaları icraata geçirip sonuçta başarı elde edebileceğini düşünmektedir. Bu büyük bir ham hayaldir. Turizmde ileri ülkeler ile aramızdaki makas açılmaktadır. Farkında olan var mı?

Çözüm için yapılacak çok basit ve temel bazı çalışmalar mevcuttur. Bu yıllardır konuşulan ve her yıl yenisi yapılan turizm planları ile gerçekleşmez. Belki de bugün yapılan tüm yanlışlar durdurularak hemen yarın için tedbirler almak ve uygulamak en akıllı iştir. Uygulanabilir kapsamlı bir turizm planı yapmak olasıdır. Bu plan içine tüm paydaşları katmak, öncelikle sorunları anında çözerek bütünü tam olarak algılayacak pozisyona gelmek ilk aşama olabilir. Turizm tarzları, uygulama yöntemleri, farklı sistemler, bölgesel gelişme tedbirleri, insan kaynaklarını değerlendirme, hayvan varlığı, botanik ve çevrebilim bilgilerinin sentezi yapılarak yenileştirilmiş bir sistem ortaya konabilir. Bunun diğer ayakları kısa eğitimler ile yaşama geçirilebilir. Konuyla ilgili projeler vardır ancak buna ilgi duyan kamu veya özel sektör yetkilileri yoktur. Biz yine doğru bildiklerimizi anlatmaya devam edeceğiz ve günün birinde bu cennet topraklar turizmde tüm dünyadan turistleri misafir ederken farklı disiplinleri devreye alarak büyük kazanımlar elde edecektir.

Unutulmasın, turizm ihracatın peşin para ile yapıldığı, ambalaj, nakliye ve geri iadesi olmayan, kazancı garanti olan bir ticari üründür. Aynı noktada buluşuyorsak aynı pencereden bakabiliriz.

7.08.2017 - 15:24:48
TurizmGuncel.com Yazıcı Dostu Gösterim