Turizmde şu anki durumu anlayarak geleceğe odaklanmalıyız

Sevgili TurizmGüncel okuyucuları, Türkiye turizminin şu anki durumunu anlayarak geleceğe odaklanmalıyız. Kısaca genel olarak özetlersek; Türkiye’de turizm sektörü önemli bir ekonomik aktör olarak Türk ekonomisinde yerini almaktadır. Net döviz kazandırıcı bir sektör olup, son on yıllık turizm gelirleri toplamı yaklaşık olarak 285 milyar dolardır.

Ülkemizde önemli tutardaki döviz açığını turizm sektörü karşılamaktadır. Turizm sektörü ülkemiz için öncelikli ve stratejik bir iş koludur. Uzun yıllar dünya turizm ekonomisi büyümesinin üzerinde büyüyen Türk turizmi, strateji ve uzun vadeli planlamada maalesef yeterli ve rasyonel yol alamamıştır. Büyüme uzun süreli/kalışlı yaz tatili segmentinden gelmiş, önemli ölçüde iki pazara dayanmıştır. Her şey olağan iken pazar konsantrasyonu ve pazarlama/tanıtım çeşitsizliği riskleri arttırmıştır.

2008 küresel finansal kriz ve 2011 Arap Baharı artçı sinyaller olmasına rağmen riskler göz ardı edilmiştir. 2015 yılında kaynak ülke ekonomilerinde yaşanan yüksek oranlı devalüasyonlar ve benzerinin etkileri ekonomik riskleri arttırmış ve kayıplar yaşanmıştır. 2016 yılında yakın coğrafyadaki hareketlenme Suriye ve Orta Doğu-Kuzey Arika bölgesinde siyasi/terör olayları uluslararası ilişkilerdeki bozulmalar sektörde algı değişimi yaratmış ve önemli tutarda hacim ve gelir kaybının oluşmasına neden olmuştur. Toplam turizm gelirleri yaklaşık olarak yarı yarıya azalma göstermiştir. Turizm sektörü her şeyden önce tüm ülkeler için önemli bir döviz kazandırıcı gelir kaynağı ve uluslararası iletişim ve etkileme gücüyle, barışa direkt katkı sağlayan etkin bir stratejik sektördür. Turizm, dünya coğrafyasının önemli geçiş/bağlantı kanalında olan ülkemiz için kaldıraç olan bir sektördür. Yukarıda kısa özet olarak bahsetmeye çalıştığım makro parametrelerle 2016 yılından bu yana sektörün yaşadığı dışsal sorunlar maalesef tüm dinamikleri bozmuştur.

35 milyar dolarlık bir yıllık gelire ulaşan sektörde, finansal borçluluk da 17 milyar dolar civarındadır. Yapısal olarak her ne kadar uzun vadeli yatırım borcu ağırlıklı olsa da yüksek borçluluk sektör için önemli tehdit oluşturmaktadır.

Kanaatimce sektörde şu an iki ana yapısal sorun mevcut;

*Uzun vadeli strateji oluşumunda düşünsel ve eylemsel olarak sektörel/kamusal birlik sorunu,

*Uluslararası ilişkilerde kaynaklanan gerilimler - terör riski/tüketici satın alma gücündeki yavaşlama ve uluslararası tanıtım/pazarlama- lobi eksikliği.

Bu ana yapısal sorunları aşmada kamu otoritesi birinci ölçüde çözümleyici konumdadır. Diğer taraftan ise sektör STK'ları tek üst çatı kuruluşta birleşmeli etkin strateji ile pazarlama – tanıtım – imaj konularında, başta Avrupa olmak üzere, tüm kaynak pazarlarda önemli katkılar yapmalıdır. Etkin önlemler alınmazsa oluşan risklerin etkileri uzun sürebilir.

Bu durumda 'Konaklama sektörü nereye gidiyor? Yatırım trendleri ne yönde?' diye göz atacak olursak;

Konaklama sektörüne iki yönden bakmanın doğru olduğuna inanıyorum. Şehirleşme ve modernleşme ile artan gerek iş, gerekse kültürel kısa seyahatlerin yarattığı şehir otelciliği talebi ve bunun yanında vazgeçilmez olan uzun süreli yaz tatili resort talebidir (deniz, kum, güneş başta olmak üzere, görme ve meraktan oluşan kültürel tatiller vb.).

Konaklamada ihtiyaç ve yapılanmada makro plandan uzak, tabiri caizse moda olan bir yapıda tesisleştik. Bugün ise nitelik kaybı yaşanmakta olup konaklama tesislerinde ayrışmaların başlaması kaçınılmazdır.  Sektördeki daralmanın etkisi ile bu durum daha da çok hissedilir hala gelmiştir. Görmezden geldiğimiz ve alışkanlıkların yarattığı zafiyetler ve profesyonellikten uzak yönetim anlayışları özellikle kitle turizm otellerinde önemli bir risk olarak açığa çıkmaya başlamıştır.

Dünyadaki trendler çok hızlı değişmekte ve tepki vermektedir. Yeni nesil kuşak bireysellik ve özgürlük talebi başta olmak üzere değişime yön vermektedir. Sektör; bu trendsel değişimleri iyi takip etmeli, görmeli ve buna göre konumlanmalıdır. Konaklamada üst yönetim kalitesi zayıflığı ve stratejik düşünce eksiliği ayrıca önemli risklerdendir.

Konaklamada risklerden korunmanın/kazanmanın yol haritası ise;

Konaklama sektöründe öncelik ne tür bir planlama yapılacağıdır. Öncelikle tesis iyi tanınmalı, güçlü ve zayıf yönleri net tespit edilmeli. Bu durum tespiti de profesyonelce yapılmalıdır. Her şey yönetim kalitesinde ve vizyonunda başlar.

“Yatırım sonrası güçlü yönetim yapınız ve etkin operasyonel insan kaynağınız tesisinizin geleceğini tayin eder.” 

Bu sektörde en büyük risk aile şirketlerindedir. Özellikle markalı (uluslararası tanınmış, vb.) olmayan tesislerde yönetim ve karar alma süreçleri tamamen aile bireylerinin yetkinliği ve risk iştahı ile doğru orantılıdır. Kurumsallığın temel ilkelerinden olan şeffaflık ve hesap verme kültürü bu yönetimlerde zayıflık göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yönetim şekillerinde olan ve yeteri kadar kurallı yönetime sahip olmayan kuruluşlar bugün stratejik planlamadan ve operasyonel işlerden daha çok günlük nakit ihtiyacını karşılamakla meşguller.

Gelecek; oryantalist yönetimlerden uzaklaşan, kurumsallaşan (daha çok kurallı yönetim diyelim), trendleri okuyan, yönlendiren vizyoner üst yönetimler ve yetkin operasyonel insan kaynağına sahip olan tesislerin olacaktır.

“Alışkanlıklar, önce örümcek ağı gibi incedirler, sonra halatlaşırlar.”

Çin Atasözü

9.06.2017 - 19:19:00
TurizmGuncel.com Yazıcı Dostu Gösterim