Boşuna mı kürek çekiyoruz?

Niyetim, geçen hafta katıldığım Travel Turkey İzmir fuarına ilişkin izlenimlerimi sizlere aktarmaktı. Ancak ülkemizi yasa boğan İstanbul’daki hain saldırının ardından kendimi bambaşka bir yazının içinde buldum...

Geçtiğimiz hafta İzmir’deydim. Sayın Bakanımız Nabi Avcı’nın da katıldığı fuarda, TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy erken rezervasyon kampanyasını başlattı. Sektör temsilcileri hazır Sayın Bakanımızı yakalamışken sektöre yönelik beklentilerini dile getirdi ve kendisiyle sohbet etme imkanı buldu.

Otelciler ve acentecilerle sohbetimiz sırasında tek bir ortak kaygı olduğunu gördüm: Ne olacak bu turizm sektörünün hali? Herkes birbirine moral vermeye çalışıyor ve bazı turizmciler 2017 yılının en azından bu yıl kadar kötü geçmeyeceğini anlatıyordu.

Ancak cumartesi gecesi tüm ülkemizi yasa boğan hain saldırı, hepimizi bir kere daha dağıttı. Fuarın son günü demorilize olan turizmciler, çaresizce stantları teker teker bıraktılar. 

Öncelikle bu hain saldırıda hayatını kaybeden tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Terör, tüm dünyanın başa çıkmakta zorlandığı lanet bir bela…Ülkemizde gencecik insanlar hayatını kaybettikçe içimiz acıyor, elimiz kolumuz bağlı ölen şehitlerimiz için yas tutuyoruz. Tekrar tekrar başa dönüyoruz… 

Bu acı olaylar, sadece birer turizmci olarak değil, insan olarak da yüreklerimizi dağlıyor. Daha iyi bir Türkiye ve Türk turizmi için emek harcıyor, projeler ve yatırımlar yapıyoruz... Ancak bir bomba patlıyor ve her şey altüst oluyor... Yaşanan her olayda, tekrar başa döndüğümüzü hissediyoruz. Hacıyatmaz gibi tam belimizi doğrulturken tekrardan kendimizi yerde buluyoruz.

Otelciler kan ağlıyor, işsizlik had safhada

Birkaç sene öncesini düşünün. İstanbul, dünya kongrelerine ev sahipliği yapan bir şehir, iş seyahatlerinde bir markaydı. Şimdi ise patlayan bombalar her şeyi bitirdi. Otelciler kan ağlıyor. Keza Antalya da aynı durumda. Pek çok otelci ay sonunu nasıl getireceğini bilemiyor, işsizlik had safhada…

Kendimizi kandırmayalım

Peki bundan sonraki süreçte ne yapacağız? Aslında bu sorunun yanıtını bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak ben dahil hiç kimse bilemiyor... Fuarda konuştuğumuz Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürü İrfan Bey, Türkiye'nin tanıtımı için canla başla çalıştıklarını anlatıyordu. Ancak ne yaparsak yapalım, terör olayları Türkiye'nin imajını bir çırpıda yok ediyor maalesef…

Belki biraz ağır olacak ama ‘üç maymunu oynama devri’ kapandı. Sektörün artık gerçekten bir araya gelip, ortak bir tavır sergilemesi gerekiyor. Kendimizi kandırmayalım, şapkamızı önümüze koyup neleri kaybettiğimize bakalım. Bunları bir yere ayrıştırıp, elimizdeki malzemelerle neler yapabileceğimize bakalım.

Terör ile turizmi ayrıştırmak

Türk turizminin bu talihsiz olaydan çıkmasının tek bir yolu var: Terör ile turizmi ayrıştırmak.

Terör olaylarını Türk turizminin dışında tutmaya yönelik algı yönetimi kuralım. Siyasi iradenin dışında turizmi yönetecek bir lobi çalışması yapalım.

Turizm destinasyonlarının, sınır komşularımızda yaşanan olaylardan uzak olduğunu dünyaya anlatalım.

Böyle bir durumda uzun yıllardır eleştirilen her şey dahil sistemi de Antalya için bir can simidi olabilir. Çünkü her şey dahil sistemiyle turistleri güvenle otellerine getirip, tatillerini yaptıktan sonra ülkelerine gönderiyoruz.

Dik duralım, güçlü olmaya çalışalım. Biz elimizden geleni yapalım ve arkamıza dönüp baktığımızda en azından yapamadığımız şeyler için pişman olmayalım. Zaman birlik zamanı, sadece turizm sektörü için değil, tüm Türkiye için, memleketimiz için…


12.12.2016 - 15:19:03
TurizmGuncel.com Yazıcı Dostu Gösterim